Omaggio A Gencer [Other Events]


OTHER MEMORIAL EVENTS
IN MEMORY

2026 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2026.05.10 [18th Death] / 1928.10.10 [98th Birth]

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

2025 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2025.05.10 [17th Death] / 1928.10.10 [97th Birth]

BORUSAN SANAT
INSTAGRAM

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS 
INSTAGRAM

LEYLA GENCER OPERA SANAT
INSTAGRAM

OPERA MAGAZINE
INSTAGRAM

OPERA NEWS
INSTAGRAM

SARANICO OPERA 
INSTAGRAM
OS

LEYLA GENCER MEMORIAL EVENING
Y SANAT MERKEZİ
2025.10.04
Y SANAT MERKEZİ

ORSIVAA

2025.10.03
INSTAGRAM

Türk operasının efsane ismi, dünya sahnelerinin gururu nam-ı diğer La Diva Turca, Leyla Gencer.
Gerek sesiyle gerek duruşuyla sanatın en asil hâlini temsil eden, her notasında tutkuyu hissettiren bu büyük sanatçıyı saygı, hayranlık ve özlemle anıyoruz.

2024

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2024.05.10 [16th Death] / 1928.10.10 [96th Birth]

BORUSAN SANAT
INSTAGRAM


ANKARA STATE OPERA & BALLET
INSTAGRAM

BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ PLATFORMU 
INSTAGRAM

OPERA MAGAZINE 
INSTAGRAM

SARANICO OPERA 
INSTAGRAM

DON GIOVANNI IN MEMORY OF LEYLA GENCER
İSTANBUL STATE OPERA & BALLET
2024.05.09
ATATÜRK CULTURAL CENTER, İSTANBUL

ANATOLIAN NEWS AGENCY
2024.05.08

Opera sanatçısı Leyla Gencer "Don Giovanni" eseri ile yad edilecek

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 20. yüzyılın en önemli sopranolarından Leyla Gencer anısına "Don Giovanni" operasını sahneleyecek.
Fatih Türkyılmaz, Ömer Mirza Şeker 
İDOB Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Caner Akgün, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Sahnesi'nde yarın gerçekleştirilecek temsile ve İDOB'a ait arşiv çalışmasına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Akgün, Leyla Gencer'in 16 yıl önce 10 Mayıs'ta hayata gözlerini yumduğunu belirterek, "Biz de bu vesileyle 9 Mayıs'taki 'Don Giovanni' temsilimizi kendisine adıyoruz. Bu tür görünürlükleri ve belirteçleri yapmak istiyoruz çünkü geçmişiyle ilişki kuran toplumlar ve kurumlar geleceğe de ışık tutuyor. Eğer biz değer verdiğimizi gösterirsek bizden sonraki kuşaklar da neden önemli olduğunu araştırmak ister." dedi.
İDOB olarak sosyal medyayı etkin kullandıklarını ve arşiv fotoğraflarını sanatseverlerin beğenisine sunduklarını ifade eden Akgün, İDOB arşivinde çok farklı eserlerin bulunduğunu söyledi.
"Elinizdeki bütün materyalleri getirin ve dijital arşivimize yükleyelim"
Akgün, bilinçli opera seyircisinin doğru arşivleri gören insanlardan oluşacağına dikkati çekerek, "Bu bizim için çok önemli ve aslında bu işe başlama ana fikrimiz. Bu bilinçle 1960'ta başlayan serüvenimizi bugüne kadar taşımak ve dijital ortama yansıtmak istiyoruz. Sanatseverlere açık çağrı yapıyoruz, elinizdeki bütün materyalleri getirin ve İDOB bunları filtrelerden geçirip dijital arşivine yüklesin. Dijitalin yanı sıra fiziksel olarak da bu materyallerin burada yer edinmesini istiyoruz.
İnsan aidiyet duyduğu yerde mutlu olur, aidiyet kurabilmek için de geçmişle ilişkili olmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
İDOB'un uluslararası alanda önemli sanatçıların İstanbul'a gelmesini, Türk sanatçıların da uluslararası platformlarda yer almasını sağladığına vurgu yapan Akgün, şunları kaydetti:
"Sanat ve sanatçı alışverişini yaptığımız sürece güncel kalacağız. Güncel kaldığımız sürece de geçmişimizin daha da parıldamasını sağlayacağız. AKM ile yeniden inşa edilen enerjiyle geçmişte aranan, talep edilen kurum özelliğimizi yeniden kazanıyoruz. Uluslararası bağlantıları sağlıklı bir şekilde yapan bir vitrinimiz olması büyük bir kazanç bizim için."
"En büyük amacımız, evrensel kültür sanat kriterlerini yerine getiren bir kurum olmak"
İDOB solistlerinden 1997'de hayatını kaybeden soprano Zehra Yıldız'a da 1 Haziran'daki "Uçan Hollandalı" temsilini adayacaklarını belirten Caner Akgün, "Kendisi çok önemli işler yapmıştı. Kariyerinin zirvesindeyken maalesef talihsiz bir beyin kanamasıyla kendisini kaybettik. Onun anısına da bu olayı gerçekleştiriyoruz." şeklinde konuştu.
Caner Akgün, haziranda gerçekleşecek 15. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali'nin önemli bir görünürlük sağladığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Festivalde 'Uçan Hollandalı', 'Madame Butterfly', 'Zorba' balesi temsilleri, bale yarışması, çocuk oyunları, 'Tan Sağtürk ile Bale Dünyası' ve bizi çok heyecanlandıran 'Carmina Burana' temsili olacak. Carmina Burana'yı sahneleme şeklimiz gelecekteki yaklaşımımıza mercek tutuyor. Hem sanat eleştirmenleri hem sanat kuramı üzerine çalışanların ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Boşluk kullanarak kütleler daha çok sıyrılmış, ışıkla kavramsal ve dolaylı anlatımın daha fazla olduğu modern çizgide bir yaklaşım olacak. Herkesi bu festivale bekliyoruz. Sezon içerisinde de İDOB'un köklerinden beslendiği yeni eserleri ve değerlerini andığı yeni etkinlikleri takip etsinler. 7'den 70'e mesaj verirken ve geleceğe yüzünü tutmuş, ideal çizgiler için evrensel kültür sanat kriterlerini yerine getiren bir kurum olmak en büyük amacımız."

İSTANBUL STATE OPERA 

2024.05.09
INSTAGRAM

SON GELİŞME 
2024.05.09

EXCERPT FROM THE EVENT

MIMESIS 
2024.05.09

Opera Sanatçısı Leyla Gencer “Don Giovanni” Eseri ile Yad Edildi

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 20. yüzyılın en önemli sopranolarından Leyla Gencer anısına Don Giovanni operasını sahneledi.
İDOB müdürü ve genel sanat yönetmeni Caner Akgün, Leyla Gencer’in 16 yıl önce 10 Mayıs’ta hayata gözlerini yumduğunu belirterek, “Biz de bu vesileyle 9 Mayıs’taki ‘Don Giovanni’ temsilimizi kendisine adıyoruz. Bu tür görünürlükleri ve belirteçleri yapmak istiyoruz çünkü geçmişiyle ilişki kuran toplumlar ve kurumlar geleceğe de ışık tutuyor. Eğer biz değer verdiğimizi gösterirsek bizden sonraki kuşaklar da neden önemli olduğunu araştırmak ister” dedi.
“Elinizdeki bütün materyalleri getirin ve dijital arşivimize yükleyelim”
Akgün, bilinçli opera seyircisinin doğru arşivleri gören insanlardan oluşacağına dikkati çekerek, “Bu bizim için çok önemli ve aslında bu işe başlama ana fikrimiz. Bu bilinçle 1960’ta başlayan serüvenimizi bugüne kadar taşımak ve dijital ortama yansıtmak istiyoruz. Sanatseverlere açık çağrı yapıyoruz, elinizdeki bütün materyalleri getirin ve İDOB bunları filtrelerden geçirip dijital arşivine yüklesin. Dijitalin yanı sıra fiziksel olarak da bu materyallerin burada yer edinmesini istiyoruz.
İnsan aidiyet duyduğu yerde mutlu olur, aidiyet kurabilmek için de geçmişle ilişkili olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“En büyük amacımız, evrensel kültür sanat kriterlerini yerine getiren bir kurum olmak”
İDOB solistlerinden 1997’de hayatını kaybeden soprano Zehra Yıldız’a da 1 Haziran’daki “Uçan Hollandalı” temsilini adayacaklarını belirten Caner Akgün, “Kendisi çok önemli işler yapmıştı. Kariyerinin zirvesindeyken maalesef talihsiz bir beyin kanamasıyla kendisini kaybettik. Onun anısına da bu olayı gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuştu.

Caner Akgün, haziranda gerçekleşecek 15. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali’nin önemli bir görünürlük sağladığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Festivalde ‘Uçan Hollandalı’, ‘Madame Butterfly’, ‘Zorba’ balesi temsilleri, bale yarışması, çocuk oyunları, ‘Tan Sağtürk ile Bale Dünyası’ ve bizi çok heyecanlandıran ‘Carmina Burana’ temsili olacak. Carmina Burana’yı sahneleme şeklimiz gelecekteki yaklaşımımıza mercek tutuyor. Hem sanat eleştirmenleri hem sanat kuramı üzerine çalışanların ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Boşluk kullanarak kütleler daha çok sıyrılmış, ışıkla kavramsal ve dolaylı anlatımın daha fazla olduğu modern çizgide bir yaklaşım olacak. Herkesi bu festivale bekliyoruz. Sezon içerisinde de İDOB’un köklerinden beslendiği yeni eserleri ve değerlerini andığı yeni etkinlikleri takip etsinler. 7’den 70’e mesaj verirken ve geleceğe yüzünü tutmuş, ideal çizgiler için evrensel kültür sanat kriterlerini yerine getiren bir kurum olmak en büyük amacımız.”


OKSİJEN WEEKLY NEWSPAPER
2024.05.10

Leyla Gencer, vefatının 16. yılında, Don Giovanni Operası ile anıldı.

Don Giovanni Operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından, Leyla Gencer'in vefatının 16. yılına ithafen sahnelendi.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından yapılan açıklamaya göre, Don Giovanni Operası, Atatürk Kültür Merkezi'nde sanatseverlerle buluştu. Açıklamada görüşlerine yer verilen İDOB Başrejisörü Caner Akın, sanatçının yurt dışında ulaştığı büyük başarılara değinerek, Türkiye'yi Avrupa'da gururla temsil ettiğini aktardı.
Akın, Gencer'in kendi asli milliyetini her zaman hatırlayan, hatırlatan ve savunan bir sanatçı olarak köklerini hiçbir zaman inkâr etmeyen bir Cumhuriyet kadını ve sanatçısı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: Dünya sanat tarihine iz bırakmış olan Leyla Gencer’in tutkusu, operaya, güzel şarkı söylemeye karşı hiç kaybetmediği aşkı, sanat ve hayat içindeki duruşu, bir eseri yorumlarken öncesi ve sonrasında gösterdiği titizlik, disiplin ve hassasiyetinin yeni gelen kuşaklar üzerinde büyük bir etkisi vardır ve var olmaya devam edecektir. 4 Mart 1956 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi, Mozart'ın başyapıtı Don Giovanni'nin Türkiye'deki ilk temsili ile sanatseverlerle buluştuğunda Leyla Gencer, 'Donna Anna' rolünü Suna Korad ile dönüşümlü olarak oynamıştır.



Don Giovanni temsilimizi duayen sanatçımız, hocamız, yol göstericimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği en büyük değerlerden biri olarak 'Devlet Sanatçısı' unvanını gururla taşıyan, 20. yüzyıl opera dünyasına damgasını vuran ve geniş repertuvarı, lirik sopranodan dramatik koloratüre uzanan bir yelpazede 72 role can veren Leyla Gencer'e ithafen gerçekleştiriyor ve değerli anısı önünde saygıyla eğiliyoruz”
Aytaç Manizade’nin sahneye koyduğu eserde Don Giovanni rolünü Caner Akgün, Leporello'yu Göktuğ Alpaşar, Donna Anna'yı Özgecan Gençer, Donna Elvira'yı Nesrin Gönüldağ, Don Ottavio'yu Ufuk Toker, Zerlina'yı Aslı Ayan, Masetto'yu Alp Köksal, II Commendatore rolünü ise Umut Tingür yorumladı. Eserde, İDOB Orkestrasını İbrahim Yazıcı, İDOB Korosunu ise Volkan Akkoç yönetti. Eserin dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını Serdar Başbuğ, ışık tasarımını Kemal Yiğitcan üstlendi.

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER
CENGİZ SAYIN & TULIO GAGLIARDO
2024.05.14
AHMED ADNAN SAYGUN SANAT MERKEZİ, İZMİR

2023 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2023.05.10 [15th Death] / 1928.10.10 [95th Birth]
 
BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

ITALIAN HIGHSCHOOL İSTANBUL
INSTAGRAM

TEATRO ALLA SCALA 
INSTAGRAM

ANATOLIAN NEWS AGENCY
2023.05.09

Dünya opera sahnelerinin "La Diva Turca"sı: Leyla Gencer
 
Milano, Roma, Venedik, Viyana, Paris, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio ve Chicago'da birçok kez başrolde sahne alan, dünyada "Türk Divası" (La Diva Turca) olarak tanınan Leyla Gencer, vefatının 15. yılında yad ediliyor.
Hilal Uştuk
Asıl adı Ayşe Leyla Çeyrekgil olan sanatçı, tüm dünyada opera sanatına katkıda bulunan ve gelmiş geçmiş en iyi beş kadın opera sanatçısı arasında gösteriliyor.
Usta sanatçı Gencer, Safranbolu'nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska'nın çocuğu olarak, 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de dünyaya geldi.
Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okumaya başlayan sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi.
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi.
Notre Dame de Sion'un ardından gittiği İstanbul İtalyan Lisesi'nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi'nde çalıştı.
Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak'tan eğitim aldı.
Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak'ın öğrencisi oldu.
Konservatuvardaki ilk gününde La Scala'da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949'da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı.
Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek üzere davet edilen ünlü İtalyan sanatçı Arangi Lombardi'yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla sanatçıyı etkiledi. Lombardi, Gencer'in konservatuvarı bırakarak kendisiyle Ankara'ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Gencer Ankara'da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio'nun da öğrencisi oldu.
Usta sanatçı, 1949'da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı.
"İnsan hiçbir zaman köklerini inkâr etmemeli"
Opera kariyerine 1950'de Ankara Devlet Tiyatrosunda Cavalleria Rusticana eserindeki "Santuzza" rolüyle adım atan sanatçı, İtalya'da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı.
Gencer, ilk sahne deneyimine ilişkin TRT'de 1990'da yayınlanan röportajında, "Ben sahneye ilk adımımı Ankara Devlet Operasında attım ve 'Cavalleria Rusticana' ile başladım. Sene 1950, 15 Ocak. 15 Ocak 1990'da Rossini seminerime başladım, İstanbul Devlet Tiyatrosunda. Bu benim için çok güzel bir olaydı. Aradan şöyle bir 40 sene geçmiş yani kolay değil." ifadelerini kullanmıştı.
La Scala'ya ilk gittiğinde yaşadıklarını da aynı röportajda dile getiren sanatçı, şunları söylemişti:
"Ben ilk kez İtalya'da Scala'ya gittiğim zaman, (Antonio) Ghiringhelli diye bir umum müdürü vardı. Harpten sonra uzun seneler kaldı. Beni ilk defa Scala'ya davet ettiği zaman, 'Siz büyük bir kariyer yapmak isterseniz bir İtalyan ismi alın.' dedi bana. 'Hayır. Ben kendi ismimle kariyer yapmak istiyorum.' dedim. 'Ama senin ismin bir Türk ismi. İtalyan ismi alırsan diğer Amerikalı arkadaşların gibi, daha çabuk isim yaparsın.' dedi. 'Zararı yok. Ben daha yavaş isim yaparım ama kendi Türk ismimle yapacağım.' dedim. Yani insan hiçbir zaman köklerini inkâr etmemeli."
ABD Başkanı Eisenhower için 1953'te Çankaya Köşkü'nde sahne aldı
Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü'nde verilen konserde, Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi.
Leyla Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının "Mücevherler" aryasını seslendirdi.
Türkiye ile İtalya arasında 1953'te gerçekleştirilen kültür anlaşması kapsamında, Roma'da bir resital vermek üzere görevlendirilen Gencer'in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde ettiği konserin ardından farklı bir yön kazandı. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer'i sesini dinletmesi için Napoli'deki San Carlo Operası'na gönderdi.
Gencer, San Carlo Operası ile 1954'te Napoli'de gerçekleştirilen yaz festivalinde yeniden "Santuzza" rolünü oynadı. "Yevgeni Onegin" ve "Madam Butterfly"da başrol alan Gencer, "Madam Butterfly" operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı.
"Napolili Türk" olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, "La Traviata"daki "Violetta" rolünü, Avrupa'nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.
La Scala'daki başarısıyla primadonna oldu
Leyla Gencer, 1956'da San Francisco'da rahatsızlanan Renata Tebaldi'nin yerine 1956'da "San Francesca de Rimini" operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957'de "La Traviata" eserinde "Violeta"yı seslendiren sanatçı, "Lucia di 74 Lammermoor" adlı eserde ise Maria Callas'ın yerine "Lucia" rolünü üstlendi.
Konservatuvara girdiği ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano'daki La Scala'da 26 Ocak 1957'de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc'in "Les Dialogues de Carmelites" operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.
Gencer, Milano'da La Scala'da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini'nin de aralarında bulunduğu ünlü bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı.
Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall'de orkestra eşliğinde çok sayıda konser veren sanatçı ayrıca Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago'da sahne aldı.
Leyla Gencer, son kez 1985'te Venedik Fenice Tiyatrosu'nda opera seslendirdi, 1994'te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası'nı aldı.
İtalya'da Caruso Ödülü aldı
Kariyeri boyunca 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına alan sanatçı, konserlerini 1992'ye kadar sürdürdü. Sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul'da opera seminerleri verdi.
Gencer, Türkiye'de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına önemli katkılarda bulundu. Dönemi itibarıyla unutulmuş birçok opera eserini tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri yeniden opera dünyasına kazandırdı.
"Devlet Sanatçısı" unvanını 1988'de alan sanatçı, 2007'de İtalya'da Caruso Ödülü'ne layık görüldü.
Opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmayı amaçlayan "Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması" sanatçı adına ilk kez 1995'te düzenlenmeye başladı.
Ayrıca 2004'te Türkiye'de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı.
Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer'e, pek çok ülke vatandaşlık teklifinde bulundu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, "Ben, Anadolu çocuğuyum." diyerek, yaşamı boyunca Türk vatandaşlığını onurla taşıdı.
Hakkında, Zeynep Oral'ın yazdığı "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Mayıs 2008'de Milano'daki evinde hayata veda etti.

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER
ACCADEMIA ALLA SCALA
2023.05.10
CRR CONCERT HALL

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER
İSTANBUL STATE OPERA & BALLET
2023.05.10
SÜREYYA OPERA HALL

ANATOLIAN NEWS AGENCY
2023.05.10
HİLAL UŞTUK

Leyla Gencer, vefatının 15. yılında yad edildi

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 20. yüzyılın dünyaca tanınmış sopranolarından Leyla Gencer'i, vefatının 15. yılında Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde andı. Hilal Uştuk 10.05.2023

İDOB'dan yapılan açıklamaya göre konserde, Wolfgang Amadeus Mozart'ın "Figaro'nun Düğünü", "Sihirli Flüt", Giuseppe Verdi'nin "La Forza del Destino", "Don Carlo", "Maskeli Balo", "Aida", "I Vespri Siciliani", Gioachino Rossini’nin "Sevil Berberi", Gaetano Donizetti’nin "Anna Bolena", Vincenzo Bellini'nin "Norma", Jules Massenet’in "Manon", Pietro Mascagni'nin "Cavalleria Rusticana", Camille Saint-Saens'in "Samson ile Dalila" adlı operalarından aryalar yorumlandı.
Fügen Yiğitgil'in piyanosuyla eşlik ettiği konserde, Esra Abacıoğlu Akcan, Perihan N.Artan, Aylin Ateş, Aslı Ayan, Jaklin Çarkçı, Evren Ekşi, Anna Sirel Y. Etyemez, Nesrin Gönüldağ, Gülbin Günay, Otilia İpek, Nazlı Deniz Süren, Hande Soner Ürben ve Evren Işık Yasemin solist olarak sahne aldı.
Batı ülkelerinde "La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün yapan Leyla Gencer, Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago'da birçok konser verdi.
Başarılı sanatçı, unutulmaz operaların karakterleri Lucia, Norma, Lady Macbeth, Queen Elizabeth, Floria Tosca, Lucrezia, Madam Butterfly, Aida ve Violetta karakterlerine uzun yıllar hayat verdi.

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER

OPERA STARS OF İSTANBUL UNIVERSITY STATE CONSERVATOIRE
2023.06.02
TÜRKAN SAYLAN CULTURAL CENTER


COMPLETE RECORDING

2022

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2022.05.10 [14th Death] / 1928.10.10 [94th Birth]

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

TEATRO ALLA SCALA 
INSTAGRAM

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER 
İSTANBUL STATE OPERA & BALLET
2022.05.07
SÜREYYA OPERA HALL

ANATOLIAN NEWS AGENCY
2022.05.07

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Leyla Gencer'i vefatının 14. yılında andı

20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi olarak gösterilen Leyla Gencer, vefatının 14. yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde düzenlenen konserle anıldı.
Aişe Hümeyra Bulovalı 
Konser öncesi AA muhabirine açıklamada bulunan İDOB'un müdürü ve sanat yönetmeni Suat Arıkan, "Leyla Gencer'e hayranlığımız, saygınlığımız ve vefa borcumuz, hepsi birleşince, ölüm yıl dönümlerinde, orkestralı ya da orkestrasız konserler yaparak onu anmak istiyoruz." dedi.
Arıkan, konserde İDOB'un güzide şarkıcılarını bir araya getirdiklerini belirterek, "Leyla Gencer'in repertuvarından olmak koşulu ilkesiyle program yaptık. Baritonumuz, baslarımız, sopranolarımız, mezo sopranolarımız var. Her sesten ikişer örnekle Leyla hanıma layık her yıl bir program yapmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.
Batı ülkelerinde "La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün yapan sanatçıyı anma konserinde, Giuseppe Verdi'nin "Macbeth", "La Forza del Destino" ve "Don Carlo", Amilcare Ponchielli'nin "La Gioconda", Giacomo Puccini'nin "Manon Lescaut" ve "Tosca", Francesco Cilea'nın "Adriana Lecouvreur" ve Umberto Giordano'nun "Andrea Chenier" operalarından aryalar seslendirildi.
Barkovizyon gösterisi ile Gencer'in hayatından kesitlerin sunulduğu konserde, Hüseyin Likos ile Fügen Yiğitgil piyanosuyla; solist olarak sahne alan Caner Akgün, Suat Arıkan, Perihan Artan, Aylin Ateş, Evren Ekşi, Zafer Erdaş, Nesrin Gönüldağ, Murat Güney ve Bülent Külekçi'ye eşlik etti.


GOOGLE NEWS
2022.05.07

ANATOLIAN NEWS AGENCY
2022.05.09


Dünya opera tarihine geçen "La Diva Turca": Leyla Gencer

Tüm dünyada opera sanatına katkıda bulunan ve gelmiş geçmiş en iyi beş kadın opera sanatçısı arasında gösterilen Leyla Gencer, vefatının 14. yılında anılıyor.

Aişe Hümeyra Bulovalı

Leyla Gencer, Safranbolu'nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska'nın çocuğu olarak, 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de dünyaya geldi.
Fransız bakıcısından Fransızca öğrenerek, Fransız klasiklerini okumaya başlayan sanatçı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgiler edindi.
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi.
Notre Dame de Sion'un ardından gittiği İstanbul İtalyan Lisesi'nden mezun olan Gencer, bir süre Beyazıt Kütüphanesi'nde çalıştı.
Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak'ın öğrencisi oldu.
İtalya'nın ünlü opera sanatçılarından Lombardi'yle çalıştı
Konservatuvardaki ilk gününde La Scala'da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949'da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı.
Ankara Devlet Konservatuvarına şan eğitimi vermek üzere davet edilen ünlü İtalyan sanatçı Arangi Lombardi'yi ziyaret ederek sesini dinleten Gencer, performansıyla sanatçıyı etkiledi. Lombardi, Gencer'in konservatuvarı bırakarak, kendisiyle Ankara'ya gelmesini isteyince, sanatçı İstanbul Konservatuvarındaki eğitimini yarıda bıraktı. Sanatçı Ankara'da, İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio'nun da öğrencisi oldu.
Usta sanatçı, 1949'da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı.

Kariyerine "Santuzza" rolüyle başladı
Kariyerine 1950'de Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Cavalleria Rusticana eserindeki "Santuzza" rolüyle adım atan sanatçı, İtalya'da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı.
Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü'nde verilen konserde, Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi.
Gencer, Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için ise Faust operasının "Mücevherler" aryasını seslendirdi.
Türkiye ile İtalya arasında 1953'te gerçekleştirilen kültür antlaşması kapsamında, Roma'da bir resital vermek üzere görevlendirilen Gencer'in yaşamı ve kariyeri, büyük başarı elde ettiği konserin ardından farklı bir yön kazandı. Konserdeki performansı dolayısıyla RAI Stüdyoları Genel Müdürü ve Müzik Yönetmeni Mairo Labroca, Gencer'i sesini dinletmesi için Napoli'deki San Carlo Operası'na gönderdi.
Gencer, San Carlo Operası ile 1954'te Napoli'de gerçekleştirilen yaz festivalinde yeniden "Santuzza" rolünü oynadı. "Yevgeni Onegin" ve "Madam Butterfly"da başrol alan Gencer, "Madam Butterfly" operası için yıl içinde 23 kez sahne aldı.
"Napolili Türk" olarak anılmaya başlayan usta sanatçı, "La Traviata"daki "Violetta" rolünü, Avrupa'nın çeşitli kentlerindeki operalarda canlandırdı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.
La Scala'da 1957'de sahneye çıktı
Leyla Gencer, 1956'da San Francisco'da rahatsızlanan Renata Tebaldi'nin yerine 1956'da "San Francesca de Rimini" operasında sahne aldı. San Francisco Operası ile 1957'de "La Traviata" eserinde "Violeta"yı seslendiren sanatçı, "Lucia di 74 Lammermoor" adlı eserde ise Maria Callas'ın yerine "Lucia" rolünü üstlendi.
Konservatuvara girdiği ilk günden itibaren hayalini kurduğu, operanın merkezi sayılan Milano'daki La Scala'da 26 Ocak 1957'de sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc'in "Les Dialogues de Carmelites" operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.
Gencer, Milano'da La Scala'da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Tchaikovsky ve Puccini'nin de aralarında bulunduğu ünlü bestecilerin eserlerini başarıyla yorumladı.
Londra Royal Albert Hall ve New York Carnagie Hall'de orkestra eşliğinde çok sayıda konser veren sanatçı ayrıca Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago'da sahne aldı.
Leyla Gencer, son kez 1985'te Venedik Fenice Tiyatrosu'nda opera seslendirdi, 1994'te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası'nı aldı.
İtalya'da Caruso Ödülü aldı
Kariyeri boyunca 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına alan sanatçı, konserlerini 1992'ye kadar sürdürdü. Sonraki yıllarda genç sanatçılar yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul'da opera seminerleri verdi.
Gencer, Türkiye'de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı, araştırmacı yönüyle Türk ve dünya operasına önemli katkılarda bulundu. Dönemi itibariyle unutulmuş birçok opera eserini, tozlu arşivleri tarayarak gün yüzüne çıkaran sanatçı, yorumladığı eserleri yeniden opera dünyasına kazandırdı.
"Devlet Sanatçısı" unvanını 1988'de alan sanatçı, 2007'de İtalya'da Caruso Ödülü'ne layık görüldü.
Sanatçı adına ilki 1995'te düzenlenen "Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması" ile opera dünyasına yeni yetenekler kazandırılması amaçlanıyor. Ayrıca 2004'te Türkiye'de Leyla Gencer adına gümüş hatıra parası basıldı.
Birçok ülkeden ve kurumdan sayısız ödülle nişan alan Gencer'e, pek çok ülke vatandaşlık teklifinde bulundu. Tekliflerin tamamını geri çeviren sanatçı, 'Ben, Anadolu çocuğuyum.' diyerek, yaşamı boyunca Türk vatandaşlığını onurla taşıdı.
Hakkında, Zeynep Oral'ın kaleme aldığı "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" kitabının yanı sıra birçok yazı ve araştırma kaleme alınan Gencer, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Mayıs 2008'de Milano'daki evinde hayata veda etti.
 

MEMORIAL EVENTS FOR LEYLA GENCER
A Panel, Documentary Screening and a Concert at her father’s birthplace Saranbolu
2022.05.10
SAFRANBOLU
 

Event Programme

 
16.00 Opening and Memorial Speeches 
19.00 Cocktail
19.30 Concert Ankara State Opera Artists
20.30 Screening Documentary Leyla Gencer: La Diva Turca
 


BRTV / EXCERPTS FROM THE EVENT

CONCERT
Leyla Dizdar Kültür Merkezi
Sanatçılar: Ankara Devlet Opera ve Balesi: Soprano Görkem Ezgi Yıldırım, Soprano Tuğba Dekak, Mezo Soprano Ferda Yetişer, Tenor Ünüşan Kuloğlu, Bariton Kâmil Kaplan, Piyanist Malahat İsmayılova. Kameraman: Ramazan Ağca
 
FINDY NEWS AGENCY
2022.05.09

Leyla Gencer vefatı'nın 14 yılıında "La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" 10 Mayıs'ta Karabükte Anılacak. 

Dünyanın önemli sopranolarından, "La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün kazanan Leyla Gencer, vefatının 14. yılı dolayısıyla 10 Mayıs'ta baba ocağı Karabük'ün Safranbolu ilçesinde çeşitli etkinliklerle anılacak. Safranbolu'nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı olan Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak 1928 yılında dünyaya gelen ve 80 yaşında vefat eden "Türk Divası" (Diva Turca) Gencer için Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı ile Safranbolu Belediyesi öncülüğünde anma etkinlikleri organize edildi. Ölüm günü olan 10 Mayıs'ta köyünden başlayacak etkinliklerde, köy muhtarı ve köyün ileri gelenleri tarafından Çeyrekgil ailesiyle ilgili bilgiler verilecek, "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" adlı kitabı kaleme alan Zeynep Oral'ın imza günü gerçekleştirilecek. Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının konseriyle devam edecek etkinliklerde, "Leyla Gencer: La Diva Turc" isimli belgesel izlenecek. Ayrıca, katılımcılara Gencer'in dedesiyle ünlenen börekten ikram edilecek. - "Her yıl yaşatmaya çalışacağız" Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı Başkanı Şefik Dizdar, AA muhabirine, Yörük köyünden Çeyrekgil ailesinin kızı olan Gencer'in İtalyan Lisesi'nde başlayan sanat hayatının dünyanın önde gelen isimleri arasına girmesiyle devam ettiğini söyledi. Gencer'in çok güzel bir kariyer elde ettiğini belirten Dizdar, "Biz onun ölüm yıl dönümü olan 10 Mayıs'ta ilk defa köyünden başlayan birtakım etkinlikler yapacağız. Çok büyük sanatkâr, ünü Türkiye'nin sınırları dışına çıkmış. Özellikle İtalya'da yaptığı çalışmalarla çok büyük ün kazanmış." diye konuştu. Etkinliklerle ilgili bilgi de veren Dizdar, "Herkes çok mutlu oluyor, gurur duyuyor böyle bir büyüğümüz olmasından dolayı. Anma dolayısıyla herkesin heyecanı var. Etkinlikte sopranolar onun adına konser verecek, filmi izletilecek. Hemşehrileri, köylüleriyle birlikte her yıl yaşatmaya çalışacağız." dedi. - Leyla Gencer İbrahim Çeyrekgil ile Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de dünyaya gelen Gencer, Notre Dame de Sion'da başladığı öğrenimine İstanbul İtalyan Lisesi'nde devam etti. İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi alan Gencer, İstanbul Şehir Korosu'nda solo sanatçısı ve Ankara Devlet Tiyatrosunda solist olarak yer aldı. "La Traviata"daki Violetta rolünü, Avrupa'nın çeşitli kentlerindeki operalarda oynayan, uluslararası festivallere katılan ve piyano eşliğinde resitaller veren Gencer, 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü'nde verilen konserde Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi. Kariyeri boyunca Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago gibi dünyanın birçok kentinde sahneye çıkan sanatçı, Lucia, Norma, Lady Macbeth, Queen Elizabeth, Filoria Tosca, Lucrezia, Madam Butterfly, Alceste, Aida, Violetta ve Leonora'nın sesi oldu. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası bulunan Gencer, 1988'de verilen "Devlet Sanatçısı" unvanının yanı sıra en son 2007'de İtalya'da aldığı Caruso Ödülü'ne kadar pek çok önemli ödülün ve nişanın sahibi oldu.

 

KARABÜK NET NEWS AGENCY
2022.05.09

Leyla Gencer Safranbolu'da Anılacak. 

Dünyanın önemli sopranolarından, "La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün kazanan Leyla Gencer, vefatının 14. yılı dolayısıyla 10 Mayıs'ta baba ocağı Karabük'ün Safranbolu ilçesinde çeşitli etkinliklerle anılacak. 

Safranbolu'nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı olan Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak 1928 yılında dünyaya gelen ve 80 yaşında vefat eden "Türk Divası" (Diva Turca) Gencer için Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı ile Safranbolu Belediyesi öncülüğünde anma etkinlikleri organize edildi. Ölüm günü olan 10 Mayıs'ta köyünden başlayacak etkinliklerde, köy muhtarı ve köyün ileri gelenleri tarafından Çeyrekgil ailesiyle ilgili bilgiler verilecek, "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" adlı kitabı kaleme alan Zeynep Oral'ın imza günü gerçekleştirilecek. Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının konseriyle devam edecek etkinliklerde, "Leyla Gencer: La Diva Turc" isimli belgesel izlenecek. Ayrıca, katılımcılara Gencer'in dedesiyle ünlenen börekten ikram edilecek. Her Yıl Yaşatmaya Çalışacağız Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı Başkanı Şefik Dizdar Yörük köyünden Çeyrekgil ailesinin kızı olan Gencer'in İtalyan Lisesi'nde başlayan sanat hayatının dünyanın önde gelen isimleri arasına girmesiyle devam ettiğini söyledi. Gencer'in çok güzel bir kariyer elde ettiğini belirten Dizdar, "Biz onun ölüm yıl dönümü olan 10 Mayıs'ta ilk defa köyünden başlayan birtakım etkinlikler yapacağız. Çok büyük sanatkâr, ünü Türkiye'nin sınırları dışına çıkmış. Özellikle İtalya'da yaptığı çalışmalarla çok büyük ün kazanmış." diye konuştu. Etkinliklerle ilgili bilgi de veren Dizdar, "Herkes çok mutlu oluyor, gurur duyuyor böyle bir büyüğümüz olmasından dolayı. Anma dolayısıyla herkesin heyecanı var. Etkinlikte sopranolar onun adına konser verecek, filmi izletilecek. Hemşehrileri, köylüleriyle birlikte her yıl yaşatmaya çalışacağız." dedi. Leyla Gencer İbrahim Çeyrekgil ile Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de dünyaya gelen Gencer, Notre Dame de Sion'da başladığı öğrenimine İstanbul İtalyan Lisesi'nde devam etti. İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi alan Gencer, İstanbul Şehir Korosu'nda solo sanatçısı ve Ankara Devlet Tiyatrosunda solist olarak yer aldı. "La Traviata"daki Violetta rolünü, Avrupa'nın çeşitli kentlerindeki operalarda oynayan, uluslararası festivallere katılan ve piyano eşliğinde resitaller veren Gencer, 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü'nde verilen konserde Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi. Kariyeri boyunca Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janeiro, Bilbao, Chicago gibi dünyanın birçok kentinde sahneye çıkan sanatçı, Lucia, Norma, Lady Macbeth, Queen Elizabeth, Filoria Tosca, Lucrezia, Madam Butterfly, Alceste, Aida, Violetta ve Leonora'nın sesi oldu. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası bulunan Gencer, 1988'de verilen "Devlet Sanatçısı" unvanının yanı sıra en son 2007'de İtalya'da aldığı Caruso Ödülü'ne kadar pek çok önemli ödülün ve nişanın sahibi oldu. Adına "Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması" düzenlenen, hayatını anlatan "Leyla Gencer: La Diva Turca" belgeseli bulunan Gencer için 2004'te Türkiye'de gümüş hatıra parası basıldı. Hakkında birçok kitap yazılan ve dünyada "Türk Divası" (Diva Turca) olarak tanınan Leyla Gencer, 10 Mayıs 2008'de Milano'daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak hayata veda etti. Vefatının ardından Safranbolu'daki baba ocağı Yörük köyünde ünlü sanatçının bir büstü yapıldı. Anılarının yaşatılması amacıyla onarımı devam eden baba evinde Gencer'in kişisel eşyaları sergilenecek.



İHA NEWS AGENCY
2022.05.10

Vefatının 14. Yılında La Diva Turca Leyla Gencer için Anma Programı

"La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün kazanan ve 20. yüzyılın önemli sopranolarından biri olarak görülen Leyla Gencer vefatının yıldönümünde Karabük’ün Safranbolu ilçesinde anıldı.


KARABÜK NET NEWS AGENCY
2022.05.10

Leyla Gencer Baba Ocağı Yörük Köyünde anıldı

Dünyaca ünlü opera sanatçısı Leyla Gencer, baba ocağı Yörük Köyünde anıldı Dünyanın önemli sopranolarından, "La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün kazanan Leyla Gencer, vefatının 14. yılı dolayısıyla baba ocağı Karabük'ün Safranbolu ilçesinde çeşitli etkinliklerle anıldı. 

Safranbolu'nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı olan Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak 1928 yılında dünyaya gelen ve 80 yaşında vefat eden "Türk Divası" (Diva Turca) Gencer için Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı ile Safranbolu Belediyesi öncülüğünde anma etkinlikleri organize edildi. Babaevinin bahçesindeki Leyla Gencer büstünün önünde başlayan etkinlikte, Karabük'ten yayın yapan BRTV Yönetim Kurulu Mehmet Çetinkaya, Yörük Köyü Kültür Mirasını Koruma ve Dayanışma Vakfı Başkanı Hüseyin Remzi Çağlayan, Yazar Doğan Satmış ve "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" adlı kitabı kaleme alan Zeynep Oral, yaptıkları konuşmada, Çeyrekgil ailesi ve Leyla Gencer hakkında bilgiler verdi. Daha sonra ilçede bulunan Safranbolu Belediyesi Leyla Dizdar Kültür Merkezinde devam eden etkinlikte Zeynep Oral, imza günü gerçekleştirdi. Katılımcılara, Gencer'in dedesiyle ünlenen börekten ikram edildi, Devlet Opera ve Balesi sanatçıları bir konser verdi. Etkinlikler, Gencer'in hayatını anlatan belgeselin izlenmesi ile son buldu. Etkinliklere, Karabük Valisi Fuat Gürel, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı Başkanı Şefik Dizdar, ile diğer protokol üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Leyla Gencer Kimdir? İbrahim Çeyrekgil ile Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de dünyaya gelen Gencer, Notre Dame de Sion'da başladığı öğrenimine, İstanbul İtalyan Lisesi'nde devam etti. İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi alan Gencer, İstanbul Şehir Korosu'nda solo sanatçısı ve Ankara Devlet Tiyatrosunda solist olarak yer aldı. "La Traviata"daki Violetta rolünü, Avrupa'nın çeşitli kentlerindeki operalarda oynayan, uluslararası festivallere katılan ve piyano eşliğinde resitaller veren Gencer, 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü'nde verilen konserde Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi. Kariyeri boyunca Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago gibi dünyanın birçok kentinde sahneye çıkan sanatçı, Lucia, Norma, Lady Macbeth, Queen Elizabeth, Filoria Tosca, Lucrezia, Madam Butterfly, Alceste, Aida, Violetta ve Leonora'nın sesi oldu. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası bulunan Gencer, 1988'de verilen "Devlet Sanatçısı" unvanının yanı sıra en son 2007'de İtalya'da aldığı Caruso Ödülü'ne kadar pek çok önemli ödülün ve nişanın sahibi oldu. Adına "Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması" düzenlenen, hayatını anlatan "Leyla Gencer: La Diva Turc" belgeseli bulunan Gencer için 2004'te Türkiye'de gümüş hatıra parası basıldı. Hakkında birçok kitap yazılan ve dünyada Türk Divası olarak tanınan Leyla Gencer, 10 Mayıs 2008'de Milano'daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak hayata veda etti. Vefatının ardından Safranbolu'daki baba ocağı Yörük köyünde ünlü sanatçının büstü yapıldı. Anılarının yaşatılması amacıyla onarımı devam eden babaevinde Gencer'in kişisel eşyaları sergilenecek.

 

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2022.05.12
ZEYNEP ORAL

Leyla Gencer’i anarken

Sevgili Leyla Gencer,

Size Safranbolu’dan yazıyorum. Ne işim mi var burada? Sizin için geldim. 10 Mayıs’ta sonsuzluğa göçüşünüz, çok yerde etkinliklerle anıldı. Ama “baba ocağı” Safranbolu’daki farklı içtenlikteydi.

Sizinle Safranbolu’yu çok konuştuk. Dünya kültür mirasının bir parçası olan muhteşem mimarisinin korunması, tanınması için çorbada tuzum bulunan Safranbolu... 70’li yıllardan beri Metin Sözen’in ve eski Belediye Başkanı Kızıltan Ulukavak’ın kışkırtmalarını bana hep anlattırdınız.  
Şimdi iki dünya markasını, “Leyla Gencer” adıyla, “Safranbolu” mucizesini birleştirip güç birliği yapıyor yöre sakinleri. Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı ile Safranbolu Belediyesi öncülüğünde düzenlenen etkinliklere katılım ve ilgi öylesine sahiciydi ki... Sanata tutkun vakıf başkanı Şefik Dizdar’ı ve genç, dinamik, azimli Belediye Başkanı Elif Köse’yi tanısanız, siz de çok sevecektiniz.  

Yörük Köyünde
İlk anma, gün içinde babanızın doğduğu Safranbolu’dan 10 km uzaklıktaki Yörük köyündeydi. Tam sizin o güzel heykelinizin önünde... Atatürk’ün bakışları da sizin üzerinizdeydi. Benim gibi herkes o bakışları hissetti. Atatürk’ün kızlarındansınız ya!..  
Konuşmalar oldu, sesinizi, aryalarınızı dinledik. Hüzünlüydüm, çünkü buraya her gelişte o güzelim baba evinin biraz daha çöktüğünü, camların kırıldığını görüyorum. Neyse ki Kültür Bakanlığı çatısını onarmış... Bakalım belki devamını da getirirler. Orası mutlak bir Leyla Gencer Evi’ne dönüştürülmeli!

Safranbolu’da

Safranbolu’ya her giden mutlak Kültür Vakfı’nın Sanat Evi’ni ziyaret etmeli. (Cinci Han’ın karşısı) Kadınların el işlerine, gönül işlerine hayran oldum.   
Akşam etkinliğinde “Tutkunun Romanı- Leyla Gencer” kitabımı imzaladım. Ne mutlu. Hayranlarınızdan çoğu gençlerdi. Üniversiteliler ve liseliler. 
Sahnedeki gençler de müthiştiler! Ankara Operası’ndan sopranolar Görkem Ezgi Yıldırım, Tuğba Dekat, tenor Ünüşan Kuloğlu, mezosoprano Ferda Yetişer, bariton Kâmil Kaplan, piyanoda Melahat İsmailova eşliğinde sevilen aryaları söylediler.  
Sonra yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı o enfes belgeseli izledik ve ölümsüzlüğünüze tanıklık ettik... 
Bu görkemli anmaya katılamayanlar üzülmesin, BRTV uydu kanalının dinamosu Mehmet Çetinkaya, bu dört dörtlük şöleni geniş kitlelerle paylaşacaktır!

Ahmet Say! Ah Yüreğim!

Sevgili Leyla Hanım,


Bu yazıyı yazarken boğazımda bir yumru... Sizin de tanıdığınız ve çok sevdiğiniz Ahmet Say’ı bugün sonsuzluğa uğurluyoruz. 
Ahmet Say: Müzik insanı, edebiyat insanı, vicdan insanı, hak ve hakkaniyet insanı, direnç insanı! Tüm yaşamı boyunca bilgi, aydınlanma, çağdaş eğitim, evrensel değerler peşinde koştu. Tüm yaşamı boyunca sömürüye, haksızlığa, eşitsizliğe karşı direndi. Ama burası Türkiye! “Bedelini” ödettiler!
Hatırlıyorum: Floransa’dayız. Sene 2007. Siz Leyla Gencer, muhteşem bir saray bahçesinde benim kolumda sahneye çıkıyor ve “2007 Caruso Ödülü”nü alıyorsunuz. Sahneden inince, Ahmet Say, gözleri parlayarak size hayranlığını dile getiriyor. Siz kraliçe edanızla elinizi ona uzatıyorsunuz. O eli alıp dudaklarına götürüyor. Sonradan hep söyleyecekti “Neden sanki sarılıp iki yanağından da öpmedim” ... İşin tuhafı, siz de aynı tümceyi söylediniz bana!   
O akşam Floransa’nın ünlü meydanında Fazıl Say’ın Zubin Mehta yönetiminde orkestrayla konseri var. Yan yana oturuyoruz. Fazıl’ın Fazıl Say olmasının yolunu açan Ahmet Say, konser sonunda şöyle mırıldanıyor: “Ülkemin çağdaşlaşma yolunda önemli adımlar atan oğlumla gurur duyuyorum.” (Ben de ben de!) İşte böyle. Say ailesine ve tüm sevenlerine, yoldaşlarına sabır diliyorum.
 

2021 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2021.05.10 [13th Death] / 1928.10.10 [93th Birth]

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM
Posts written by Yekta Kara, Franca Cella, Ahmet Etem Erenli, Zeynep Oral


İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

ITALIAN HIGHSCHOOL SOCIETY

INSTAGRAM

MEZOPOTAMYA 

INSTAGRAM

TEATRO ALLA SCALA [Instagram]

INSTAGRAM

ANATOLIAN NEWS AGENCY
2021.05.09

20. yüzyılın dünyaca tanınmış Türk Divası: Leyla Gencer

Dünyada "Türk Divası" (La Diva Turca) olarak tanınan usta sanatçı, Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao ve Chicago'da birçok kez sahne aldı. Saadet Firdevs Aparı.
20. yüzyılın önemli sopranolarından Leyla Gencer'in vefatının üzerinden 13 yıl geçti.
Gencer, 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı olan Alexandra Angela Minakovska'nın çocukları olarak dünyaya geldi.
Köken olarak Safranbolulu olan Gencer, babasından hoşgörü ve insan sarraflığının yanı sıra annesinden ise asil duruşunu, olaylar karşısındaki tepkilerini, davranışsal özellikleri ile müzik tutkusunu aldı.
Gencer, Fransız bakıcısından Fransızca öğrendi ve böylece Fransız klasiklerini okumaya başladı. Çocukluğunda dünya edebiyatının, tiyatrosunun, müziğinin, sanat ve kültürünün her alanında geniş bilgiler edindi.
Cemal Reşit Rey'in öğrencisi oldu
Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Bu sırada eğitimine devam eden Gencer'i eşi kariyeri boyunca destekledi.
Notre Dame de Sion'da başladığı öğrenimini İstanbul İtalyan Lisesi'nde bitiren sanatçı, daha sonra bir süre Beyazıt Kütüphanesi'nde çalıştı.
Gencer, İstanbul Konservatuvarı'nda şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak'ın öğrencisi oldu.
Daha konservatuvardaki ilk eğitim gününde La Scala'da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949 yıllarında İstanbul Şehir Korosu'nda solo sanatçısı olarak yer aldı.
- İtalya'nın ünlü opera sanatçılarından Lombardi'yle çalıştı
İtalya'nın ünlü opera sanatçılarından olan Arangi Lombardi, Ankara Devlet Konservatuvarı'na şan eğitimi vermesi için davet edilince Leyla Gencer, sanatçıyı kendisini dinletmek için ziyaret etti ve performansıyla hocayı etkiledi.
Lombardi, Gencer'in bu performansı üzerine onun konservatuvarı bırakarak, kendisiyle Ankara'ya gelmesini isteyince usta opera sanatçısı, İstanbul Konservatuvarı'ndaki eğitimini yarıda bıraktı.
Ankara'ya giden Gencer, Lombardi'nin yanı sıra İtalyan tenor Apollo Granforte, Adolfo Camozzo, Di Ferdinando, George Reinwald ve Domenico Trizzio'nun da öğrencisi oldu.
Leyla Gencer, 1949'da Ankara'ya gittiğinde, Devlet Tiyatrosunun başında Muhsin Ertuğrul görevdeydi ve opera da devlet tiyatrosuna bağlı olarak çalışmalarını yürütmekteydi. O dönemde operanın solist kadrosunda yer olmamasından dolayı koro sınavına başvurmak durumunda kalan Gencer, sınavı kazanarak ve koronun kadrosuna alındı.
Kariyerine Cavalleria Rusticana eserindeki "Santuzza" rolüyle başladı
Kariyerine 1950'de Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Cavalleria Rusticana eserindeki "Santuzza" rolüyle adım atan sanatçı, İtalya'da da ilk kez bu rolle seyirciyle buluştu.
Birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne alan Gencer, 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için, Çankaya Köşkü'nde verilen konserde Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi.
Gencer, yine aynı dönemde Fransız Parlamento Başkanı ve Dışişleri Bakanı için Faust operasının "Mücevherler" aryasını seslendirdi.
Leyla Gencer'in Ankara'daki yaşamı ve mesleki hayatı, 1953'te Türkiye ile İtalya arasında gerçekleştirilen kültür antlaşması neticesinde, Türkiye'nin kendisini Roma'da bir resital vermesi için görevlendirmesiyle farklı bir yön kazandı.
Bu resitaldeki performansıyla büyük bir başarı ve beğeni toplayan Gencer'i, RAI stüdyolarının genel müdürü ve müzik yönetmeni maistro Mairo Labroca sesini dinletmesi için Napoli'deki San Carlo Operası'na gönderdi.
Gencer, 1954'te Napoli'de "San Carlo Operası"nda rol aldı ve "Cavalleria Rusticana"da "Santuzza" rolünü yaz festivalinde oynadı.
"Madam Butterfly" operası için bir senede yirmi üç kez sahne aldı
"San Carlo Operası"nda "Yevgeni Onegin" ve "Madam Butterfly"da başrol oynayan Gencer, Napolili Türk olarak anılmaya başladı. O sene "Madam Butterfly" operası için 23 kez sahne aldı.
Gencer ayrıca "La Traviata"daki Violetta rolünü, Avrupa'nın çeşitli kentlerindeki operalarda oynadı, uluslararası festivallere katıldı ve piyano eşliğinde resitaller verdi.
San Francisco'da rahatsızlanan Renata Tebaldi'nin yerine 1956'da "San Francesca de Rimini" operasında sahne alan Gencer, San Francisco Operası'nın bünyesinde 1957 temsil yılında "La Traviata" opera eserde "Violeta" karakterini oynadı. "Lucia di 74 Lammermoor" adlı opera eserinde ise Maria Callas'ın yerine "Lucia" rolünü üstlendi.
Gencer, 26 Ocak 1957'de Milano'da "La Scala Tiyatrosu"nda sahneye çıkma amacına ulaştı. Francis Poulenc'in "Les Dialogues de Carmelites" operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.
Gencer, 1956 ile 1978'de ABD'de birçok opera temsili, resital ve konserde görev aldı. 1973'te Carnegie Hall'da oynadığı ve yorumladığı, Donizetti'ye ait "Caterina Cornaro" operası ABD'de ilk kez yorumlanması açısından önemli bir yer teşkil etti.
Dünyanın birçok yerinde sahneye çıktı
Londra'da Albert Hall'de, New York'da Carnagie Hall'de orkestra eşliğinde konserler veren Leyla Gencer, "La Scala"da Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Gluck, Tchaikovsky, Britten, Puccini, Cherubini, Spontini, Mayr ve Pizzetti gibi bestecilerin operalarını, yapıtlarını uzun yıllar başarıyla yorumladı.
Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago'da sahneye çıkan sanatçı, Lucia, Norma, Lady Macbeth, Queen Elizabeth, Filoria Tosca, Lucrezia, Madam Butterfly, Alceste, Aida, Violetta ve Leonora'nın sesi oldu.
Gencer, 1985'te son kez Venedik Fenice Tiyatrosu'nda opera seslendirdi. 1994'te Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası'nı alan Gencer, 1987'de Uluslararası İstanbul Festivali'ne katıldı ve Aya İrini'de konser verdi.
Kariyeri boyunca 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına aldı
Kariyeri boyunca 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına alan sanatçı, konserlerini 1992'ye kadar sürdürdü. Sonraki yıllarda eğitimcilik kariyerine ağırlık vererek genç sanatçıları yetiştiren Gencer, Ankara ve İstanbul'da opera sanatı üzerine seminerler verdi.
Türkiye'de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya da imza atan usta sanatçı, araştırmacı yönüyle de Türk ve dünya operasına çok önemli katkılarda bulundu. Leyla Gencer, dönemi itibariyle unutulmuş birçok opera eserini tozlu opera arşivlerini tarayarak gün yüzüne çıkardı ve yorumlayarak tekrar opera dünyasına kazandırdı.
Gencer, 1988'de verilen "Devlet Sanatçısı" unvanının yanı sıra en son 2007'de İtalya'da aldığı Caruso Ödülü'ne kadar pek çok önemli ödülün ve nişanın sahibi oldu.
1995'te düzenlenmeye başlayan "Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması" ile opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmaya devam eden Gencer'in adına 2004'te Türkiye'de gümüş hatıra parası basıldı.
Hakkında birçok kitap yazılan ve dünyada "Türk Divası" (Diva Turca) olarak tanınan Leyla Gencer, 10 Mayıs 2008'de Milano'daki evinde kalp ve solunum yetmezliğine bağlı olarak hayata veda etti.
"Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" adlı kitabı kaleme alan Zeynep Oral, usta sanatçının vefatının ardından verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullanmıştı:
"Müzik dünyası, dünya operası büyük bir insanı kaybetti. Bunu Leyla Gencer Türk olduğu için söylemiyorum, opera tarihine çoktan geçmiş olduğu için, opera dünyasında bir ekol oluşturduğu için, bir örnek, bir referans kabul edildiği için söylüyorum. Bugün İtalya'da 20. yüzyılın en büyük divalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu insanın Türkiye'den çıkmış olması, yaşamının son gününe kadar yalnız ve yalnız Türk pasaportuyla yaşaması ki dünyanın birçok ülkesinden kendisine vatandaşlık teklifleri gelmişti. Dünyaca ödüle boğuldu o başka. Kentlerin anahtarları teslim edildi kendisine, 'Bizim vatandaşımız ol' diye yalvarıldı. Ama o hep sonuna kadar 'İnsanın bir tek ülkesi olur, benim anavatanım Türkiye'dir' dedi, durdu. Muhteşem bir kariyer yaptıktan sonra yaşamının son anına dek öğrenci yetiştirmeyi sürdürdü."​​​​​​​


2020 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2020.05.10 [12th Death] / 1928.10.10 [92th Birth]

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

BORUSAN SANAT & İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS [IFCA]
COMMEMORATES LEYLA GENCER IN SPOTIFY
2020.05.10

A Selection from Ahmet Etem Erenli, General Manager of Borusan Sanat

1- La Traviata (Verdi) Addio del passato
12-16 June 1956
RAI Symphony Orchestra, Turin
Arturo Basile conductor

2- Norma (Bellini) Seduzione voci.... Casta Diva

09.01.1965
Orchestra e Coro del Teatro alla Scala
Gianandrea Gavazzeni conductor

3- Anna Bolena (Donizetti) Come innocente giovane ... Piangete voi ... Al dolce guidami

23.11.1965
RAI Symphony Orchestra, Milan
Gianandrea Gavazzeni conductor

4- Maria Stuarda (Donizetti) Figlia impura di Bolena... Di un cor che more

02.05.1967
Orchestra e Coro del Maggio Musicale Fiorentino
Francesco Molinari-Pradelli conductor
5- Il Trovatore (Verdi) Tacea la notte placida .... Timor di me..
29.05.1957
Orchestra di Milano della RAI
Fernando Previtali conductor

5- Lucia di Lammermoor (Donizetti) Ardon gli incensi

30.11.1957
Orchestra e Coro del Teatro Comunale G. Verdi di Trieste
Oliviero de Fabritiis conductor

6- La forza del destino (Verdi) Pace, pace mio dio

05.07.1957
Bühnen der Stadt, Köln (Orchestra e Coro del Teatro alla Scala)
Antonino Votto conductor
SPOTIFY playlist:0tv1qRytor75EWRZpxOTfe 

2019

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2019.05.10 [11th Death] / 1928.10.10 [91th Birth]

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER

REMEMBERING LEYLA GENCER
2019.03.27
ALBERT LONG HALL, İSTANBUL

SABAH DAILY NEWSPAPER
2019.03.30
HUNCAL ULUÇ
 
Ne güzeldi, Leyla Gencer’i anma gecesi!

O zamanlar lisede, üniversitedeyiz... O zamanlar en büyük gururumuz bir Türk Opera sanatçısı Leyla Gencer'in zafer haberlerini okumak...
Leyla Gencer, Milano'da Dünyanın En Ünlü Operası La Scala’da.. Leyla Gencer Londra’da... Paris’te... Frankfurt’ta... New York’ta...
Bir Türk Opera sanatçısı hem de dünyayı fethediyor, dünya gazetelerinde "Leyla" diye manşetler çıkıyor... "Leyla Gencer La Diva Turca!"
Nasıl gururlanmazsın!
Leyla, ulusal gururumuz ama bir derdimiz var... Dünyanın dinlediği Türk Diva'sını biz dinleyemiyoruz...
Leyla da ayni düşüncede olmalı ki, kalktı geldi Türkiye’ye... "Kendi ülkemde, kendi halkıma okumak istiyorum" diye...
 "Okuyamazsın" dediler... "Sahneye çıkmak için, Devlet Operası'nın kadrosunda olmanız gerek..." Ah o lanet bürokrasi ve de tabii, perde arkasındaki kıskançlık krizleri...
 Leyla şaşırdı. "Konuk" diye bir yığın yabancı çıkıyor, Büyük Tiyatro'da sahneye...
 O sıralar, İtalya'da iş bulamadığı, Leyla'nın star olduğu La Scala'nın kapısından bile geçemediği için, Milano civarında köy düğünlerinde bizim parayla 500 liraya Napoliten şarkılar okuyan bir İtalyan var mesela Ankara’da... İkinci kast olarak yazılmış. Esas tenor olmazsa, arada bir sahneye çıkıyor.
Luciano Pavarotti! Aynen o... Ta kendisi!
 Albert Long Hall'de Leyla Gencer gecesi, onun sesi eşliğinde ekrana yansıyan Leyla Gencer fotoğraflarıyla başladı. Dünyanın dört bir yanında oynadığı baş rollerdeki kostümleriyle, o genç, o ince, o zarif Leyla'nın niye dünyanın gözdesi olduğunu anlatan bir kayıt ve onlarca fotoğraf...
Kapanıştaki Sevil Berberi operasından Rosina ve Figaro'nun düetleri müthiş kere müthişti.
Ah Cengiz. O Sevil Berberi'nden okuyorsun madem, Cavatin'i okusuna. Hem de Türkçe'sini okusana, yıkılsın Boğaziçi Üniversitesi'nin tarihi salonu...
Olacak şey mi?
Onu örnek gösterdi Leyla... Hep gazetelerde okuyoruz. "Bir İtalyan konuk diye sahne alıyor da ben Türküm üstelik, niye alamıyorum."
"İşte o yüzden" dediler. "Yabancı olsan, konuk olurdun. Türk olduğun için kadroda olman gerek..."
Leyla ağlamaklı oldu... Opera oynamak için geldiği Ankara'da bir konser verdi. Üniversite Konseri... Dil Tarih Coğrafya Fakültesi salonunda bir cumartesi öğleden sonra... Sabahtan doldurduk salonu... Kuzen Ahmet'le (Kışlalı) erkenden gittik biz... Yan yana iki sandalye... Konser 4 saat sonra başladığında, ikimizin de iki dizinde geç kalan kız arkadaşlar oturuyordu. İki sandalyede 6 kişi... Hemen her sandalye öyleydi zaten, ama şikayetçi olan yoktu.
Leyla Gencer'i dinlemek öyle şanstı işte...
Muhteşem bir konser verdi Leyla... Bitti, ama bitiremedi... Bir... Bir daha... Bir daha... Böyle bir sevgiye hiç rastlamamış belli... Ağlayarak, göz yaşları şakır şakır akarak söyledi... Biz de oturduğumuz yerde ağlıyoruz, inanın...
Dil Tarih, Dil Tarih olalı böyle bir gün yaşamamıştır.
Öyle uğurladık Leyla'yı tekrar Milano'ya, kendi operasında okutmadan...
Bu arada, Milano köy düğünlerinde 500 liraya Napolitenler söyleyen, Ankara'da adı ikinci kasta yazılan o İtalyan tenoru merak edenleriniz vardır. Söyleyeyim. Adı Pavarotti idi...
"Şişman kadın ölür, opera biter" derlerdi hatta o devirler... Leyla bu deyişi yıkan soprano idi aynı zamanda...
Evin Hocam (İlyasoğlu) Leyla Gencer'in dünyanın dört bir yanında başrole çıkmış operalardan seçilmiş aryalarla onu anmayı planlamıştı.
Piyanist Tulio Gagliardo eşliğinde soprano Çiğdem Soyarslan ve bariton Cengiz Sayın söylediler...
Çiğdem, 2006 yılında Viyana Operası'na gitti. Gidiş o gidiş. Şimdi Avrupa'nın paylaşamadığı bir yıldız, Leyla gibi...
Niye paylaşamadıklarını da hele Verdi'nin La Traviata Operasından Violetta'nın "Sempre Libera" aryasını dinlerken anladık...
Yani olmaz böyle şey! Bu nasıl şurup gibi akan, nasıl zirvelere yükselen, nasıl nüanslarla dolu bir sestir!
İzmir Devlet Operası sanatçısı olduğu için pek fazla izleme şansımızın olmadığı Cengiz Sayın da hem sesi hem aktörlüğüyle harika bir bariton... Onu izlemek için bir İzmir yapmaya değer... Bir Giyom Tel aryası okudu ki!
Ah bu sanatçılarımızın popüler olandan kaçış merakları.
Harika bir gece geçirdik, Leyla Gencer'i anarken.
Hem de nasıl harika.
Yaşasın Benim Boğaziçi’m ve Evin Hocam!
Gecenin son güzelliği Evin Hocamın imzasını taşıyordu.
Sanatçılara çiçek yerine birer kitap armağan edildi.
Evin Hocamın yazdığı, yeni basılan kitap
"Ben Leyla Gencer / La Diva Turca"

GALA CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER

İSTANBUL STATE OPERA & BALLET
2019.05.14
ZORLU PERORMANCE CENTER, İSTANBUL

2018
 
ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2018.05.10 [10th Death] / 1928.10.10 [90th Birth]

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

CONCERT 
PRIVATE SERVICE AND CONCERT AT S. MARIA DELLA PASSIONE
2018.05.10
MILANO

Excerpts from the Concert
Simge Büyükedes, soprano / Asude Karayavuz, mezzo-soprano
Video ©  Ahmet Etem Erenli

2017 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2017.05.10 [9th Death] / 1928.10.10 [89th Birth]

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

2016

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2016.05.10 [8th Death] / 1928.10.10 [88th Birth]

BORUSAN SANAT 
INSTAGRAM

2015 

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2015.05.10 [7th Death] / 1928.10.10 [87th Birth]

İSTANBUL FOUNDATION FOR CULTURE ARTS
INSTAGRAM

2014
 
ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2014.05.10 [6th Death] / 1928.10.10 [86th Birth]

2013

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2013.05.10 [5th Death] / 1928.10.10 [85th Birth]

BORUSAN KLASİK RADYO
KLASİK TATLAR
2013.05.10
LEYLA GENCER VE 5 BESTECİ
BESTECİLER: BELLINI – DONIZETTI – VERDI – MOZART – SPONTINI
KLASİK TATLAR

Hiç kuşkusuz 20. Yüzyılın en önemli sopranolarından biri Leyla Gencer. Üstün tekniği, rollere kattığı inandırıcılık, oyun gücü ve araştırmacı kişiliği onu bu alanda öne çıkartan özellikler.

Hazırladığım bugün ki programda Bellini, Donizetti, Verdi, Mozart ve Spontini’den arya ve sahnelere yer verdim. Gencer’in üne kavuşturduğu Lucrezia Borgia, Roberto Deveraux, Maria Stuarda ve Belisario gibi operaları ise başka bir programa bırakmayı düşündüm. 
20. yüz yılın çok az sopranosu Donizetti’nin Anna Bolena operasını sahnede seslendirme fırsatını yakaladı. Maria Callas’ın 1957 La Scala’da seslendirmesiyle gün yüzüne çıkan bu operayı Callas çok uzun süre söylemedi ve Anna Bolena kesinlikle Gencer’in rolü oldu. İlk kez 1958’de RAI için eserin kaydını yapan Gencer 1965’te Glyndebourne Festivali’nde bu eseri bir kez daha yorumladı. Gencer’in son Anna’sı ise 1976/77 sezonunda Roma Operası’nda Visconti’nin prodüksiyonu oldu. O güne kadar çeşitli kesintilerle seslendirilen bu eser ilk kez tam olarak seslendirildi. Gencer’e bu operada ünlü Rus bas Boris Christoff’ta eşlik ediyordu. Gencer’in en sevdiğim Bolena’sı olmasına rağmen Gencer bu prodüksiyon süresince hasta olduğunu ve performansından pek de memnun kalmadığını söylemişti.  Şimdi bu operadan Al dolce guidami aryası ile başlayan final sahnesini dinleyelim. 7 Nisan 1977’de ki bu canlı kayıtta orkestrayı Gabriele Ferro yönetiyor.    
 

Anna Bolena / Gaetano Donizetti (16.10)

Opera di Roma

Gabriele Ferro
Leyla Gencer – Boris Christoff – Maria Luisa Nave
7 Nisan 1977

Al dolce guidami 4.54 

Qual mesto suono! 3.39
Ciel, al miel lunghi spasimi 5.29 
Coppia inqua, estrema vendetta 3.10 


Şimdi biraz daha gerilere gidelim. 1960’lara. 60’lar Gencer’in Mozart’a el attığı yıllardır diyebiliriz. 1962’de Figaro’nun Düğünü ve 1968’de Idomeneo’da yer aldı. Biliyorsunuz Mozart’ın başyapıtı Don Giovanni’de iki baş kadın oyuncu vardır. Donna Anna ve Donna Elvira. Gencer 1960’ta RAI TV için yaptığı kayıtta Donna Elvira’yı, 1962’de Londra Covent Garden Operası’nda ise Donna Anna’yı seslendirdi. Donna Elvira bence operanın en ilginç kadın karakteridir ve Gencer’e daha çok uyduğunu düşünürüm ve Donna Anna’yı her zaman biraz pasif bulmuşumdur.
Gencer’i önce 1960’ta RAI TV için yapılan kayıtta Donna Elvira’nın ünlü aryası Mi Tradi‘yi dinleyelim daha sonrada Donna Anna’nın Crudele, non mi dir .. Bell’idol mio aryasını dinleyelim. RAI Orkestrasını Francesco Molinari-Pradelli, Covent Garden Opera Orkestrasını ise Georg Solti yönetiyor.
 

Don Giovanni / W.A. Mozart (6.31)


Orchestra Sinfonica di Milano della RAI
Leyla Gencer (Donna Elvira) – Terese Stich Rendall – Luigi Alva – Mario Petri – Greaziella Sciutti
Francesco Molinari-Pradelli
26 Nisan 1960
 
In quali eccessi… O numi mi tradi Quel’alma Ingrata…. 6.31

 

Don Giovanni / W.A. Mozart (7.26)


Orchestra of The Royal Opera House, Covent Garden
Leyla Gencer (Donna Anna) – Sena Jurinac – Richard Lewis – Cesare Siepi
Georg Solti
9 Şubat 1962
 
Crudele! Non mi dir Bell’idol mio 7.26

Biraz az bilenen bir operaya geçiyoruz: “La Vestale”. Leyla Gencer adeta onun için bestelenmiş bu operayı maalesef sadece iki prodüksiyonda seslendirdi. Eserle ilk kez 1969’da Palermo’da tanıştı ve 1973’te Roma’da bu eserle tekrar sahneye çıktı. Şimdi 4 Aralık 1969 akşamına dönelim ve Fernando Previtali yönetimindeki Palermo Operası orkestra ve korosu eşliğinde Gencer’i eserin en ünlü aryası Tu che invoco con orrore’yi dinleyelim.


La Vestale / Gaspare Spontini (11.17)


Orchestra e Coro del Teatro Massiomo di Palermo
Leyla Gencer – Renato Bruson – Agustino Ferrin
Fernando Previtali
4 Aralık 1969
 
Tu che invoco con orrore 11.17

 
20 Ekim 1972 tarihine New Jersey’e gidiyoruz. Gencer olağanüstü yorumuyla bir ilke daha imza atıyor ve Verdi’nin Attila operasında Odabella rolünü seslendiriyor. Gencer aynı yıl bu operayı bir kez de Riccardo Muti ile Floransa’da seslendirecek ve büyük başarı kazanacaktır. Odabella’nın ünlü aryası Liberamente or piangi’yi dinleyelim şimdi orkestrayı Alfredo Silipigni’nin yönetiyor.
 

Attila / Giuseppe Verdi (7.47)


Orchestra and Chorus of the Opera Theatre of New Jersey
Leyla Gencer – Jerome Hines – Nicola Martinucci – Cesare Bardelli
Alfredo Silipigni
20 Ekim 1972
 
Liberamente or piangi … 3.05
Oh! Nel fuggente nuvolo 4.42

Ve Attila’dan bir başka genç Verdi bestesine geçiyoruz Macbeth. Gencer demek bana sorarsanız Lady Macbeth demek. Bu rolü onun kadar başarı ve etkileyicilikle söyleyen belki bir Callas var. Kariyerinde ilk kez 1960’ta Palermo’da Macbeth’i söyleyen Gencer son Macbeth performansını ise 1980’de Livorno’da yaptı.

Şimdi 9 Nisan 1968 gecesine, efsanevi opera şef Gavazzeni’nin yönettiği Venedik La Fenice operasına gidelim ve Gencer’i Birinci Perdenin beşinci sahnesinde dinleyelim. Nel di della vittoria…. Ve hemen ardından Vieni t’afretta


Macbeth / Giuseppe Verdi (8.20)


Orchestra e Coro del Teatro La Fenice
Leyla Gencer – Giangiacomo Guelfi – Giorgio Lamberti
Gianandrea Gavazzeni
9 Nisan 1968
 
Nel di della vittoria io le incontrai 2.10
Vieni! t’afretta 2.47
Al cader della sera 3.23

Leyla Gencer’in ilk kayıtlarından birini dinletmek istiyorum. 1957 yılında kaydedilen Il Trovatore. Verdi’nin en güzel eserlerinden biri olan Il Trovatore’de Gencer kariyerinin başında olmasına rağmen şimdilerde Dream Cast denilen bir ekiple çalışmış. Mario del Monaco, Ettore Bastianini ve Fedora Barbieri. Fernando Previtali’nin orkestrayı yönettiği operada genç Leyla Gencer operanın en sevilen iki aryasını seslendiriyor: Tacea la notte placida ve D’amor sull’ali rose


Il Trovatore / Giuseppe Verdi (11.55)

Orchestra Sinfonica di Milano della RAI
Leyla Gencer – Mario del Monaco – Ettore Bastianini – Fedora Barbieri
Fernando Previtali
29 Mayıs 1957
 
Tacea la notte placida 6.38’
D’amor sull’ali rose 5.17

Bu bölümü daha doğrusu kalan süremizi Bellini’nin büyük eseri Norma’ya ayırmak istedim. Maalesef Callas, Gencer ve Caballé’den sonra hala Norma operasını seslendirecek düzeyde bir soprano bulunamadığını burada not etmek isterim. Elimde bulunan Gencer’e ait beş farklı Norma’da bölümler çalacağım.

1890 yılında ünlü soprano Lilli Lehmann bu operayı ilk kez MET’te söylediğinde Norma’yı seslendirmenin Wagner’in Ring Operasında üç Brünhilde’yi seslendirmekten daha zor olduğunu söylemiştir.  Gencer, Callas’ın hemen ardından Anna Bolena, Alceste ve Poliuto operaları söylemiş ve kariyerinde ciddi risk almıştır. Ama hiç kuşkusuz en büyük risk Callas’tan sonra La Scala’da Norma söylemekti. Gencer’i önce 18 Temmuz 1964 gecesi Buenos Aires Teatro Colon operasında dinleyeceğiz. Orkestra’yı Bronu Bartoletti yönetecek ve Gencer ünlü “Casta Diva”yı seslendirecek, hemen arkasından, 13 Ocak 1965 tarihine La Scala’ya gideceğiz ve aynı aryayı bir kez de Gavazzeni yönetiminde dinleyeceğiz. Üçüncü kaydımız 30 Ocak 1965 Napoli San Carlo operasından ünlü mezzo-soprano Fiorenza Cossotto ile birlikte Mira Norma’yı seslendirecekler. Dördüncü kaydımız 24 Temmuz 1965 akşamı Arena di Verona’dan. Gencer’e bu bölümde yine Cossotto ve tenor Brono Prevedi eşlik edecek orkestrayı da bir kez daha Gavazzeni yönetiyor Oh! Di qual sei tu vittima. Son kaydımız ise Bologna operasının Lozan’a yaptığı turneden alınmış ve 6 Ekim 1966 tarihini taşıyor. Operanın finali olan Deh! Non volerli vittime’yi dinleyeceğiz. Orkestra şefi Oliviero de Fabritiis. Şimdi yaklaşık yarım saat boyunca Norma’dan bölümleri dinliyoruz.

Norma


Orchestra e Coro del Teatro Colon, Buenos Aires
Leyla Gencer – Bruno Prevedi
Bruno Bartoletti
18 Temmuz 1964
 
Casta diva 7.28 

 

Norma

Teatro alla Scala
Leyla Gencer – Bruno Prevedi – Nicola Zaccaria – Giulietta Simionato
Gianandrea Gavazzeni
13 Ocak 1965
 
Casta Diva 5.27

 

Norma


Orchestra del Teatro di San Carlo
Leyla Gencer – Fiorenza Cossotto
Fernando Previtali
30 Ocak 1965
 
Mira Norma 5.16 
Si, fino all’ore estreme 2.15 

 

Norma


Arena di Verona
Leyla Gencer – Bruno Prevedi – Fiorenza Cossotto
Gianandrea Gavazzeni
24 Temmuz 1965
 
Oh! Di qual sei tu vittima 3.58
Perfido! … Or basti 1.19 
Vanne, si, mi lascia, indengo 1.48

 

Norma


Orchestra e Coro del Teatro dell’Opera di Bologna touring LAUSANNE
Leyla Gencer – Fiorenza Cossotto – Gastone Limarilli – Ivo Vinco
Oliviero de Fabritiis
6 Ekim 1966
 
Deh! Non volerli vittime 5.03

Bugünkü Klasik Tatlar’ın sonuna geldik. Yakında tekrar görüşmek umuduyla herkese iyi bir hafta sonu dileriz.



2012 
 
ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2012.05.10 [4th Death] / 1928.10.10 [84th Birth]

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER
İSTANBUL TECHNICAL UNIVERSITY STATE CONSERVATOIRE
2012.05.11
İTÜ BLUE HALL

ASPENTTANDO TRAVIATA
TEATRO SAN CARLO DI NAPOLI
2012.12.06
MEMUS

Aspettando Traviata”: ultimo appuntamento al MeMus di Napoli

“Leyla Gencer, un ponte ideale tra Italia e Turchia”: giovedì 6 dicembre alle ore 17.00


Sarà dedicato al grande soprano turco Leyla Gencer l’ultimo appuntamento del ciclo di incontri “Aspettando Traviata”, giovedì 6 dicembre alle ore 17.00 presso il MeMus (Museo e Archivio Storico del Teatro di San Carlo) di Napoli. E saranno il regista Ferzan Ozpetek e la giornalista e scrittrice Zeynep Oral a rendere omaggio alla grande artista nell’incontro intitolato Leyla Gencer, un ponte ideale tra Italia e Turchia.
Interverranno all’incontro, inoltre, la Sovrintendente Rossanna Purchia, il Direttore Artistico Vincenzo De Vivo, il soprano Carmen Giannattasio (protagonista della Traviata che inaugura la stagione del Lirico), allieva di Leyla Gencer, che racconterà il suo rapporto professionale ed umano con la grande artista turca, il musicologo Enrico Tellini.
Artista di Stato in Turchia e massima esponente del melodramma italiano, insignito nel 1963 della più alta onoreficenza di voce verdiana nelle celebrazioni per il 150° Anniversario della nascita di Verdi, Leyla Gencer è legata all’Italia non solo per formazione (allieva di Giannina Arangi Lombardi), ma anche per aver caratterizzato con le sue peculiarità vocali l’attività lirica del Massimo napoletano, tanto da essere soprannominata dal pubblico sancarliano la “turca napoletana”.
Ferzan Ozpetek ha costruito nei suoi film -fin da Il bagno turco (Hamam) - un ponte tra i suoi due Paesi, la Turchia e l’Italia, evidenziandone il rapporto caratterizzato da affinità, oltre che da peculiarità individuali. Nel segno comune delle emozioni: tutta l’arte della Gencer è contraddistinta dalla passione istintiva che scaturisce dalla costruzione e dall’interpretazione dei personaggi, spingendosi oltre la tecnica.
Zeynep Oral, fondatrice di Winpeace (movimento femminile per la pace nel Mediterraneo), ha firmato un libro sulla grande artista turca, Leyla Gencer: il canto e la passione edito da Mursia, dove ha percorso le tappe più significative della vita e della carriera di una delle voci più intense del Belcanto dagli anni Cinquanta agli anni Ottanta.

Leyla Gencer, un ponte ideale tra Italia e Turchia
Giovedì 6 dicembre, ore 17.00
Memus (Museo e Archivio Storico del Teatro di San Carlo)

Intervengono
Rosanna Purchia Sovrintendente
Vincenzo De Vivo Direttore Artistico
Ferzan Ozpetek Regista
Zeynep Oral Giornalista e Scrittrice
Carmen Giannattasio Soprano
Enrico Tellini Musicologo

06 December 2012

Napoli

“Leyla Gencer, un ponte ideale tra Italia e Turchia”: giovedì 6 dicembre alle ore 17.00

Aspettando Traviata”: ultimo appuntamento al MeMus di Napoli

Sarà dedicato al grande soprano turco Leyla Gencer l’ultimo appuntamento del ciclo di incontri “Aspettando Traviata”, giovedì 6 dicembre alle ore 17.00 presso il MeMus (Museo e Archivio Storico del Teatro di San Carlo) di Napoli. E saranno il regista Ferzan Ozpetek e la giornalista e scrittrice Zeynep Oral a rendere omaggio alla grande artista nell’incontro intitolato Leyla Gencer, un ponte ideale tra Italia e Turchia.

Interverranno all’incontro, inoltre, la Sovrintendente Rossanna Purchia, il Direttore Artistico Vincenzo De Vivo, il soprano Carmen Giannattasio (protagonista della Traviata che inaugura la stagione del Lirico), allieva di Leyla Gencer, che racconterà il suo rapporto professionale ed umano con la grande artista turca, il musicologo Enrico Tellini.
Artista di Stato in Turchia e massima esponente del melodramma italiano, insignito nel 1963 della più alta onoreficenza di voce verdiana nelle celebrazioni per il 150° Anniversario della nascita di Verdi, Leyla Gencer è legata all’Italia non solo per formazione (allieva di Giannina Arangi Lombardi), ma anche per aver caratterizzato con le sue peculiarità vocali l’attività lirica del Massimo napoletano, tanto da essere soprannominata dal pubblico sancarliano la “turca napoletana”.
Ferzan Ozpetek ha costruito nei suoi film -fin da Il bagno turco (Hamam) - un ponte tra i suoi due Paesi, la Turchia e l’Italia, evidenziandone il rapporto caratterizzato da affinità, oltre che da peculiarità individuali. Nel segno comune delle emozioni: tutta l’arte della Gencer è contraddistinta dalla passione istintiva che scaturisce dalla costruzione e dall’interpretazione dei personaggi, spingendosi oltre la tecnica.
Zeynep Oral, fondatrice di Winpeace (movimento femminile per la pace nel Mediterraneo), ha firmato un libro sulla grande artista turca, Leyla Gencer: il canto e la passione edito da Mursia, dove ha percorso le tappe più significative della vita e della carriera di una delle voci più intense del Belcanto dagli anni Cinquanta agli anni Ottanta.

Leyla Gencer, un ponte ideale tra Italia e Turchia

Giovedì 6 dicembre, ore 17.00

Memus (Museo e Archivio Storico del Teatro di San Carlo)

Intervengono

Rosanna Purchia – Sovrintendente, Vincenzo De Vivo – Direttore Artistico, Ferzan Özpetek  Regista, Zeynep Oral -  Giornalista e Scrittrice, Carmen Giannattasio – Soprano, Enrico Tellini – Musicologo

CORRIERE DELLA SERA

2012.12.04

Il San Carlo batte La Scala: sei ministri per «La Traviata»

Nel parterre della prima attori come Preziosi, Scamarcio e altri del «clan» di Ozpetek che firma la regia dell’opera il

5 dicembre

Il San Carlo batte La Scala: sei ministri per «La Traviata»

Nel parterre della prima attori come Preziosi, Scamarcio e altri del «clan» di Ozpetek che firma la regia dell’opera Ferzan Özpetek.

NAPOLI — Sono ben sei i ministri annunciati per domani sera 5 dicembre a Napoli, alla prima de «La Traviata» al teatro San Carlo. Si tratta di Ornaghi (Cultura), Passera (Sviluppo economico), Cancellieri (Interno), Severino (Giustizia), Grilli (Economia) e Patroni Griffi (Funzione pubblica). Una folta rappresentanza istituzionale, a testimoniare l'attenzione del governo su Napoli e sui suoi luoghi della cultura, molto importante per il San Carlo che attraversa un momento non facile. Ma ci sarà anche un parterre molto «cinematografico»: già alla prova generale dell'altra sera, in platea ad applaudire gli interpreti c'era Rosario Fiorello. Per domani sono attesi Alessandro Preziosi e Riccardo Scamarcio. E di sicuro molti altri attori del «clan» di Ferzan Özpetek, il regista italo turco che firma la regia di questa nuova smagliante «Traviata».

GLI OSPITI - Presenti alla prima anche Salvatore Nastasi, direttore generale per lo spettacolo del ministero dei Beni Culturali, Pasquale Terracciano, consigliere diplomatico del premier Monti, il direttore di Sky Classica Piero Maranghi, la stilista Carla Fendi, l'archeologo Andrea Carandini, Nicola Luisotti, direttore musicale del Teatro di San Carlo, Roberto Cicutto, amministratore delegato Istituto Luce Cinecittà, Raffaella Leone dell'Eni, le produttrici cinematografiche Tilde Corsi e Guendalina Ponti. Tra gli ospiti anche Mirella Haggiag, Sandra Carraro e Camilla Morabito.
OMAGGIO A VERDI - La messinscena sancarliana, che inaugura la stagione lirica 2012/2013 (repliche fino al 15 dicembre) è l'omaggio del Massimo napoletano a Verdi in occasione del bicentenario della nascita. Un omaggio, nonostante i tempi di crisi, pensato «in grande», con un allestimento tutt'altro che minimale. Saranno di grande effetto, infatti, i costumi di Alessandro Lai e soprattutto le scene del premio Oscar Dante Ferretti. Il sipario si aprirà sull'intenso primo piano di Carmen Giannattasio, la bella soprano di Solofra che interpreta Violetta, proiettato su di un leggero pannello. Sontuosa la messinscena, con stoffe preziose e grandi parrucche. Tutta la rappresentazione sarà trasmessa in diretta su Sky Hd. A dirigere l'Orchestra e il Coro del Teatro San Carlo il giovane Michele Mariotti, nel cast Saimir Pirgu (Alfredo), oltre ad interpreti già noti al pubblico napoletano come Vladimir Stoyanov (Germont) e Cinzia Forte (Violetta il 6, 12 e 14 dicembre). Insomma, ci sono tutti gli ingredienti per uno spettacolo di grande richiamo. Anche perché l'opera verdiana è una delle più amate dal pubblico.

GLI APPUNTAMENTI - Per comprenderla meglio, intanto, proseguono gli appuntamenti del ciclo «Aspettando Traviata»: l'ultimo è per giovedì 6, alle 17 presso il MeMus (Museo e Archivio Storico del Teatro di San Carlo), con un incontro dedicato al grande soprano turco Leyla Gencer. Artista di Stato in Turchia e massima esponente del melodramma italiano, insignita nel 1963 della più alta onoreficenza di voce verdiana nelle celebrazioni per il 150° anniversario della nascita di Verdi, la Gencer è legata all'Italia non solo per formazione (allieva di Giannina Arangi Lombardi), ma anche per aver caratterizzato con le sue peculiarità vocali l'attività lirica del Massimo napoletano, tanto da essere soprannominata dal pubblico sancarliano la «turca napoletana».

UN CLASSICO MODERNO - Sul podio, domani sera 5 dicembre, ci sarà il trentaduenne Mariotti che si dichiara entusiasta del lavoro a Napoli: «Ho trovato grande qualità e grande disponibilità, gli artisti e le maestranze mostrano una forte componente umana tanto che mi sono sentito subito a casa. Lavoriamo tutti con grande gioia». Piacerà ai giovani questa Traviata? «Spero di sì, i classici sono sempre vivi e moderni. L'opera poi è molto più attuale di quanto si pensi, è una forma d'arte che ha come tema l'uomo e i suoi sentimenti e dunque è universale». La scelta del regista italo-turco può essere funzionale a uno «svecchiamento» dell'opera? «Con Ozpetek stiamo lavorando davvero a braccetto. In piena sintonia e con rispetto. Lui dice spesso: non è la mia Traviata, è la nostra. Premesso ciò, la vera modernità è l'interpretazione».



LA REPUBBLICA
2012.12.05

Teatro San Carlo

Dalle 17 al museo del teatro San Carlo, via San Carlo 98/f, incontro dedicato al soprano turco Leyla Gencer. Artista di Stato in Turchia e massima esponente del melodramma italiano, insignito nel 1963 della più alta onoreficenza di voce verdiana nelle celebrazioni per il 150° Anniversario della nascita di Verdi. Info 081 797 2331.

2011


ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2011.05.10 [3rd Death] / 1928.10.10 [83th Birth]

CONCERT IN MEMORY OF LEYLA GENCER
MEMBERS OF THE ANKARA STATE OPERA & BALLET
2011.05.10
OPERETTA HALL – RESİM VE HEYKEL MÜZESİ, ANKARA

2010

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2010.05.10 [2nd Death] / 1928.10.10 [82th Birth]

2009

ANNIVERSARIES  
POSTS / NEWS
2009.05.10 [1st Death] / 1928.10.10 [81th Birth]

COMMEMORATION EVENT OF AMICI DEL TEATRO SAN CARLO
GIORNO & NOTTE
2009.05.23
OPERA DI SAN CARLO DI NAPOLI, FRANCESCO CANESSA FOYER

LA REPUBBLICA
2009.05.23

AMICI DEL SAN CARLO Martedì 26 alle 18 nel foyer del San Carlo Francesco Canessa, S. Ragni e G. Tangucci ricorderanno Leyla Gencer, grande protagonista della Donizetti Renaissance.

COMMEMORATION EVENT OF ANDANTE MUSIC MAGAZINE

MEETING
2009.05.09
 
SABAH DAILY NEWSPAPER
2009.05.09 

Gencer'siz bir yıl geçti

Leyla Gencer, aramızdan ayrılışının ilk yıl dönümünde özel söyleşiler ve dinletilerle anılacak. Eşsiz soprano için bu akşam Kadıköy Süreyya Operası'nda bir söyleşi yapılıyor

Soprano Leyla Gencer, ölümünün birinci yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anılacak. Kadıköy Süreyya Operası'nda düzenlenecek söyleşide, kendisini dönemindeki diğer sopranolardan ayıran yönlerine ışık tutulacak. Saat 17.00'de Süreyya Operası Balo Salonu'nda düzenlenecek ve müzik yazarı Ersin Antep'in sunacağı söyleşiye, klasik müzik dergisi Andante'nin Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bali konuk olacak. Ayrıca saat 16.00'dan itibaren fuayede Leyla Gencer fotoğraf sergisi gezilerek, isteyenler anı defterini imzalayabilecek. Akşam saat 20.00'de ise, İstanbul Devlet Opera ve Balesi orkestrası ve solist sanatçıları Gencer'in anısına bir konser verecek. NTV Radyo'da her cumartesi sabahı 09.00-11.00 saatleri arasında yayınlanan Klasik Müzik Gündemi programının bu haftaki konuğu, gazeteci- yazar Zeynep Oral olacak. Gencer üzerine Türkçede yazılmış ilk biyografinin sahibi olan Oral, ayrıca şu sıralar Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanması beklenen özel anma kitabının editörlüğünü de üstlendi. Programda Oral'la dostu, sırdaşı Leyla Gencer hakkında sohbet edilerek, divanın sahne kayıtlarından örnekler dinletilecek. 10 Mayıs Pazar günü ise Andante dergisi, Gencer'in anısına Ortaköy Meydanı'nda bir anma etkinliği düzenleyecek. Gencer'in, aralarında ender bulunanların da yer aldığı en güzel sahne kayıtlarının, Extreme Audio tarafından mekâna özel olarak kurulacak müzik sisteminde dinlenebileceği bu etkinliğe, geçen yıl aralarında Ayla Erduran, Leyla Pınar, Orhan Şallıel, Memet Ali Alabora, Ali Pınar, Zeynep Oral, Dilek Türker, Emir Gamsızoğlu ve Birsen Ulucan'ın da bulunduğu çok sayıda sanatçı ve yazar katıldı.
İKSV’den tekne seferi
Leyla Gencer'in Anısına 2. Ortaköy Buluşması ise, bu yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın deniz tarafından tekneyle gelecek misafirlerinin katılımıyla daha da genişleyecek. Ortaköy Meydanı'ndaki Özlem Çayevi'nde saat 11.00-13.30 arasında düzenlenecek buluşmaya Gencer'in bütün hayranları davetli. Geçen yıl 10 Mayıs'ta 80 yaşında kaybettiğimiz Gencer'in külleri vasiyeti üzerine Boğaz'a serpilmişti. Diğer yandan, İstinye'de bulunan Timpani Audio'nun mayıs ayı sohbeti ise, ölümünün birinci yıldönümünde yine La Diva Turca olarak anılan Leyla Gencer'e ayrıldı. Klasik müzik yazarı ve eleştirmeni Serhan Bali'nin konuk olduğu, 29 Mayıs Cuma günü, 17.30-19.30 saatleri arasında yapılacak ücretsiz etkinliğe katılmak için, önceden yer ayırtılması gerekiyor.

CONCERT HOMMAGE TO LEYLA GENCER (1928 – 2008) “LA DIVA TURCA”

AUSTRIAN CULTURAL FORUM
2009.06.05
PALAIS YENİKÖY, İSTANBUL

ANNA PANGALOU mezzo-soprano
NIKOLAS TSALIKIS piano 
 
Claudio Monteverdi
"La mia turca" dal Quarto Scherzo delle Ariose Vaghezze
Théâtre de l' Athenée, Paris, 1981
 
Claudio Monteverdi
"Addio Roma" Aria di Ottavia
L'Incoronazione di Poppea
Teatro alla Scala, Milano, 1967
 
Giovanni Paisiello
"Nel cor piu non mi sento"
La Molinara
Théâtre de l' Athenée, Paris, 1981
 
Joseph Haydn
"Arianna a Naxos" 
Cantata a voce sola for piano and voice
Théâtre de l' Athenée, Paris, 1985
 
Jules Massenet
"Air des lettres" Air de Charlotte
Werther
Teatro Lirico Guiseppe Verdi, Trieste, 1959
 
Jules Massenet
 "Va, laissez couler mes larmes" Air de Charlotte
Werther
Teatro Lirico Guiseppe Verdi, Trieste, 1959
 
Pietro Mascagni
"Voi lo sapete, o mamma" Aria di Santuzza
Cavalleria rusticanna
Teatro di San Carlo, Napoli, 1971

2008


36th İSTANBUL MUSIC FESTIVAL
IN MEMORY
2008.06.06
İSTANBUL

36th International İstanbul Music Festival

OPENING CONCERT

6 June 2008, Hagia Eirene Museum



The concert dedicated to Aydın Gün, former General Manager of IFCA who passed away October 2007 and soprano Leyla Gencer who died in May 2008. Soprano Yelda Kodallı sung Addio del passato from Verdi’s La Traviata for their memory.


THE VIENNA CHAMBER PHILHARMONIC
CLAUDİUS TRAUNFELLNER conductor
BENYAMİN SÖNMEZ violoncello

19.00 Cocktail
20.00 Ceremony
20.30 Concert
21.30 Reception: Courtyard of the Archaeological Museum

Piotr Ilyich Tchaikovsky Rococo Variations in A Major, Op.33

Sergei Prokofiev Symphony in D Major, Op.25, No.1, ’Classical’

The 36th International İstanbul Music Festival opens with a concert by the Wiener Kammerphilharmonie under the direction of Claudius Traunfellner accompanying Benyamin Sönmez, a cellist of extraordinary virtuosity who captivates music lovers in every country he visits. Winning great acclaim with being one of the top five winners among the 350 cellists competing at the 2006 International Adam Cello Competition, Benyamin Sönmez was also one of the young stars of the concert celebrating Rostropovich’s 80th birth anniversary in 2007. The founder of the Wiener Kammerphilharmonie and a classical music conductor of a well-deserved reputation for his engagements with world-famous artists and conductors, Claudius Traunfellner’s repertoire of remarkable breadth ranging from baroque to modern music will join forces with Benyamin Sönmez’s exceptional string and hand techniques in the opening concert...

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2008.06.08
ZEYNEP ORAL

İstanbul Müzik Festivali'nden izler...


Uluslararası İstanbul Müzik Festivali... Bu yıl 36.kez tekrarlanıyor. Her geçen yıl güçlenerek, niteliğinden, özgünlüğünden, çok renkli, çok sesli özelliklerinden asla ödül vermeden süregeliyor...
Festivalin Aya İrini'deki açılış törenindeyim... İyi ki Bizans'tan kalma şu Aya İrini var, o da olmasaydı festival konserlerini gerçekleştirecek salon bulunamayacaktı 15 milyonluk bu şehirde!  (Sahi 2010'da İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olacak değil mi! Şaka gibi!!!)
Hayır hayır, olumsuzluklara takılmayacağım... Bu akşamki konser, açılış konseri çok sevdiğim, sonsuz saygı duyduğum iki insana adanmış. Leyla Gencer ve Aydın Gün'e... Salt bu nedenle, bu gece hiçbir şey keyfimi kaçıramaz!
Açılış törenini Defne Hamlan sunuyor: Konserden önce sponsorlara, destekçilere plaketler... Gerekli. Çünkü onlar olmasa festival olamayacak. En büyük alkış Müzik Festivali sponsoru
Borusan Holding'e...Bizden de teşekkürler...
Sıra Onur Ödülü'nde: Bu yıl Onur Ödülü Gürer Aykal'a verildi. Bu ülkenin çok sesli müzik serüveninde önemli bir yeri, onunla çalışanlar üzerinde derin etkileri var   Gürer Aykal'ın.  Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası daimî şefi, Borusan Filarmoni Orkestrası’nın Genel Müzik Direktörü ve Şefi... Benim için bir de fildişi kulelerine çekilmeye meyilli Şeflerden olmadığı için çok önemli Gürer Aykal. Köy kasaba, dağda ya da ovada verdiği konserleri dinlemişliğim var. İnsana, topluma, toplumsal sorunlara yaklaşımı kolay bulunur türden değil.
Müzik festivalinin "Yaşam boyu Başarı Ödülü" ise bu yıl Barok Müziğin ustalarından, araştırmacı ve eğitmen kimliğiyle de tanına Katalan sanatçı, besteci ve orkestra şefi Jordi Savall'a verildi.  (Onu "Dünyanın Tüm Sabahları" filminin unutulmaz müziklerinden de anımsayabilirsiniz.)   Jordi Savall'ın, savaşlarla parçalanan dünyamızda   şiddetten arınmak için yüreğimize barış düşüncesini yerleştirmemizi önermesi, güzelliğe, sanata ve müziğe daha çok yer vermemizi istemesi; konuşmasında Dostoyevski'nin "Dünyayı güzellik kurtaracak" ve Beethoven'in " En uzak insanlar, en uzak halklar arasındaki en yakın, en kısa yol müziktir" sözlerine yer vermesi, herkesi fethedecekti. 
"Addio del Passato"
Aydın Gün ve Leyla Gencer.  Bu gece onlara adanmıştı. Aydın Gün, büyük bir opera sanatçısı, rejisör, Ankara ve İstanbul Devlet Operalarının kurucusu değildi sadece. O aynı zamanda İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın da kurucularındandı.  Bu festivali başlatanlardan biriydi. 
Aydın Gün ve Leyla Gencer... Birbirlerini nasıl da severlerdi! Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışmasını de önce düşleyen, sonra yaşama geçiren Aydın Gün'den başkası değildi.
Aydın Gün'ün sahnedeki beyaz perdeden yansıyan bakışları, Aya İrini'yi dolduranlarla karşılaştığında hemen birbirimizi tanıdık... O yarenlik kucaklaşmaya dönüştü. Onu çok özlemiştik. Sonra sahnedeki perdede Leyla Gencer yerini aldı.  Çeşitli rolleriyle, aryalarıyla ....  Perdede el sallayan veda eden fotoğrafı donup kaldığında, Şef Claudius Treaunfellner'in yönetiminde Viyana Kammerphilarmonie yerini almıştı bile...
İşte o arya: "Addio del Passato"... Verdi'nin "La Traviata" Operası'nda Violetta'nın, öleceğini hissetmesi üzerine söylediği arya... Geçmişe veda, hayata veda aryası... Yeryüzünün en güzel, en duygulu ve en acıklı aryalarından biri...Müziğin iç çektiği bir arya... Leyla Gencer'in eşsiz güzellikte söylediği ve çok sevdiği bir arya.
Şefin işaretiyle ilk notalar... Ve duru, tertemiz bir ses yükseldi... Soprano Yelda Kodallı'nın   sesi... Olağanüstü bir yorumdu...  Leyla Gencer için, hocası için, "Addio del Passato"yu söyleyen Yelda Kodallı'nın sesine gözyaşları karıştı... Onunki, benimki, birçoğumuzunki...
Gecenin yıldızı viyolonsel sanatçısı   Bünyamin Sönmez'di (1983 doğumlu) Büyük usta Rostropoviç'in "yeni viyolonsel kuşağının başarılı temsilcilerinden" diye söz ettiği; ilk ödülünü 17 yaşında kazanan, sonra başarı skalasında hızla yükselen Benyamin Sönmez'den, orkestrayla birlikte Çaykovski'nin Rokoko Çeşitlemelerini dinlerken, içimden yeryüzünde iyi ki müzik var diye mırıldanıyordum.
Müzik, belki şiddeti yok etmiyor, savaşları henüz ortadan kaldıramıyor... Ancak hiç kuşku yok ki, hayattaki en büyük teselli...
Sevgili Aydın Gün, Sevgili Leyla Gencer...  İçiniz rahat etsin: Gürer Aykalların, Yelda Kodallıların, Bünyamin Sönmezlerin çıktığı bir ülkeden asla umut kesilmez...
 

MEETING FOR LEYLA GENCER
ANDANTE MAGAZINE
2008.06.08
ORTAKÖY

HÜRRİYET

2008.06.07

’La Diva Turca’nın sesi Boğaz’da yankılanacak

Milano’da 10 Mayıs’ta yaşamını yitiren, dünyanın "La Diva Turca" olarak alkışladığı Leyla Gencer’in sesi, yarın Boğaz’da yankılanacak.

Türkiye’nin klasik müzik dergisi Andante, Gencer’i anmak için bir etkinlik organize etti. Gencer’in kayıtlarından bir seçme yapan dergi, pazar günü saat 11.00’de Ortaköy’deki Özlem Çay Evi’nde buluşup "La Diva Turca"yı dinleyecek. Etkinliğe Gencer’i, seven herkes davetli.

HABERLER

2008.06.08

"20. Yüzyılın Son Divası" Leyla Gencer Anıldı

''20. Yüzyılın Son Divası'' opera sanatçısı Leyla Gencer, Ortaköy'de anıldı.

Andante Dergisi tarafından Ortaköy'de bir çay evinde düzenlenen anmada, derginin Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bali, yayın kurulu üyeleri, piyano sanatçısı Emir Gamsızoğlu, oyuncu Mehmet Ali Alabora, Feyzi Erçin, tiyatro oyuncusu Ali Pınar ile tiyatrocu Dilek Türkel, opera sanatçıları Olcay Kolçak, Leyla Altuna orkestra şefi Orhan Şallıer ve Leyla Gencer sevenler, ''La Diva Turca''nın seslendirdiği aryalar dinlendi.
Buluşmada, Andante Dergisi yayın kurulu üyelerinin Gencer'in bulabildikleri ses kayıtlarından Puccini'nin ''Tosca'', Verdi'nin ''La Traviata'' ve ''Aida'', Donizetti'nin ''Lucia di Lammermoor'' ve Bellini'nin ''Norma'' operalarından seslendirdiği aryalar çalındı.
Buluşmada bir konuşma yapan Mehmet Ali Alabora, ''Bugün burada Boğaz'ın sularına Leyla Gencer'in küllerinin yanı sıra sesini de bırakmak için toplandık'' dedi.
Serhan Bali de ''Umarım vefatının her yıl dönümüne denk gelen pazar günü burada toplanırız. Bu birlikteliğimiz bazılarına ders olur. Gerçek sanat sevenlerin ve destekleyenlerin kim olduğu görülür'' diye konuştu.
Duygula anların yaşandığı buluşmada, dinlenen her aryanın ardından alkışlarla Leyla Gencer anıldı. Kaynak: AA

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2008.06.13
ZEYNEP ORAL

Leyla Gencer'in sesi Boğaz'daydı...

Ortaköy'de bir kahve

Geçen Pazardı. Ortaköy meydanı her Pazar olduğu gibi doluydu. Ama bu kez farklı bir doluluktu.  Çoğu önceden haberliydi. Gazetelerden öğrenmişlerdi... Haberi olmayanlar o sesi duyunca artık uzaklaşamaz oluyordu...

Önder ve Tuncer Akdere kardeşlerin kahvesi, çay evi çoktan dolup taşmıştı.  Olsun o ses yan kahvelerden de duyuluyordu, meydanın orta yerinden de... Yan kahveler de doluydu...
O sesi duyan, yüzünde muhteşem bir gülümseme, bir köşeye yerleşiyor ve şarkıyı dinliyordu...
O ses Meydana, meydandan Boğazın sularına, rüzgâra yayılıyordu.
O ses, kulaklarımızda, içimizde, yüreğimizde yankılanıyordu...
O ses, Leyla Gencer'in sesiydi.   O ses, o söyleme biçimi bir mucizeydi... Bütün o kayıtlar bir mucizeydi... O pazar sabahı bir mucizeydi... Orada bulunmak, orada olmak bir mucizeydi...
Andante Dergisi Türkiye’nin   yanılmıyorsam tek klasik müzik dergisi. Yılda 6 kez yayınlanır ve her sayısı dolu doludur.  (Hele festival sayısını bir görseniz!) 
Andante Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bali ve Yayın Kurulu, piyanist Emir Gamsızoğlu, Mehmet Ali Alabora, Ali Pınar, Feyzi Erçin   Ortaköy meydanında "Leyla Gencer'in Sesi yankılanıyor Boğaziçi"nde etkinliğini düzenlediklerinde doğrusu bunca isabetli, başarılı, ağlanılası güzellikte olabileceğini düşlememiştim.
Harika bir müzik sistemi kurmuşlardı.  Bir masa dolusu CD ‘den seçtikleri aryaları   bize dinletiyorlardı dev hoparlörlerden... Opera temsillerinden, resitallerden kayıtlar... En popüler olanlardan, Norma'nın "Kutsal Bakiresi"nden (Casta Diva) tutun bugüne dek hiç ama hiç ortaya çıkmamış 1950'lerden kalma   bir iki dakikalık bir kayıt, Mozart'ın "Halelujah" sına...
Tam iki saat sürdü bu ziyafet...Eşsizdi... Orada bulunan herkes o ses etrafında kenetlenmişti.
İşin güzel yanı: Bu gençlerin, bu olayı her yıl Leyla Gencer'in ölüm yıldönümünden sonraki ilk pazar günü tekrarlama niyetleri... Evet, evet, evet!

Açıklayalım:

Bugüne dek çok yazdım, çok söyledim ama herhalde anlatamadım.  Hala Leyla Gencer'in hiç kaydı yok, ya da tek tük kaydı var sanılıyor.  YANLIŞ!

O gün Ortaköy'de Serhan Bali de söylüyordu: Bugün Leyla Gencer'in 300'e yakın yayınlanmış kaydı var. www.Leylagencer.eu internet sitesine girerseniz görürsünüz) Ve bunlar bir zamanlar korsan çekilmiş bile olsa, bugün plak sanayinin dolaşımında "resmi" kayıtlar! Başka nasıl söylesek ki!
Peki ülkemizde neden rahatlıkla bulunmuyor? Bu sorunun yanıtını herhalde bizim toplumumuzun önceliklerinde aramak gerekiyor.  Bu soruyu Türkiye'deki plak şirketlerine, kayıt şirketlerine, plakçılara sorduğunuz gün, bizim ülkemizde de bu kayıtlar satın alınır duruma geliriz.
Bir açıklama daha: (Reklam gibi olmasın ama... Ya da olsun!)  Okurlar benden ha bire "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" kitabını istiyor... Ah işte bunu benden değil, kitapçınızdan istemelisiniz!  Doğan Yayıncılık geçen hafta kitabı yeniden bastı.  Kimsenin haberi olmasa da birinci değil, onuncu baskısı olduğundan vitrinlerde, kitapçılarda görmeseniz de   bilin ki, depolarında, bir köşede vardır... Benden söylemesi...
 

MEETING / CONCERT FOR LEYLA GENCER
ANDANTE MAGAZINE
2008.06.10
SAFRANBOLU

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER
2008.11.11
ZEYNEP ORAL

Safranbolu’dan Sevgilerle...

Safranbolu’ya gönlümü kaptırdığımda, 70’li yılların başıydı.  Kentlerin bir belleği olduğuna inanan ve hepimize hatırlatan Metin Sözen Hoca’nın peşine takılıp gitmiştim ilk kez! “Safranbolu’yu görmeyen insan, bu ülkede bir gözü kör gibidir” demişti! Bu söz üzerine gidip görmemek olur mu hiç! İki gözü bile az bulan ben, soluğu orada almıştım. O gün bugün fırsatı hiç kaçırmadım, her olanağı değerlendirip Safranbolu’ya gittim.

Ama bu kez başka!  Bu kez Leyla Gencer anısına düzenlenen iki günlük bir etkinliğe katılmak üzere buradayım!  Etkinliğin adı bile nice nice çağrışımlara açık: “Hemşerimiz Türk Divası Leyla Gencer” ...
Anımsatayım: Leyla Gencer’in annesi Polonya asıllıydı ama babası, Karabük- Safranbolu’ya bağlı Yörük köyündendi. Hiç kuşkum yok ki, Leyla Gencer dünyanın belli başlı müzik merkezlerini, çeşitli kıtalardaki yeryüzü sahnelerini fethederken, kendisine teklif edilen çeşitli ulusların “vatandaşlık” ve pasaport önerilerini elinin tersiyle geri çevirip “Ben Anadoluluyum, benim köklerim Anadolu’da” derken işte Safranbolu’dan ve Yörük köyünden güç alıyordu!  
Yörük köyündeki bir sokağa Leyla Gencer adı verildiğinde, eşsiz Diva’nın nasıl mutlu olduğunu ben çok iyi anımsıyorum... Karabük Valiliği ve Ankara İtalyan Kültür Merkezi tarafından düzenlenen “Hemşerimiz Türk Divası Leyla Gencer” etkinlikleri, önceki akşam Leyla Gencer’i anma konseriyle başladı.
İtalyan piyanist Paolo Villa’nın eşliğinde, İtalyan Soprano Paola Romanò’nun Leyla Gencer’in repertuarından seçtiği eserlerden oluşan keyifli bir program izledik. Leyla Gencer’in repertuarında 70’in üzerinde eser bulunduğunu düşünecek olursanız, seçimin pek zor olmadığını da anlarsınız!  Konser öncesinde yaptığım kısa sunumda, yukarıda söylediklerimi vurguladım.
Mekân harikaydı. Karabük’teki Yenişehir Kültür Merkezi çok iyi bir akustiğe sahip, 30’lu yılların sonunda tasarlanmış, “ArtDeco” özelliklere sahip bir tiyatro ve konser salonu.  Kuruluşunda Muhsin Ertuğrul’un da katkısı ve emeği varmış. Daha sonra sinema olarak kullanılmış. Uzun yıllar kullanım dışı kaldıktan sonra, yaklaşık bir ay önce yeniden hizmete girmiş. 700 Kişilik salon doluydu ve her yaştan izleyici vardı. Özellikle gençler, öğrenciler buranın yeniden yaşama katılmasından mutluluklarını dile getiriyorlardı.
Önceki akşam, müzik şöleninden öte beni en çok etkileyen Karabük valisi Nurullah Çakır’ın açış konuşması oldu. Leyla Gencer’e sahip çıkma çabası, geleceğe yatırım yapma tutkusuyla bütünleşiyordu.  Evrensel çağdaş kültür değerlerini savunarak, yayarak, bugünün gençlerinin yaşam alanını genişletmeye, çoğaltmaya, zenginleştirmeye kararlıydı. Azimliydi!  Hayallerini gerçekleştirmek için kolları sıvıyordu! Safranbolu Kaymakamlığı, Yörük Köyü Muhtarlığı, Yörük Vakfı ve daha gönüllü nice katılımcıyla güç birliği yapıp Yörük- Safranbolu-Karabük- İstanbul- İKSV- Milano- La Scala hattında iş birliğiyle Leyla Gencer’i anarak, onun adını kullanarak, bugünün gençlerine, geleceğin evrensel değerlerine nice ışıklı yollar açacaktı. O yolları açmaya kararlıydı.
Gerek onun gerek kaymakamın sözleri bana Leyla Gencer’in sık sık yaptığı “misyonum” konuşmasını anımsatıyordu.  “Benim misyonum” diyordu Leyla Gencer, “Benim misyonum müzik sevgisini, içimdeki bu tutkuyu yaymak, bu yolla cemiyete faydalı olmak, evrensel, çağdaş kültür bayrağını elden ele yarınlara taşımak...”
Safranbolu Kaymakamı Gökhan Azcan, dikkatimi, 3000 kadar yükseköğrenim gören öğrenciye, ilçede hizmet veren Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesine, Güzel Sanatlar Lisesine ve Müzik bölümü öğrencilerine çekiyordu. Ona göre bu etkinlik, (ve bundan sonrakiler diye ben ekliyorum) bir bakıma Leyla Gencer’in ışığıyla, gençlere de yol gösteriyordu.
Etkinliğin ikinci gününde Safranbolu’nun minyatürü diye nitelediğim Yörük köyüne doğru hareket ediyoruz.  Akşamüstü Safranbolu Kent Müzesi’nde Evin İlyasoğlu’nun, Halk Kütüphanesinde benim sohbetlerimiz var. Ama daha önce bu yazıyı gazeteye yetiştirmem gerekiyor...
Bir kez daha Leyla Gencer’e teşekkür ediyorum... Yolumuzu aydınlatmaya hala devam ediyor. Bir teşekkür de başta “Gülevi” olmak üzere, bu etkinliğe omuz vererek, geleceği daha aydınlık ve çoksesli kılmaya çalışan tüm gönüllülere...
 

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER
2008.11.14
ZEYNEP ORAL

Müziğin Gücü

Sevgili Okurlar, eğer, iki gündür şu raporla yatıp kalkmasaydım bugün size yalnız ve yalnız müziğin gücünden söz edecektim.

İzmirli dostlarım telefonda sesleri titreyerek anlatıyorlar. “Bugüne dek biz böyle bir şey yaşamadık” diye vurguluyorlar.  En çok, “Halkapınar Spor Salonundaki 16 bin kişiden biri de bendim” diye yüreklerinin ateşini ortaya koyuyorlar.  Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına Fazıl Say’ın “Nazım” oratoryosunu dinlemenin sevincini ve coşkusunu paylaşıyorlar!
Ah keşke ben de orada olabilseydim diye içim içimi yiyor ama her yere yetişemiyorum!
Haftanın benim için müzik ziyafeti Mozart’ın Fagot Konçertosunu   Gürer Aykal yönetimindeki Borusan Filarmoni Orkestrası ve genç virtüöz Burak Özdemir’den dinlemek oldu.  Çok yakından izlememiz gereken çok yönlü usta bir sanatçı Burak Özdemir.
Konseri Egemen Berköz yazdığı için ben geçiyorum.  “Konuk Şef” Bülent Eczacıbaşı’nın işini nasıl ciddiye alıp çalıştığını, Gürer Aykal’dan dinleme fırsatını buldum. Yalnız amacın kutsallığı değil, çalışma azmini de önemsememiz kaçınılmaz!

Gerçekleşen mucize

Birkaç gündür elimden düşürmeden soluk soluğa Ayvalık’ta gerçekleştirilen bir mucizenin öyküsünü okuyorum…

Bundan tam on yıl önce Filiz Ali’nin düşlerinden kaynaklanan bir serüven… O düşlere hayallere, başta Ayla Erduran, İdil Biret gibi usta ve uzak görüşlü virtüözlerin el vermesi, sonra Ayvalık’ta evi olanların, Ayvalık’ı sevenlerin, Ayvalık’la gönül bağı, yürek bağı olan ve Filiz Ali’ye inanıp, güvenen sayısız insanın katkısı, yardımı, desteği ve ilgisi …  Ama belki en önemlisi, bunca çok insanın müziğin gücüne inanması…
AIMA – Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’nden söz ediyorum.  Tam onuncu yaşını doldurdu bu eşsiz kurum.  Yöneticisi Filiz Ali “Amacımız, klasik çoksesli müzik eğitimi alan, ancak yurtdışına gidemeyen gençleri uluslararası sanatçılarla buluşturup uzmanlık kursu almalarına, ufuklarına genişletmelerine olanak sağlamaktı” diyor. 10 yılda 57’si yapancı, 381 genç Müzik Akademisinden yararlanmış. Ders veren hocalar birbirinden usta dünya çapındaki şöhretler!
AIMA’nın on yıllık serüveni, “Mitos Diyarında Çağdaş Bir Kültür Odağı- Ayvalık’tan Bir Masterclass Öyküsü” başlığıyla kitaplaştırılmış. Sadık Karamustafa’nın konseptiyle, çok yazarlı, sımsıcak bir kitap olmuş!  Okur okumaz, Ayvalığa gidip bir konser dinlemek ya da   Akademinin çalışmalarını daha yakından izlemek istiyorsunuz!
Deminden beri söylemeye çalıştığım bütün bu müzikli sözcükler, aslında geleceğe yatırımdan başka bir şey değil! İleri- geri savaşında çok sesliliğe güç verme savaşı. Hepsi bu!
Bu akşam Safranbolu’da Hemşerimiz Leyla Gencer’i anma Konserinin de amacı pek farklı değil!  Yolunuz düşerse, Evin İlyasoğlu da ben de hem bu akşam hem yarın, konsere, sohbete ve imzaya bekleriz… 
 

BIBLIOTECA MAZZOLENI
IN MEMORY
2008.11.29
PALERMO

LA REPUBBLICA
2008.11.29 
 
Appuntamenti

Teatro Al Museo Pasqualino, in piazzetta Pasqualino, alle 18,30 "Teatro Palermo", incontro con Roberto Andò, Emma Dante e Vincenzo Pirrotta. convegni Oggi seconda giornata del convegno di teologia pastorale "Il kerygma cristiano e i legami affettivi" alla Facoltà teologica, in corso Vittorio Emanuele. Dalle 9,30 alle 12:30 le relazioni di Giuseppe Alcamo, Carmelo Torcivia e Salvino Leone. incontri Oggi alle 18, nella chiesa di Santa Maria della Catena, in corso Vittorio Emanuele, il teologo belga André Wenin parlerà sul tema "Adam. L' uomo raccontato dalla Bibbia". degustazioni In piazza San Francesco, oggi e domani dalle 11 alle 16, torna "La Palermo dei mercati".  Musica Alle 17 alla Biblioteca Mazzoleni ai Cantieri culturali, in via Perpignano 102, Salvatore Aiello presidente degli Amici dell' opera lirica Ester Mazzoleni commemora Leyla Gencer con ascolti e filmati rari. Ingresso libero donazioni da ieri nella cappella del Policlinico sono esposte le tele "L' Adorazione" e "La Resurrezione" donate dal pittore Emanuele Di Fresco. seminari Al liceo Meli, in via Aldisio 2, iniziano il 3 dicembre i seminari di aggiornamento del "Progetto Scuola-Comunità". Informazioni allo 091 6884720 lunedì, mercoledì, venerdì dalle 9,30 alle 12,30. libri Alle 20,30 alla Masseria Di Salvo, in contrada Tumminia a Bolognetta, presentazione del romanzo di Claudia Sottile "Vicolo Puccini".