A CELEBRATION
- Sinfonia
- Il faut nous séparer... Ah! Pourvu que je voie ces yeux
- Mais vous ne savez rien de moi... Mon ame a reconnu votre ame... Vous avez dit vrai!
- Si vous l’aviez connue
- Reve! Extase! Bonheur!... Charlotte! Charlotte! Albert est de retour!
- Nel di della vittoria io le incontrai .... Vieni' t'affretta!
- O rendetimi la speme ..... Qui la voce
- Vien, diletto ...
- 1st Act Prelude
- Chanson boheme “Les tringles des sistres tintaient”
- La fleur que tu m’avais jetée
- C’est toi!... C’est moi!... Tu ne m’aimes donc plus?
- La luce langue
- Je veux vivre dans ce reve
- L’amour, l’amour!... Ah! Leve-toi soleil
- O nuit divine! (Romeo & Juliette)
FOYER BEFORE THE CONCERT
FOYER DURING THE INTERVAL
ZEYNEP ORAL SIGNS HER BOOKS ON GENCER
GENCER'S COSTUME FROM DON CARLO


CONCERT

RECEPTION



TRAVEL ZONE


























Büyülü Bir gece…
Borusan
İstanbul Filarmoni'den Leyla Gencer Kutlaması:
Önceki
akşam Lütfi Kırdar Konser Salonunun fuayesine girdiğimde, sanki büyülü bir
dünyaya adım atmıştım. Bir yanda Leyla Gencer'in en dışavurumcu dev fotoğrafları,
öte yanda dünyanın belli başlı opera yapıları ve sahneleri, hepsi
gelip fuayeye yerleşmişti…
La
Scala, San Carlo, Covent Garden, Arena di Verona, Staatsoper, Bühnen der Stadt,
Teatro San Carlos, Teatro Colon, Felsenreitschule, Norkske Opera, Royal
Albert Hall, National Theater, Memorial Auditorium, Bayerische Rundfunk,
Carnegie Hall, Piccolo Teatro, Coliseo Albia, King's Theatre, Terme di
Caracalla, Bunlar dünyanın dört bir yanında Leyla Gencer'i ağırlamış salonlar,
sahnelerdi. Onların kimilerini Lütfi Kırdar'ın duvarlarında görmek,
bir kez daha konser ve opera salonu yoksunluğumuzu ve yoksulluğumuzu yüzüme
çarpacaktı. Ama adı üstünde bu bir "Kutlama" gecesiydi. Hüzne yer
vermemek için doğru merdivenlerin ortasında yükselen, ışıl ışıl parlayan
kostüme yöneldim: Leyla Gencer'in 1962'de "Don Carlo"
operasında giydiği Kraliçe Elizabetta kostümü. Sırf bu olay için La Scala
Müzesi'nden getirtilmiş, sergileniyordu.
Leyla
Gencer plaklarını satın almak için yarışanları gördükçe, bir zamanlar
televizyonlarda Leyla Gencer kim ki, bir tek plağı bile yok!" diye
ahkam kesen, "aydın" geçinen cahilleri anıp gülmemek için zor tutum
kendimi… (Hala herkes bana soruyor: Bir daha yanıtlıyorum: İstanbul'da Lale
Plak'tan (0212 293 77 39), Ankara'da Dost Müzik'ten (0312 417 77
95) alabilirsiniz.)
Şölen
duygusu
Fuayedeki
büyü, salonda da devam etti. Salon ağzına dek tıka basa doluydu. Borusan
İstanbul Filarmoni Orkestrası, genç ve karizmatik şef Sascha Goetzel
yönetiminde şahlanmıştı. (Konserin ayrıntılarını dün Egemen Berköz'den
okudunuz, tekrarlamayacağım.) Şunu vurgulamak istiyorum: Orkestra bizi de
"kanatlandırırken", kolay kolay dinleme fırsatı bulamadığımız
solistlerle bir aradaydık: Farkındaysanız artık dünyanın her yerine
"açılan", opera sanatçılarımız var.
2006
Leyla Gencer Yarışması birincisi Nino Machaidze, bugün dünyanın her
yerinde aranan bir soprano. Dünya operaları peşinde. Salzburg Festivallerindeki
başarılarından daha önce de söz etmiştim sizlere. (Yarışma finalinde
sonuçları duyduğunda Aya irini sahnesindeki gözyaşlarını hiç
unutmayacağım.) Sahnede sesi, sesini kullanışı, yüzü, (mimikleri,
oyunculuğu) duyarlılığı hepsi bir bütündü...Perihan Nayır Artan'ı ben hem
İstanbul hem de Aspendos'da dinleme olanağı bulmuştum. Geniş ses hacmi,
ustalığı, sesinin sıcak renkleriyle, kendine olan güveniyle başarıdan
başarıya koşan bir soprano… Mezzosoprano Ezgi Kutlu ve Tenor Taylan
Memioğlu meslek yaşamlarını ABD. Almanya, Avusturya'da sürdüren,
sürekli temsillerde önemli roller alan, yarışmalara katılıp ödüller kazanan iki
genç sanatçı… Alper Göçeri (bariton) ve Mert
Eryüksel (bas) henüz kariyerlerinin en başında… Tümünü, dünya opera
repertuarının ölümsüz eserlerinde izlemek harika bir şölendi.
Nitelikli
müzik, nitelikli ülke
Sözünü
ettiğim "büyü"nün baş sorumlusu, tüm olayı
"sahneleyen" ve kurgulayan Yekta Kara'ydı. Fuayeye girdiğiniz
ilk andan, salonda, konserin son anına dek bir bütünlük sağlamıştı.
(Arada eserler üzerine açıklamaları da kendi yapıyordu.) Bu
bütünlüğün yarattığı şölen havasını şu gerçek taçlandırıyordu:
Leyla
Gencer misyonunu sürdürüyordu: Evrensel çağdaş kültür, çok seslilik,
nitelikli müzik tutkusu benim ülkemde de kuşaktan kuşağa geçecekti. Hiç
kimsenin kuşkusu olmasın!
Zaten o
salonu dolduran tüm insanların birbiriyle bakışarak, gülümseyerek
"kucaklaşmasının" gerisinde de bu bilinç vardı: Nitelikli müzik
yapılan ülkede, kolay kolay vazgeçmek olmazdı! İnsanı insan yapan değerlerden
asla vazgeçilmeyeceğine dair bir umut, hazır seçimler sonrasında içimize
yerleşmişken…
"Dünyanın
tüm duyguları "
Finalde
tüm solistlerin katılımı ve "La Traviata" ile şampanya kadehleri
Leyla Gencer için kaldırılırken bir de baktım ben yine çooook gerilere
gitmişim!
Dünya
operasına sayısız sanatçı kazandırmış ünlü İtalyan Maestro Tullio Serafin,
Leyla Gencer'i birçok Verdi operasına, bu arada "La Traviata"ya da
hazırlamıştı… Ve Gencer, kısa sürede bu eserle kanatlandı, mesleğinin
ilk yıllarında bu eserle yüksekten uçtu.
Tulio
Serafin, Leyla Gencer'i müzik dünyasına kazandırmakla kalmadı, opera
literatürüne bir de neredeyse özdeyiş armağan etti:
"Yeryüzündeki
tüm duygular, Leyla Gencer'in sesindedir…" diyordu ünlü Şef.
Önceki
akşam yeryüzündeki tüm duygular o konserdeydi… Teşekkürler Borusan
ve tüm emeği geçenler, katkıda bulunanlar.



