Awards - Honours [2000 - 2014]


2 0 0 0

2000s İSTANBUL
STATUE

A statue from Avcılar Municipality in Istanbul. (Unknown Artist)

RECORDING OF THE STATUE


2 0 0 1

2001.03.08
PALAZZO VISCONTI, MILANO
PREMIO ALBO D'ORO
ALBO D'ORO AWARD

A Life for Music conferred by ASSAMI (Associazione Amici del Conservatorio) to Leyla Gencer, Gisella Belgeri, Nina Vichi, Maria Tipo.

 
Other Premio Giuseppe Verdi Award Winners: Giulietta Simionato; Luciana Savignano; Luciana Serra;  Carla Fracci; Mirella Freni; Liliana Cosi; Fiorenza Cossotto; Paola Damiani; Daniela Dessì; Carla Moreni; Magda Olivero; Simonetta Puccini; Nandi Ostali; Andrèe Ruth Shammah; Silvia Bianchera Bettinelli; Maria Ilva Biolcati (Milva); Sonia Bo; Lidia Bramani; Francesca Gentile Camerana; Giovanna Canetti; Annarita Caroli; Caterina Caselli; Franca Cella Arruga; Lella Costa; Anna Crespi Morbio; Maddalena Crippa; Lella Cuberli; Oriella Dorella; Tiziana Fabbricini; Emilia Fadini; Laura Fedele; Patrizia Garrasi; Marina Ghigino; Fernanda Giulini; Carolina Guastoni; Giovanna Lomazzi; Adriana Maliponte; Mariuccia Mandelli (Krizia); Cristina Mazzavillani Muti; Maria Grazia Mazzocchi; Maria Grazia Mezzadri Cofano;Paola Mitarotonda; Ivana Monti; Rosalina Neri; Maddalena Novati; Lalla Pecorini; Elisa Pegreffi; Luciana Abbado Pestalozza; Oretta Pierotti Cei; Anna Maria Pizzoli; Teresa Pomodoro (alla memoria); Teresa Procaccini; Gaia Varon ; Luisa Vinci.
from left: Carlo – Roberta Fontana, Marcello Abbado, Gisella Belgeri, Nina Vinchi Grassi, Caruba, Maria Tipo, Nardone, Valentina Cortese, pajardi, Leyla Gencer, Ostali, Brecciaroli



RECORDING OF THE AWARD CEREMONY
Premio ASSAMI della Musica del Conservatorio Giuseppe Verdi di Milano. Milano 8 marzo 2001 (4a edizione). La cerimonia di Premiazione, a Palazzo Visconti, via Cino del Duca 8, coincide con la Festa della Donna. Vengono premiate le artiste. Gisella Belgeri Valentina Cortese Leyla Gencer Maria Tipo Nina Vinchi Grassi Il riconoscimento Giovani Talenti è conferito a Lodovica Nardone, violinista (diploma con menzione d’onore al Conservatorio milanese, 2001) che dedica un Bach augurale alle future generazioni. Paolo Brecciaroli, Presidente ASSAMI, accoglie gli invitati e introduce le artiste premiate; Nandi Ostali, Editrice della Casa Musicale Sonzogno, espone le motivazioni; il Maestro Marcello Abbado, Direttore del Conservatorio e Presidente della Giuria ASSAMI rivolge il suo discorso, preceduto dal Lions Governatore dottor Giuseppe Mariani che rappresenta il Distretto Lions sostenitore del Premio. Pubbllco festoso di amici, personalità cittadine come Francesco Saverio Borrelli, personaggi di cultura, musica e teatro. Filmato ripreso e cortesemente concesso da Renato Caccamo. Franca Cella resta a disposizione per quanti avessero a vantare diritti per la riproduzione dei filmati che avviene comunque senza fini di lucro e solo a titolo divulgativo.
 

Above video recording is from FRANCA CELLA YOUTUBE ARCHIVE 

https://www.youtube.com/@francacella4380

 

LA REPUBBLICA                                        
2008.03.06

A Francesca Camerana il 'Premio 8 Marzo' 2008

Francesca Gentile Camerana, direttore artistico della De Sono e di Lingotto Musica, è stata insignita dall' Assami, Associazione Amici del Conservatorio di Milano, del «Premio 8 marzo» 2008, prestigioso riconoscimento che le verrà consegnato sabato prossimo alle 16 al Conservatorio «Verdi» di Milano. Francesca Camerana, flautista, è l' instancabile animatrice della De Sono, associazione per la musica che aiuta con borse di studio i giovani musicisti piemontesi, organizza concerti e pubblica tesi di laurea su temi musicali, ed è lei a curare il cartellone dei Concerti del Lingotto. Nelle passate edizioni il premio è stato assegnato a personalità della musica come Magda Olivero, Giulietta Simionato, Leyla Gencer, Milva, Carla Fracci, Luciana Savignano, Maria Tipo. Le altre premiate dell' edizione 2008 sono la collezionista di fortepiani Fernanda Giulini, le cantanti Mariella Devia e Lydia Stiks, la clavicembalista Emilia Fadini. (s.fr.)

2001.10.10
TEATRO ODEON, BIELLA
PREMIO EUROPEO ALLA CARRIERA
LIFE TIME ACHIVEMENT AWARD

Award by Biella Friends of Opera

LA STAMPA                                         
2001.10.09

LA STAMPA                                         
2001.10.10

2 0 0 2

2002.06.08
HAGIA EIRENE MUSEUM, ISTANBUL
IFCA'S 30th ANNIVERSARY AWARD

Award by Istanbul Foundation for Culture and Arts


Istanbul Foundation for Culture and Arts thanks to Leyla Gencer for her contribution
to 30th International Istanbul Music Festival.

Opening concert and award presentation of Istanbul Music Festival.

Photos © IFCA / Aylin Özmete, Istanbul


with IFCA President Şakir Eczacıbaşı 

with IFCA President Şakir Eczacıbaşı

with IFCA President Mr. Şakir Eczacıbaşı

with Yelda Kodallı (soprano)

with IFCA President Şakir Eczacıbaşı and Ayla Erduran (violin)


CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER
2002.06.15
ZEYNEP ORAL

Onları bir arada görünce...


Sahnede onları izliyordum. Müthiştiler. Güzeldiler, alımlıydılar. Yaşları kaç olursa olsun gençtiler. Yetenekliydiler. Azimliydiler. Güçlüydüler. Duruşlarıyla, tavırlarıyla, bakışlarıyla sonsuz alçak gönüllüydüler. Oysa sanki ölümsüzdüler. Aya İrini'nin sahnesindeydiler...

Ayla Erduran, Ayşegül Sarıca, Bülent Evcil, Efe Baltacıgil, Ferhan ve Ferzan Önder, Gülsin Onay, Hüseyin Sermet, Muhiddin Demiriz, Suna Kan, Şefika Kutluer, Yelda Kodallı ...

Biraz önce çalgılarıyla, müzikleriyle biz, sıradan insanları kanatlandırmışlardı. Çalgıları, piyano, keman, viyolonsel, flüt, insan sesiydi. Rengim Gökmen'in yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın verdiği konserin solistleriydiler. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nin "30. Yıl Konseri" sona ermiş, şimdi hepsi bir arada sahnedeydiler. Alkışları, onlara sunulan sevgi selini gülümseyerek karşılıyorlardı ve Leyla Gencer'in elinden şükran plaketlerini alıyorlardı.
Solistlerin yanı sıra dünya çapında iki orkestra şefimiz Rengim Gökmen ve Gürer Aykal... Ve en sonunda "Aaaa, bana da mı plaket var?" diye şaşkınlığını gizleyemeyen Leyla Gencer de Şakir Eczacıbaşı'ndan plaketini alıyordu...
Onların hepsini bir arada görünce, en genciyle en yaşlısını birbirinden ayıran yaklaşık 50 yılı düşününce, memleketimin aydınlık, ışık dolu, başarılı, yetenekli, çalışkan, geleceğe ilişkin umut dolu yüzü geldi yüreğime yerleşti.
Onlar kendileriyle birlikte, Türkiye'nin adını da çoktan Avrupa Birliği'ne sokmuştu. Ne diyorum ben! Avrupa Birliği'ne değil, Dünya Birliği'ne, Dünya Müzik Birliği'ne taşımışlardı bu ülkeyi.
Onları bir arada izlerken ne amansız bir savaş verdiklerini ne güçlüklere göğüs gerdiklerini, dur durak bilmeyen emeklerini, alın terini, çabalarını, her daim meydan okumalarını, tutkuları uğruna aldıkları riskleri de düşünmeden edemedim. Kimi bu yollardan çoktan geçmişti, kimi daha yolun başındaydı... Onları birbirlerinden ayıran yıllar, tehlikeyi, riskleri, güçlükleri azaltmıyordu. Tam tersine belki de çoğaltıyordu. Çünkü küreselleşmeyle birlikte rekabet arttıkça artıyor, çıta yükseldikçe yükseliyordu.
Onları bir arada izlerken, doğrusu merak etmiyor değildim: Son elli yılımıza, Klasik Batı Müziği alanında son elli yılımıza damgasını vurmuş bu müzisyenlerimizi ilk kez bir arada görüyorduk. Merakım şuydu: Bakalım bu kıvanç tablosunu ertesi sabah hangi gazetelerimizin birinci sayfasında görecektik? (Yanıt: Hiçbirinde!)
Onları bir arada izlerken, riyakarlığımızdan, iki yüzlülüğümüzden, yalancılığımızdan, sağ gösterip sol vurmamızdan daha çok utanır oldum.
Hani biz Avrupa Birliği için Ulusal Program yapmıştık... Hani Kopenhag kriterlerine uyacaktık... Hani uyum yasaları çıkarıyorduk... Hani hükümeti oluşturan partiler AB'den yanaydı... "Ama"ları, "Ancak"ları duydukça, fıkradaki "biraz hamilelik" aklıma geliyor. "Biraz Avrupa Birliği"nden yana nasıl olunur? Kaç idamlık adam, kaç gram insan hakları, kaç kilo "bütün dünya bize düşman / Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" bizi "biraz Avrupa Birliği'nden yana" yapar... Milletinin yaşam kalitesini ha bire aşağıya, daha aşağıya çekmek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden ha bire ceza almak, demokratik hakları ha bire sınırlamak, küçültmek, bunlar mı milli onurumuzu koruyor ya da koruyacak?
Ne yapayım, Aya İrini'nin sahnesinde onları karşımda bir arada görünce aydınlığın karşıtı karanlık da aklıma geliyor...
Onları bir arada görünce ... Hayır hayır Başbakanın sağlık durumunu ya da "Arabesk müzik İslamiyet'e aykırı mıdır değil midir? " tartışmasını düşünemedim doğrusu, çünkü zaten bu iki konuyu herkes bol bol düşünüp konuşuyor. Bir de benim düşünmeme gerek yok!
Konserin sonunda, onları bir arada görünce, bu geceye tanıklık ettiğim için tanrıya şükrettim.


2002.06.10
PALAZZO MARINO, MILANO
AMBROGINO d'ORO PLUS
AMBROGINO d'ORO PLUS AWARD

The Municipality of Milan added to the Gold Medal (Ambrogino 1986) the badge with the coat of arms of the municipality as a symbol of gratitude, of continuity and affection (from Mayor of Milano Gabriele Albertini)

2002.09.17
PALAZZO REALE, MILANO
HONORARY MEMBER OF FRIENDS OF LA SCALA

Une soirée d’art, musique et poésie

Celebration organizes by Friends of La Scala She was proclaimed an honorary member together with Renata Tebaldi.

LA REPUBBLICA                                        
2008.09.18
ANGELO FOLETTO

Serata d' arte con gli Amici della Scala
 

Festa con musica e amici a Palazzo Reale. Un concerto sommesso distribuito tra le sale del piano nobile, velate di luci animate dalle proiezioni di alcuni figurini e foto di scena sui muri: "una soirée d' art, musique et poèsie" come prometteva il programma che si apriva con un breve recital italo-francese (da Tosti a Satie) affidato alla voce di Katarina Nikolich e al pianoforte di Angela Floccari. L' occasione alla quale hanno partecipato centinaia di amici, mecenati e soci raccolti dagli Amici della Scala in 24 anni di attività era solenne: la presentazione della nuova collana dedicata ai bozzetti e figurini del Teatro alla Scala realizzati con il contributo della Mercedes-Benz e dalla Fondazione Cariplo (le prime monografie sono per Alfredo Edel, Alberto Burri, Gio Ponti e Piero Tosi), la donazione di venti bellissimi figurini di Edel all' archivio del teatro, il conferimento della qualifica di socio onorario a Leyla Gencer. Metodicamente, con un po' di fortuna, molta caparbietà e una passione per la storia e il patrimonio artistico scaligero che non ha paragoni, gli Amici della Scala sono così riusciti a trasformare in ricchezza e capitale culturale di tutti il lavoro di altri grandi protagonisti del palcoscenico del Piermarini. Il quadruplice miracolo, prima mossa di una collana di monografie presentate in comodo formato tascabile e messe in vendita a 8 euro, è stato reso possibile dalla cupidigia critica e scientifica di Vittoria Crespi Morbio, già curatrice delle raccolte di bozzetti e figurini della Scala («la regina degli archivi scaligeri», l' ha definita il sovrintendente Carlo Fontana) e d' una prossima grande mostra dedicata a Lila De Nobili annunciata per ottobre a Palazzo Busca. I raffinati volumetti, una cinquantina di pagine riccamente illustrate, sono curati dall' Editore Umberto Allemandi & C. I quattro artisti appartengono a stagioni lontane della storia scaligera; per Burri e Ponti il teatro fu un' occasione professionale rara, per Edel (autore tra le altre cose nel 1881 del memorabile cavanserraglio di sartoria per il Excelsior) e Tosi fu la vita. Piero Tosi fu il creatore dell' «eleganza fragile e sfolgorante» dei costumi dalla Sonnambula con cui nel 1955 Maria Callas, Luchino Visconti e Leonard Bernstein debuttarono alla Scala. Gli splendidi bozzetti di Edel amatissimo da Verdi, «pittore di costumi» spiega Vittoria Crespi, acquisiti e restaurati dagli Amici della Scala erano esposti per la gioia degli intervenuti alla presentazione delle monografie: diverranno un pezzo forte dell' archivio artistico scaligero. Sono venti, uno più bello dell' altro: tra questi c' è il costume per il tenore Francesco Tamagno alla prima di Marion Delorme di Ponchielli (1885), alcuni disegni per il Théâtre des Variétès, Du Casino e Gaité-Liryque di Parigi, quelli per i balletti Rodope di Giorza, Megdé di Samara e Bacco e Gambrinus di Marenco (1904), che nelle repliche del 1912 anno della morte di Edel, presentò come protagonista Mata Hari. 

2002.11.02
LINCOLN CENTER, ALICE TULLY HALL, NEW YORK
BACCARAT AWARD

Leyla Gencer received the prestigious Baccarat Award from the Licia Albanese – Puccini Foundation.

with Franca Cella
with Licia Albenese, Fedora Barbieri, Anna Moffo

↑Picture taken by Phil Tan (Instagram)
with Charles Handelman
with a fan
 


































CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2002.10.25
ZEYNEP ORAL

Leyla Gencer'e "Puccini Onur Ödülü"...

Opera dünyasının en önemli ödüllerinden biri olan Licia Albanese "Puccini Onur Ödülü" Leyla Gencer'e verilecek. 2 Kasım’da New York'daki ünlü Lincoln Center 'da yapılacak törende sanatçı ödülünü alacak.

New York'a uçmadan önce onu Milano'da evinde buluyorum. Telefonun ucundaki ses biraz heyecanlı, oldukça telaşlı...
Meslek yaşamı boyunca Bellini, Donizetti ve Verdi eserleriyle ünlendiğini belirtirken, "bilmem ki neden bana Puccini Onur Ödülünü veriyorlar?" deyiveriyor...
Artık onu çok iyi tanıdığımdan, bu ödülü de "ben bir şey yapmadım ki, şans, kader, kısmet" diye karşıladığını ve alçak gönüllülüğünü bildiğimden, "neden"i açıklamaya çalışıyorum:
Puccini'nin ölümsüz eserleri "Madam Butterfly", "Manon Lescaut", "Suor Angelica", "Il Tabarro", "Tosca" ve "Turandot"da baş rollerde oynayan ve bu altı Puccini eseriyle ülkeden ülkeye kanatlanan o değil miydi? Hem kanatlanan hem de bu eserleri kanatlandıran... "Evet doğru, bolca Puccini söylemişim" diyor küçük bir sesle...
Bence Puccini Onur ödülünün bir başka nedeni de bugün Leyla Gencer'in genç operacıları yetiştirmek için verdiği üstün çaba... A.B.D.'deki Puccini Vakfının kurucusu Licia Albanese de kendini gençleri yetiştirmeye adamış.
Bugün 89 yaşında olan Licia Albanese , İtalyan asıllı Amerikan vatandaşı, bir zamanların en ünlü sopranolarından biri. 1935’te La Scala'da söylemeye başlamış, 1940’ta Amerika'ya yerleşmiş ve 1966 yılına dek Metropolitan Operasının Puccini eserlerindeki "star"ı olmuş. Bu tarihten sonra ustalık sınıflarına hocalık etmiş.
2 Kasım günü Leyla Gencer, önce Licia Albanese Puccini Şan Yarışmasını kazanan sanatçılara ödüllerini verecek. Akşam yapılacak Gala Gecesinde ise Puccini Vakfının başkanı Licia Albanese. Leyla Gencer'e Puccini Onur Ödülü'nü sunacak.
Leyla Gencer'i kutlarken, ona yolunuz açık olsun derken, o bana Milano'daki Amerikan konsolosluğundan vize almak için yaşadığı serüvenleri anlatıyordu ki, dayanamadım "kabahat sizin, ne diye İtalyan pasaportunu kabul etmediniz ki!" deyiverdim. Bir de güzel azar işittim: "İnsanın tek pasaportu olur! Benim pasaportum Türk pasaportu!"

Teşekkürler Leyla Gencer.

 

HÜRRİYET DAILY NEWSPAPER
2002.11.01

LA NACION
2002.11.04
JORGE H. ANDRES

La otra noche en Nueva York

 
Ocurrió el sábado pasado en Nueva York, a primera hora de la tarde. Un concierto benéfico para anunciar los ganadores de cierta competición internacional para nuevas voces líricas, que resultó más atractivo por las ilustres presencias prometidas en el cartel colocado frente al teatro, en la vereda del Lincoln Center, que por la posibilidad de escuchar a los triunfadores o asistir luego a la comida y baile de gala antes de que se ponga el sol.
Figuras fundamentales en el mundo de la ópera de medio siglo atrás que pocos hubieran imaginado todavía capaces, no ya de seguir siendo fascinantes aún sentadas en una butaca, sino de permanecer en el mundo de los vivos y atreverse a salir de sus refugios en un otoño muy frío. El recital estuvo dedicado al centenario de Jan Kiepura, que no está más desde 1966, aunque sí su legendaria viuda y compañera en tantas operetas, Martha Eggerth (90), una de los invitados especiales, junto a héroes de memorables noches en el Met como Licia Albanese (89), Robert Merrill (83) o Lucine Amara (75).
Inevitablemente, Anna Moffo (alguien, algún día, revelará la edad de esta Joan Collins del bel canto) anduvo por ahí, pero sin desplazar a la presentadora oficial, la querida Patrice Munsel (88), que condujo la entrega de unos trofeos a la trayectoria de artistas cuya sola mención inspira respeto y cierta nostalgia por una sinceridad para atarse a ciertos roles que parece perdida: Fedora Barbieri (88), Leyla Gencer (78), Cornell MacNeil (80) y la mucho más joven pero también eterna Teresa Berganza, entre otros.
 
MİLLİYET DAILY NEWSPAPER                                           
1996.11.07

OPERA NEWS
Links to OPERA NEWS ARCHIVE related with Gencer’s NY visit

Opera News - Licia Albanese, 105, Italian Soprano Who Brought ...

... s concerts at Lincoln Center, handing out cash prizes to young singers, welcoming guest-star colleagues such as Fedora Barbieri, Leyla Gencer, Lucine Amara and ...

2 0 0 4

2004 April
IMPERIAL MINT, ISTANBUL
COMMEMORATION COIN

Coin bearing the effigy of Leyla Gencer was printed as part of the series Turks of the Millennium: second of the two series produced by the Turkish State Mint including only ten characters from history to today.

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2003.05.03
ZEYNEP ORAL
 
Nazım Hikmet ve Leyla Gencer Darphane’de...
 
Leyla Gencer'in geniş bir yelpazeye yayılan sesi, Milano'dan İstanbul'a telefondan ulaşan sesi, biraz telaşlı, biraz endişeli, çokça da heyecanlıydı... Her zamanki buyurgan tonlamadan çok, sorgulayan bir tonlaması vardı: "Ne yani... Şimdi elden ele paralarda mı dolaşacak resmim..." diyordu... Ben de açıklamaya çalışıyordum.
Şu son günlerde öğrendiklerimi, öğrendikçe önümde yeni sayfalar açılan bir alanı, koleksiyoncuların herhalde çok yakından izledikleri, ancak benim bugüne dek bilmediklerimi ona anlatıyordum.
Darphane "Bin Yılın Türkleri" başlıklı hatıra paraları çıkarıyordu. Bu serinin ilk beşi geçen yıl çıkmıştı. Şimdi serinin ikinci beşlisi çıkacaktı. Ve bunlardan biri Leyla Gencer'di.
Sevgili Leyla Gencer'e önce bunun her gün kullandığımız ve hızla eriyen metal paralarla değil, çok özel hatıra paralarla ilgili olduğunu anlatmakla işe başladım.
Sıra geldi hatıra paraya basılacak fotoğrafın seçimine...
Ama ona geçmeden önce, bu alanın benim gibi yabancısı olanlara biraz bilgi...
"Bin Yılın Türkleri" hatıra paralarından ilk çıkanlar, Atatürk, Mevlâna, Mimar Sinan, Koca Yusuf ve Cahit Arf paralarıydı. Şimdi çıkacak ve iki ay içinde tamamlanacak olanlar ise Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, İsmet İnönü, (şimdi sıkı durun) Nazım Hikmet ve Leyla Gencer'di.
Seçimi kim mi yapmıştı?
Darphane Genel Müdürü Tuğrul Bilen Ünal... Onunla konuştukça, içimden "bu adam müthiş, dilerim başına bir iş gelmez" demekten kendimi alamıyordum. Yalnız isabetli seçim için değil, görevde olduğu üç buçuk yılda gerçekleştirdikleri için de...
Örneğin daha önce gerçekleştirdiği özel hatıra paraları arasında "Cumhuriyet- Kadın ilkleri" serisi var Sabiha Gökçer le başlayan Süreyya Ağaoğlu ve Süreyya Ayhan'la sürecek olan... 1935’teki eski paraların gümüş kalıplı tıpkı basımları...İlk meclisteki 18 kadın milletvekilli hatıra paraları... 1935 setine özellikle yurtdışından büyük ilgi varmış. Bu hatıra paralarına eşlik eden tanıtım kitapçıkları var. O yıllarda olup bitenleri tanıtan açıklayan... Örneğin nüfus 16 milyon ve mecliste 18 kadın milletvekili var... (Tüm kadın kuruluşları, feministler, Darphane'nin bu faaliyetlerinden haberdar değil sanırım, ilgilenmekte yarar var...)
Bunların yanı sıra para formunda olmayan çeşitli ürünler de sundu şu son üç yılda Darphane. Kalemler, kutular, kâğıt ağırlıkları, hatıra paralı köstekli saatler, kol saatleri vb... Tümünü Darphane'nin satış mağazasında ya da web sitesinde görebilirsiniz. www.darphane.gov.tr daha birçok konuda insanı bilgilendiriyor.) Bunlarla hem yurt dışında hem yurt içinde çeşitli para fuarlarına ve sergilere, mücevher, takı, saat fuarlarına katılıyoruz.
"Bin yılın Türkleri" serisindeki hatıra paralar 999 ayar gümüş,38.61 mm. Çapında, bir ons (31,47 gram) ağırlığında ... Atatürk portreli olanın formu ve malzemesi ötekilerden farklı. Bronz üzerine beyaz altın işlemeli ...
Tarihçilere göre Osmanlı İmparatorluğunun ilk üç devlet iktisadi kuruluşundan biri, hazine için gerekli paraları basan Darphane. Öteki ikisi savaş topları döken Tophane ve savaş gemileri yapan Tersane.
Türk Darphanesinin kuruluş tarihi olarak, Fatih Sultan Mehmet'in kendi adına bastırdığı ilk Türk altınının basılış tarihi olan 1467 kabul ediliyor. O tarihten sonra Bursa, Edirne, Amasya, Erzurum, Konya vb. gibi birçok şehirde, Sofya, Şam, Bağdat, Mısır, Tunus, Cezayir gibi birçok yörede Osmanlı parası basılıyor.
1843’ten sonra ise para basımı yalnızca İstanbul'da, öteki darphanelerin faaliyetlerine son veriliyor... 1923’te Darphane, Topkapı Sarayı'nın yanındaki yerine taşınıyor. 1967'den bu yana ise İstanbul'da Yıldız- Beşiktaş'taki mekanına yerleşiyor.
15. Yüzyıldan günümüze uzayan zincirin halkalarından birinde, Leyla Gencer'in dramatik soprano sesi, acaba hangi fotoğrafı seçsek diye soruyordu. Onu mu, bunu mu? O çok eski, bu çok yeni, o profilden, bu cepheden diye biz konuşup dururken, Tuğrul Bilen Ünal, yine en isabetli seçimi çoktan yapmıştı. Heykeltıraşlar hem Leyla Gencer hem Nazım Hikmet portreleri üzerinde çalışıyorlardı bile. Önümüzdeki bir iki ay içinde "Bin Yılın Türkleri" serisinin ikinci beşlisi de ortaya çıkacaktı.
Bu haberi aldım alalı hem içimde hem dışımda havalar çok güzeldi!
 
 
2005.01.07 First meeting for Leyla Gencer Voice Competition at her home in Istanbul

From left: Sacide Erkman (Istanbul Music Festival), Özalp Birol (Koçbank) Ahmet Erenli (Istanbul Music Festival), Sami Caner (Borusan Culture and Arts), Şule Soysal (Deputy Directorate General of Overseas Promotion and Cultural Affairs), Görgün Taner (Istanbul Foundation for Culture and Arts)





























2 0 0 5

2005.06.06
HAGIA EIRENE MUSEUM, ISTANBUL
LIFETIME ACHIVEMENT AWARD

Granted by Istanbul Foundation for Culture and Arts with the frame of 33rd Istanbul Music Festival. The award ceremony held before the opening concert of the Festival.

Leyla Gencer was presented with a lifetime achievement award at the award ceremony held before the concert. Gencer, who could not come to Istanbul due to his illness, received the award from former Covent Garden London Royal Opera General Manager Sir John Tooley. Tooley said, 'It is a great honour for me to receive this award on behalf of Leyla Gencer." Tooley emphasized in his speech that Gencer constantly supports young artists.


Riccardo Muti send a letter to the Festival Management:

Leyla Gencer is one of the greatest artists of our times. The uncommon beauty of her voice and her rendition of a vast and diverse repertoire indisputably puts her to very front, as the prima donna of the opera world.

I am very happy to have had the opportunity of working with her in the production of many operas from Verdi’s to Spontini’s, the musical and dramatic structure of which continue to survive in memories.

I say a heart- felt “congratulations” to Leyla Gencer whom I have had the privilege to pursue a close contact during her illustrious career. (Riccardo Muti, 2005)



2 0 0 7

2007.04.27
ACADEMY OF LYRIC OPERA HALL, MILANO
MEDAL OF MERIT 2006

Medal of Merit for the invaluable services afforded to the Republic of Turkey, presented by the General Consul of Turkey, Mr. Vefik Fenmen. A small concert by the students was given as a tribute.



2007.06.30
GIARDINO VILLA CARUSO "BELLOSGUARDO", FIRENZE
CARUSO AWARD, LASTRA A SIGNA

She received the 2007 Caruso Award which presented by Mario del Fante e Rolando Panerai.



Villa Caruso - Bellosguardo

Other Caruso Award recipients: Giuliano Masini, Mario del Monaco, Carlo Bergonzi, Giuseppe di Stefano, Franco Corelli, Ferucio Tagliavini, Renata Tebaldi, Alfredo Kraus, Magda Olivero, Fedora Barbieri, Gianni Raimondi, Luciana Pavarotti, Gino Bechi, Fiorenza Cossotto, Rolando Panerai, Piero Cappuccilli, Aldo Protti, Giulietta Simionato, Antonietta Stella, Giuseppe Taddei, Gian Giocomo Gulefi, Cesare Siepi, Anita Cerquertti, Luigi Alva, Nicolai Ghiaurov, Mirella Freni, Leo Nucci, Giancinto Prandelli, Umberto Borso, Nicolai Gedda, Carlo Meliciani, Gianfranco Cecchele, Bruno Bartoletti, Maria Luisa Cioni, Lando Bartolini, Nicola Martinucci, Franco Zeffirelli, Daniele Barioni, Bonaldo Giaotti, Renato Bruson, Maria Chiara, Mariella Devia....

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2007.07.01
ZEYNEP ORAL
Leyla Gencer’e "Caruso Ödülü"
 
Siz bu yazıyı okuduğunuzda, bir gece önce (cumartesi gecesi) Floransa’da Signoria Meydanında Fazıl Say’ın, Zubin Mehta yönetiminde Floransa Festival Orkestrasıyla konseri yaşanmış olacak… Ben bu yazıyı yazdığımda, henüz yaşanmamış… Bu nedenle henüz dün akşamki konserden söz edemem…
Floransa’ya hareket etmeden önce Milano’da Leyla Gencer’i aradım. (İtalya topraklarına ondan habersiz ayak basmama çok kızar.) Floransa’ya gideceğimi söyleyince, “Çok sevindim ama, keşke zahmet etmeseydin cicim,” deyiverdi…
Durdum … Yanlış anlaşma var… Yeniden başladım:
 “Milano’ya değil, Floransa’ya… Fazıl Say konseri için…” diye anlatmaya çalışırken ben; o cümlesini tamamladı: “Zaten böyle ödülleri bana hep veriyorlar…”
???
Sonunda telefonda aynı anda değil, karşılıklı, sırayla konuşmayı başardık! Bu kez heyecandan yerinde duramayan bendim.
Olay şu: 2007 Enrico Caruso Ödülü Leyla Gencer’e verildi! (Dünyanın her yerinde birinci sayfa haberi olacak bu olaydan bizde kimsenin haberi yok!) Ödül töreni Floransa’da Enrico Caruso’nun yaşadığı malikanenin bahçesinde 30 Haziran’da. Fazıl Say konseriyle ayni günde!
 (Heyyyyyy! Politikacılar uyanın! Türkiye, sanatçılarıyla çoktan AB’nin doruklarında, siz daha birbirinizi yemeye bakın!)
Gelmiş geçmiş en büyük tenorlardan Enrico Caruso (1873-1921) adına konan ödülü almak üzere Leyla Gencer de Floransa’da.
Kentin en baba yerlerindeki afişlerden duyuruluyor olay. “Premio Caruso 2007”nin “Bel Canto’nun dünyadaki eşsiz sefiresi, büyük soprano Leyla Gencer”e verildiği açıklanıyor…
Bundan aylar önce Fazıl Say’ın “Maggio Musicale Fiorentino” festivalinde konser vereceğini öğrendiğimde, aklıma gelen ilk isim Leyla Gencer olmuştu.
Onun meslek yaşamında Floransa’nın ve bu festivalin önemli bir yeri vardı.
Leyla Gencer’in İtalya’ya adım atmasından kısa bir süre sonra, Maggio Müzik Festivali’nin kurucusu ünlü orkestra şefi Vittorio Gui ona Verdi’nin “La Battaglia di Legnano” operasında baş rol teklif ediyordu. Çok geçmeden başka şefler, başka roller…
 “Maggio Musicale Fiorentino” festivalinde Leyla Gencer’in başrollerini oynadığı / söylediği operaların bir bölümü şunlar: Verdi’nin “La Battaglia di Legnano”, “Macbeth” ve “Atilla”; Donizetti’nin “Maria Stuarda” ve “Lucrezia Borgia”; Gluck’un “Alceste”; Spontini’nin “Agnes di Hohenstaufen” … Ayrıca birçok resitalle de katıldı festivale. Festivalin odağı olan Teatro Comunale onun neredeyse ikinci evi oldu.
Özellikle 1959- 79 yılları arasında Leyla Gencer, “Maggio Musicale Fiorentino” festivalinin gözbebeğidir, bugünkü deyişle “Star”ıdır… Nedenine gelince, festival özellikle klasiklerin yeni yorumlarına ve unutulmuş, yok sayılmış eserlere açıktır ya, işte “Donizetti Rönesansı”na imza atmış Leyla Gencer, onlar için bulunmaz bir değerdir.
Ünlü Şef Riccardo Muti’yle konuştuğumda şöyle demişti: “Çok gençken, henüz orkestra şefi olacağımı bilmiyordum. Bir kez Leyla’yı televizyonda izledim ve her gece rüyalarıma girmeye başladı. Orkestra şefliğimin ilk yıllarında hep onunla çalışmayı düşledim. Sonunda düşüm gerçekleşti. İlk kez 70’te ‘Attila’ operasında, sonra Agnese ve Macbeth’de onunla çalıştım. Onunla çalışmak kolay değildi. Ne istediğini çok iyi bilir ve şefe de ecel terleri döktürür. Ama onunla çalışmayı hiçbir şeye değişmem…”
Sözünü ettiği üç opera da “Maggio Musicale Fiorentino” festivalinde yer aldı.
Yine Leyla Gencer’in şef Pradelli’yle büyük kavgası (kavga iki sözcüğün nasıl söyleneceğinden çıkmıştı) ve provada, “Öyleyse ben oynamıyorum, kendinize başka bir Maria Stuarda bulun” deyip, tiyatroyu terk etmesi de bu festivaldeydi.
Onun deyişiyle, “ha deyince, kapı arkasında bir Maria Stuarda bulamazlar ki…
Her gün oynanan repertuar operası değil bu, bir asırdır oynanmamış, çaresiz yine bana geldiler...” … Ve kendi istediği gibi söylemek koşuluyla, geri dönmüştü.
 “Maggio Musicale Fiorentino” … Floransa, hiç bitmeyen baharı, tükenmeyen müziği yaşıyor… Leyla Gencer’den Fazıl Say’a bayrak yarışı sürüyor…
 

MİLLİYET DAILY NEWSPAPER                                           
2007.07.08

2 0 0 8

2008 September
TEATRO SAN CARLO, NAPOLI
RICORDO DI LEYLA GENCER

2 0 1 0 

2010.07.13
HAKKI YETEN CADDESİ FULYA BEŞİKTAŞ, ISTANBUL
STATUE

A statue commissioned by Beşiktaş Municipality and made by Önder Büyükerman.


SABAH DAILY NEWSPAPER

2009.08.16

Leyla Gencer heykeli için yarışma

Dünyanın "La Diva Turca'' diye alkışladığı, geçen yıl hayatını kaybeden 20'nci yüzyılın en büyük opera sanatçılarından biri olarak kabul edilen Leyla Gencer'in heykeli yapılacak. Beşiktaş Belediyesi'nin başlattığı heykelin yapımı için düzenlenen tasarım yarışması, tüm heykeltıraşlara açık olacak. Yarışmanın jürisinde Marmara Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi'nden akademisyenler yer alacak.


SABAH DAILY NEWSPAPER
2009.09.30

Beşiktaş'a Leyla Gencer heykeli
 
Beşiktaş Belediyesi, "La Diva Turca" olarak anılan ve geçen yıl ölen opera sanatçımız Leyla Gencer anısına dikilecek heykel için tasarım yarışması açtı.
Beşiktaş Belediyesi, dünyanın ''La Diva Turca'' olarak alkışladığı ve geçen yıl ölen Leyla Gencer anısına dikilecek heykel için tasarım yarışması açtı.
Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, Leyla Gencer anısına hazırlanacak heykeli Fulya Süleyman Seba Tesisleri önündeki yeşil alana dikmeyi planladıklarını belirtti.
Yarışma jürisinde bulunan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Rahmi Aksungur da sanatın toplum için önemli olduğuna işaret ederek, bir toplumun kültür ve sanatla ilerleyeceğini söyledi.

Yarışma

Leyla Gencer anısı dikilecek heykel için düzenlenen tasarım yarışmasının jürisinde Prof. Aksungur'un yanı sıra Prof. Dr. Vedat Somay, Prof. Nilay Büyükişleyen, Prof. Dr. Ferit Özşen, ve Prof. Dr. Zekai Görgülü yer alıyor.
Yarışmanın danışman jüri üyeleri ise Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Mesut İktu, sanat tarihçisi Murat Katoğlu ve makine yüksek mühendisi Hasan Mani'den oluşuyor.
Jürinin yapacağı değerlendirme sonucunda birinciliği kazanan tasarımın sahibine 22 bin, ikinciye 15 bin, üçüncüye 8 bin TL ödül verilecek. Bir yarışmacı da 5 bin TL tutarında mansiyon ödülünün sahibi olacak.
Yapılan çalışmalar 20 Kasım’a kadar Beşiktaş Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğüne teslim edilecek. Yarışmaya katılan tüm tasarımlar 15 gün süreyle Beşiktaş Belediyesi Sergi Salonu'nda sergilenecek ve sergi sürecince de kolokyum düzenlenecek.
Eserin imalat bedeli KDV hariç 120 bin lira olarak belirlendi. Yarışma sonucunda birinci seçilen projenin uygulanıp uygulanmaması da değerlendirilecek.
Yarışmada malzeme sınırlaması konulmadı. Ancak polyester, fiber gibi sentetik malzemeler kabul edilmeyecek. Eser için kullanılacak malzemenin açık hava koşullarına dayanıklı olması gerekiyor ve eserin yüksekliği de kaide hariç en fazla 250 santimetre olacak.

DÜŞÜNÜYORUM MONTLY MAGAZINE
2010 August

SUMMER B PLUS MAGAZINE

2010 August

Recording of statue                     

2 0 1 1 

2011
YENİ MAHALLE, ANKARA
LEYLA GENCER PARK

2011.05.10
SAFRANBOLU, KARABÜK
STATUE & LEYLA GENCER STREET

A statue made by Matin Yurdanur in her father’s hometown Safranbolu. And a street named Leyla Gencer in Safranbolu.

SABAH DAILY NEWSPAPER

2011.05.21

Gencer'in büstü köyüne taşındı
 
Opera tarihinin en büyük isimlerinden biri sayılan ve dünyada ''La diva Turca'' olarak tanınan soprano Leyla Gencer'in Karabük'ün Safranbolu ilçesindeki büstü, düzenlenen törenle Yörük köyüne taşındı.
Safranbolu Kaymakamı Gökhan Azcan, Yörük köyündeki törende yaptığı konuşmada, Leyla Gencer'i Anma ve Sanat Günleri kapsamında düzenledikleri etkinlikler kapsamında daha önce Gül Evi'nde açtıkları sanatçının büstünü şimdi köyüne taşıdıklarını söyledi.
Dünya opera tarihinin en büyük sopranolarından Gencer'in, Safranbolu'dan çıkmış olmasından gurur duyduklarını anlatan Azcan, şöyle dedi:
''Leyla Gencer, ülkemiz ve ilçemizin ismini bütün dünyaya duyurmuştur. Sanatçımızı kaybedeli 3 yıl oldu, ama biz onun ve eserlerini yaşatmak için elimizden ne geliyorsa yapmaktayız. Bu bizim asli görevlerimiz arasındadır.
Safranbolu'nun Gencer gibi çok önemli değerleri bulunuyor. Bir ağacın kökleri misali bu değerlerimize ne kadar çok tutunursak, fırtınalarda o kadar ayakta kalırız. Böyle büyük isimleri yeniden dünyaya kazandırmak için onlara sahip çıkmamız lazım. İlçemizde daha önce açılışını yaptığımız sanatçımızın büstünü şimdi ait olduğu yer olan köyüne taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz.''
Törene, Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy, Devlet Opera ve Bale sanatçıları ile çok sayıda davetli katıldı.

SABAH DAILY NEWSPAPER

2018.05.11

Leyla Gencer turizmi

20. yüzyılın önemli sopranolarından Leyla Gencer’in baba ocağı Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki Yörük Köyü, turizmde önemli bir destinasyon haline gelecek

La Diva Turca", "La Gencer", "La Regina" olarak ün kazanan ve 10 yıl önce hayata veda eden Leyla Gencer'in baba ocağı Karabük'ün Safranbolu ilçesindeki Yörük Köyü'nün, ayrı destinasyon çalışmasıyla turizmin önemli noktalarından biri haline getirilmesi hedefleniyor. UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Safranbolu'nun küçük bir maketi görünümünde bulunan ve Gencer'in babası Hasanzade İbrahim Bey'in memleketi olan Yörük Köyü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1997'de Türk-Türkmen köyü oluşu ve tarihi yapılarının görkemi nedeniyle koruma altına alındı. 93 tescilli eserin bulunduğu köy, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanvekili Fatih Ürkmezer, şunları kaydetti: "Leyla Gencer gibi bir değerin Safranbolu'nun tanıtımına katkıda bulunmak için elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz. Daha önce baba evinin çatısı onarılmıştı. Sadece orayı değil, Yörük Köyü'nün ayrı bir destinasyon olarak planlanmasında, evlerin, tarihi dokunun yaşaması için çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışma içerisinde Leyla Gencer'in meydanda bulunan büstü ve arkasında bulunan evi de o kapsamda turizme kazandırma çalışmalarımız devam ediyor."

2 0 1 2  

2012 May
OPERA BASTILLE (Auditorium Oliver Messiaen), PARIS
LES ORPHEES D'OR

Grand Orphée d’Or Leyla Gencer.
Presented by Académie du Disque Lyrique

Winner: Pervin Çakar soprano
 
Grand prix international du disque lyrique Orphées d’or 2012
L’association de l’Académie du disque lyrique a procédé le 14 mai à sa remise annuelle des Orphées d’or, prix destinés à couronner les meilleurs enregistrements de musique lyrique. Sous la présidence de Pierre Bergé, la cérémonie s’est déroulée à l’auditorium Olivier Messiaen.
Très remarqué, le label polonais Dux a remporté l’Orphée attribué à un éditeur pour l’ensemble de ces productions. Il a aussi été honoré du prix Charles Münch pour L’Opéra Omnia de Mikolaj Zielenski. Spécialisée dans la musique classique polonaise, cette maison fondée en 1992 s’est imposée dans la diffusion des œuvres de compositeurs polonais, encore trop méconnus et rarement interprétés, à l’exception de Chopin et du trio contemporain : Penderecki, Lutoslawski et Gorécki. Le chant issu de la tradition orale, glorifié dans Chants d’Orient et d’Occident par Rachid Ben Abdeslam, a reçu le Prix spécial.
Pervin Çakar, soprano
Dans le domaine de la musique contemporaine, Laurence Equilbey, à l’occasion de la sortie de Best 20 Accentus s’est vue décerner l’Orphée Spécial. Patricia Petibon a été sacrée meilleure interprète pour la Lulu dirigée par Michael Boder. D’autres cantatrices ont été aussi décorées : Renée Fleming pour l’album Poèmes, Véronique Gens pour Tragédiennes, Nino Madchaidze pour le meilleur récital d’airs d’opéra Romantic Arias, et surtout Sara Mingardo pour l’enregistrement de l’œuvre intime et désespérée de Mahler, les Kindertotenlieder.
Un Orphée spécial a été décerné à la cantatrice Anja Silja, en sa présence, pour ses prestations exceptionnelles sur les scènes mondiales. La personnalité de Leyla Gencer illustre cantatrice turque qui avait commencé sa carrière en même temps que la Callas a aussi été évoquée. Légende du chant, Leyla Gencer est désormais connue mais par un nombre restreint de spécialistes et de musicologues. Moins sulfureuse et scandaleuse que la Callas, devenue alors l’icône de l’art lyrique, Gencer resta quelque peu dans l’ombre.
La soirée aurait pu être laborieuse sans les interludes musicaux et la présence charismatique de Jordi Savall à la fin de la cérémonie. Le maître de la musique baroque a témoigné de ses quarante-sept années passées avec sa muse Montserrat Figueras, cantatrice à l’humanisme éclairé, touchée par la grâce, délicate et inspirée, disparue en 2011. Montserrat Figueras, le timbre le plus pur du répertoire de musique ancienne et, de toute évidence, la voix de l’émotion… Rosa Ferreira Opéra Bastille, 14 mai 2012.

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER

2012.05.18
ZEYNEP ORAL
 
'Leyla Gencer Altın Orfe Ödülü' Pervin Çakar'a verildi! O akşam, Paris'te...
 
"Paris'te 2012 Altın Orfe Ödülleri verilecek: Leyla Gencer'e adanmış, büyük divanın adını taşıyan ödülü, jürimiz, genç Türk soprano Pervin Çakar'a verme kararı aldı. Opera Bastille'deki törende Pervin Çakar'a ödülü sizin vermenizi istiyoruz. Gelebilir misiniz?"
Soruyu tekrarlatmadım, Paris'e vardım!
Ama önce kısa bir geriye dönüş:
"Academie du Disque Lyrique" Fransa'nın köklü müzik kuruluşlarından biri. Yıllardır opera ve şan dünyasındaki plakları, kayıtları, başarılı çıkışları çok geniş bir yelpazeye yayılan "Altın Orfe Ödülü"yle ödüllendiriyor.
Altın Orfe Ödülleri, gelmiş geçmiş büyük sanatçıların adlarını taşıyor. (Toscanini Ödülü, Karajan Ödülü, Charles Münch Ödülü vs.) Geçen yıl akademi, aldığı bir kararla, bundan böyle her yıl, bir de "Leyla Gencer Büyük Ödülü" (Le Grand Orphée d'Or Leyla Gencer) vereceğini açıkladı. Bu kararda iki insanın önemli rolü var: Pierre Bergé ve Stephane Blet.
Pierre Bergé sanat tutkunu iş adamı, mesen, Opera Bastille ve Paris Ulusal Operası'nın başkanlığını yapmış, François Mitterand'ın yakın dostu, Sosyalist Parti destekçisi, kendini toplumsal sorumluluğa adamış, ortağı, arkadaşı ile Yves Saint Laurent'la adlarını taşıyan müze ve vakfın kurucusu... Halen bunların ve nice sanat kuruluşunun ve de akademinin onursal başkanı... Ayrıca Leyla Gencer hayranı...
Stephane Blet, ünlü bir piyanist ve besteci. Onu Türkiye'de İdil Biret'le verdiği konserlerden tanıyabilirsiniz. Tam bir Türkiye hayranı, "Türk Rapsodileri" besteliyor ve bunları dünyanın her yerinde verdiği konserlerde çalıyor. (24 Mayıs'ta İstanbul'da Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'nde konseri var, meraklılar kaçırmasın!)
Stephane Blet, "Ödül Program" dergisine yazdığı yazıda, "20. yüzyılın en büyüleyici, efsanevi sanatçısının anısına adil davranmak için bu ödülü sürekli kıldıklarını" açıklıyor; aynı zamanda "Türkiye gibi büyük bir ülkeye bir çeşit kültürel dayanışma" selamı verdiklerini vurguluyordu.
Sahnede övgü seli
Paris'te Bastille Meydanı. Birkaç gün önce Hollande'ın zaferiyle, yani daha adil, daha eşitlikçi, daha özgür, daha ilkeli bir dünya umudunun sevinciyle dolup taşmıştı bu meydan. Şimdi ortalıkta o sevinç ve umuda denk düşen bir aydınlık vardı. Tören akşamüstü 17.30'da başlayacaktı. Opera Bastille'in 3 bin kişilik büyük salonunda değil, 300 kişilik Olivier Messiaen Salonu'ndaydı.
Altın Orfe Ödülleri'nin jürisi, çoğu Fransız, uluslararası 23 müzik uzmandan oluşuyordu. Kayıtları dinleyerek, seyrederek seçim yapmışlardı.
Ödül töreni başladığında, benim gözlerim dolu salonda hâlâ Pervin Çakar'ı arıyor ve bir türlü bulamıyordu! (Eyvah ya gelmediyse?!)
Farklı alanlarda tam 30 ödül verilecekti. Burada tüm bu ödülleri sıralamaya olanağım ve yerim yok. Ödüller arasında birkaç mini konser vardı...
Leyla Gencer Büyük Ödülü, 13. sıradaydı. Pierre Bergé ve Stephane Blet birlikte kürsüye geldiler. Pervin Çakar'ı, UNESCO Daimî Temsilcimiz Büyükelçi Gürcan Türkoğlu'nu ve beni sahneye çağırdılar.
Önce Pierre Bergé, Leyla Gencer'e hayranlığını en şairane biçimde dile getirdi. (Törenin en uzun konuşmasıydı!) Ardından Stephane Blet, Gencer'in gençleri destekleme misyonunu, Pervin Çakar'ın yaptığı başarılı çıkışını anlattı. İki konuşmacı da "yakında Fransa'da Fransızca okunabilecek" Leyla Gencer kitabım için (burada tekrarlamaktan utanacağım) güzel şeyler söylediler.
Pervin Çakır'ın heyecanı
Pervin Çakır'a ödülü verip onu kucaklarken, heyecandan tir tir titrediğini hissedebiliyordum. Aynı heyecanla akademiye İngilizce teşekkür ederken, ilk iş Fransızca öğreneceğine söz vererek, büyük sempati topladı! Ben akademiye ödülün adı ve sürekliliği için teşekkür ederken, sevgili divamızın mutlak bizi izlediğini ve belki de "abartmayın, ben bir şey yapmadım ki" dediğini duyar gibi olduğumu vurguladım!
Tören ve töreni izleyen davet boyunca Pervin Çakar'ın yükselişini düşündüm: Mardin'in bir köyünde doğup (1981) Diyarbakır Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'ne, oradan Ankara'ya ve İtalya'nın Ancona şehrine uzanan bir serüven... Garsonluktan, Leyla Gencer Ödülü'ne muhteşem bir öykü... (Bu öyküyü daha önce anlattığımdan tekrarlamıyorum. Bakınız: 29 Ağustos 2010, Cumhuriyet)
Bu yaz, Pervin İrlanda'da Lismore Festivali'nde "Sevil Berberi" (Rosina rolü) ve İtalya'da Macerata Festivali'nde "Carmen"de (Frasquita rolünde) oynayacak. Sonra da 6 Eylül'de Modena'da Pavarotti Vakfı'nın düzenlediği Pavarotti yıldönümü konserinde sahneye çıkacak...
Yolun açık olsun Pervin Çakar! Nice nice başarılara!
 

2 0 1 3
 
2013
OPERA BASTILLE (Auditoriım Oliver Messiaen), PARIS
LES ORPHEES D'OR

Grand Orphée d’Or Leyla Gencer. Presented by Académie du Disque Lyrique
Winner: Asude Karayavuz mezzo-soprano


2 0 1 4 

2014.03.17
BAKIRKÖY MUNICIPALITY OPERA HALL
STATUE

A statue made by Bihrat Mavitan and Ümit Öztürk



2014.06.02

TURKISH EMBASSY, PARIS
LES ORPHEES D'OR

Grand Orphée d’Or Leyla Gencer. Presented by Académie du Disque Lyrique
Winner: Zeynep Oral writer 

Recording                   


CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER
2014.07.03
ZEYNEP ORAL
Gencer Fethetmeyi Sürdürüyor Hala
 
Bu sabah sanki farklı bir dünyaya gözlerimi açtım. Hani şair “Bugün pazar/ Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar” der ya… İşte biraz öyle bir duygu içindeyim. “Bu anda ne düşmek dalgalara, / Bu anda ne kavga ne hürriyet ne karım. / Toprak, güneş ve ben / Bahtiyarım.”
Bu sabah (sizlere göre dün sabah) bu yazıyı yazarken ne cumhurbaşkanı seçimleri ne adaylar ne adaylar üzerinden sürdürülen kavgalar ne de Türkiye’nin bin bir sorunu… Şu anda sadece ve sadece Leyla Gencer’in o muhteşem sesi ve ben, bahtiyarız…
Bahtiyarlığıma katkıda bulunan birkaç şey daha var: Gözlerimin önünde uzanan Paris görüntüsü, pencereden baktığımda gördüğüm Eyfel Kulesi, insanı baştan çıkaran bir Paris güneşi ve hafif bir yaz rüzgârı… Paris’te bir arkadaşımın evindeyim. Evi o müthiş dramatik ses dolduruyor ve Verdi aryalarıyla pencereden dışarı, rüzgâra takılıp kente yayılıyor. O sesle birlikte, Leyla Gencer’le yaşadığım binlerce an ve anı gelip içime yerleşiyor… Arada gözlerimi yazıdan koparıp masanın üzerinde duran kadife kutu içindeki ödüle bakıyorum…
Ödül o sese
Dün akşam verdiler bu ödülü bana. Ama bence bana değil, o sese, Leyla Gencer’in sesine verdiler. (Zaten onun için bu yazıyı bu kadar rahat yazıyorum.) Sarı pirinç plaketin üzerinde Orfeus antik çalgı lirini çalıyor. Üzerinde “Orphé” d’Or” (Altın Orfe)- “Académie du Disque Lyrique” (Lirik Plak Akademisi) yazıyor.


Fransa’nın ünlü meseni Pierre Bergé’nin başında bulunduğu bu kuruluş her yıl opera sanatının her alanına ödüller veriyor. Bu yıl “Ses kaydı içeren kitaplar” diye bir kategori açtılar ve özel bir ödülü benim Fransa’da geçen ay piyasaya çıkan, içinde bir de CD kaydı bulunan “Leyla Gencer” kitabıma ve Leyla Gencer kaydına verdiler (Bleu Nuit Yayınevi).
Gertrude Durusoy’un Türkçeden Fransızcaya çevirdiği kitabı 20 yıl önce yazmıştım. Kendi ülkemde çeşitli yayınevlerinden sonra (halen Cumhuriyet Kitap sürdürüyor yayınlamayı) İngilizce ve İtalyanca baskılarda da içine CD koymayı isteyen ve düşünen çok olmuştu ama bunu kimse başaramamıştı.
Bunu ilk kez Fransa’daki yayınevi başardı. Gencer’in sahneden çekilmiş 50-60 yıl önceki kayıtlarını bulup, bunları titizlikle temizleyip, sadece Verdi aryalarından (hem de en ünlülerinden oluşan) yeni bir plak, bir CD gerçekleştirip kitaba koydu. Kitabımı 20 yıl sonra da olsa Leyla Gencer’in sesi eşliğinde okumak inanın çok farklı. Sevgili okurlar başlıkta “Leyla Gencer fethetmeyi sürdürüyor hâlâ...” demem boşuna değil. Bu bir gerçek…
Leyla Gencer’in sesine, varlığına adadığım ödülü kutusuna koyup, çantama atmalı ve Türkiye uçağına yetişmek üzere yola çıkmalıyım. Ödül töreninin ayrıntılarını yarına bırakıyorum.