LEYLA GENCER: Primadonna and Solitude
ARTTV
Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık
Yazı ve Fotoğraflar: Ayca Güney
İKSV’nin basın bülteninden yararlanılmıştır.
ARTFULLIVING
Ölümünün 10. Yılında Leyla Gencer Anısına
İstanbul
Kültür Sanat Vakfı, 20. yüzyılın önemli opera sanatçılarından Leyla Gencer’i
ölümünün 10. yılında özel etkinliklerle anıyor. Vefat ettiği 2008 yılına kadar
İKSV’nin Mütevelliler Kurulu Başkanlığını yürüten Leyla Gencer’i anmak için
yapılan etkinlikler küratörlüğünü Yekta Kara’nın üstlendiği “Leyla Gencer:
Primadonna ve Yalnızlık” adlı sergi ile başlayacak. Prof. Yekta Kara’nın, Leyla
Gencer’in kişisel eşyalarından hazırladığı bir seçki ile yaşamının farklı
kesitlerinden kayıtlarını bir araya getirdiği sergi, 11 Eylül-10 Ekim tarihleri
arasında Borusan Müzik Evi’nde ücretsiz olarak görülebilecek.
İKSV,
Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından düzenlen 9. Leyla
Gencer Şan Yarışması’nın final serisi 23-28 Eylül tarihleri arasında
gerçekleştirilecek. Yarışmanın birincisi 12.500 Euro, ikincisi 7.500 Euro ve
üçüncüsü ise 3.500 Euro değerinde ödül kazanacak. 28 Eylül’de Lütfi Kırdar
Kongre ve Sergi Sarayı’nda şef Pietro Mianiti yönetimindeki Borusan İstanbul
Filarmoni Orkestrası eşliğinde gerçekleştirilecek final gecesinde jüri üç büyük
ödülün sahibini seçecek. Ayrıca gecede dinleyicilerin oylarıyla Leyla Gencer
Halk Ödülü’nün sahibi belirlenecek. Kazanan isim İstanbul Müzik Festivali’nin
bir konserinde yer almaya hak kazanacak.
Son olarak İKSV’nin Leyla Gencer’i daha da yakından tanıma fırsatı sunmak amacıyla hazırladığı belgesel projesi izleyicilerle buluşacak. Senaryosunu Zeynep Oral’ın yazdığı Selçuk Metin’in yönetmen koltuğuna oturduğu belgeselin gösteriminin Aralık ayında yapılması planlanıyor.
'Primadonna ve Yalnızlık.'
Bu
yıl, Leyla Gencer’in aramızdan ayrılışının onuncu yıldönümü… Üç dev
kuruluş, Milano’daki La Scala Operası, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, bir de
Borusan Sanat, 20. yüzyılın bu çok değerli sanatçısını çeşitli etkinliklerle
anıyor. Öbür gün (11 Eylül’de) Borusan Müzik Evi’nde açılacak olan Yekta
Kara’nın küratörlüğündeki “Primadonna ve Yalnızlık” sergisi de
bunlardan biri…
Sergiye
geçmeden önce nicedir içimden geçeni sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ülkem
beni hatırladı
Sanki
bin yıl önceydi… “Leyla Gencer: Tutkunun Romanı” kitabımı
yazmaya karar verdiğimde yıl 1988’di. Arkamda, önümde, yanımda ne İKSV ne
Borusan ne de herhangi bir kurum vardı. Bir tek Leyla Gencer’in bana güveni ve
sevgisi vardı. Haksızlık etmemeliyim bir de Çankaya Kültür Vakfı’nın bana
sağladığı birkaç İstanbul-Milano uçak bileti vardı. Dört yıl süren çalışma
sonucunda, kitabım 1992’de İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktığında, anında
tükenip çeşitli yayınevlerince yeniden yeniden basıldığında; sonra geç de olsa
onur ödülleri, fahri doktorluk, altın madalyalar, heykeller vb de gelse, Leyla
Gencer’in gülümseyerek söylediği tümce beni hiç terk etmedi… O cümle ironiyle
karışık şöyleydi:
“Cicim, senin sayende ülkem beni hatırladı!..”
Yıllar
boyu Leyla Gencer’i şuna ikna etmeye çalıştım: Ülkemizdeki gerçek müzik
severler, çağdaş evrensel değerleri benimseyenler, onu zaten unutmamışlardı.
Genç
kuşakların onu tanımasına vesile oldumsa, hayatta bir işe yaradım demektir, ne
mutlu bana!
Bugün
koca koca kurumların Leyla Gencer için yaptıklarını gördükçe sevincim
çoğalıyor. Ve için için, kendime minicik bir pay da çıkarmıyor değilim
doğrusu!..
Primadonna
kime denir?
Dönelim
sergiye… Leyla Gencer kitabımın müzik ve opera danışmanlığını da titizlikle
sürdüren Yekta Kara’ya soruyorum, “Nerden geldi bu ‘Primadonna ve
Yalnızlık’ teması” diye…
Önce “Primadonna
kime denir” sorusuyla yanıtlıyor. Malum ülkemizde bir başrol
söyleyene “diva, dünya çapında sanatçı, tanrıça, vb” gibi
unvanlar bol keseden verilir.
Oysa
Yekta Kara’ya göre her başrol oyuncusu, primadonna olamaz. Kişilik, karizma,
geniş bir seyirci kitlesini etkileme ve peşinden sürükleme gücü, dünyanın en
büyük, en seçkin tiyatrolarında sahneye çıkabilme, zirvede geçirilen uzun
yıllar, kendisinden sonra gelen nesillerin bile aşamadığı üstün başarılar
gerekli primadonna unvanını kazanmak için…
Yekta
Kara “Yalnızlık” sözcüğünü olumsuz anlamda kullanmıyor. Kendini
mesleğine adamak, müziğe, sanata, araştırmaya, kendini geliştirmeye adamak
zaten yalnızlığı seçmeyi gerektiriyor.
Bedel
ödemek
Yekta
anlatıyor: “Leyla Gencer, evrensel boyutta kariyer yapmış,
La Scala’da -yani opera evreninin tartışmasız en önemli kurumunda-
elli yıl baş tacı edilmiş, hâlâ önünde saygıyla eğildiğimiz ve her
zaman eğileceğimiz, ülkemizin yetiştirdiği efsanevi bir
sanatçı. Opera sanatçılığının sadece ses ve teknikten ibaret
olmadığını kanıtladı… Araştırmacı kişiliğiyle arşivlerde, kütüphanelerin
tozlu raflarında sıkışıp kalmış birçok operayı buldu ve yeniden yorumladı.
Gençlere ışık tuttu; kendini eğitime adadı, akademi kurdu, yarışmalarla
yollarını açtı, yeni yıldızların doğmasını sağladı.”
Ama
bunlar karşılığında bedel de ödemek zorunda kaldı. O parıltılı yaşamın; o
alkışlarla dolu yaşamın, sahneye tanrıları indirdiği yaşamın gerisindeki
yalnızlık ve ödenen bedel… O bedel vatanından, ailesinden, dostlarından,
eşinden, tüm sevdiklerinden uzakta yaşamasıydı...
Onun
için önce sanatı vardı.
“Primadonna ve Yalnızlık” sergisinde
Leyla Gencer’in sahnedeki şaşaasından çok İKSV arşivinden seçilmiş, onun insani
boyutunu ortaya çıkararak ve çoğunu ilk kez göreceğimiz fotoğraflar
oluşturuyor. Sergi 10 Ekim’e dek sürüyor.
Kaçırmayın!
İstiklal
Caddesi üzerindeki Borusan Müzik Evi'ne uğradığınızda, yıllar öncesinden gelen
bir soprano sessi sizi karşılayacak. Kapıda şöyle bir durup sese kulak
kabartacaksınız. Sonra da o koyu ve duygulu sesin peşinden içeri gireceksiniz.
Borusan Müzik Evi'nin alt katına yerleştirilmiş bir odada, Leyla Gencer’in odasında
saygıyla yürüyeceksiniz.
20’nci yüzyılın en büyük sopranolarından Leyla Gencer’in eşyalarından oluşan “Primadonna ve Yalnızlık” sergisi açıldı. Gencer 10’uncu ölüm yıldönümünde, adını taşıyan şan yarışması ve belgeselle de anılacak.
BİR PRIMADONNANIN HAYATI
BEKTAŞİ
BABA, POLONYALI ANNE
ADANMIŞLIK
VE YALNIZLIK
CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER
BÜYÜK SOPRANO,
ÖLÜMÜNÜN
10. YILINDA
PRIMADONNA VE YALNIZLIK
SERGİSİYLE
ANILIYOR
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 20. yüzyılın en önemli opera sanatçıları arasında gösterilen Leyla Gencer'i vefatının onuncu yıldönümünde özel bir sergiyle anıyor. Küratörlüğünü Prof. Yekta Kara'nın üstlendiği "Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık" başlıklı sergi, Gencer'in kişisel eşyalarından özel bir seçkiyi, yaşamının farklı kesitlerinden kayıtlarla bir arada izleyiciye sunuyor. Sergi, 10 Ekim'e dek Borusan Müzik Evi'nde ziyaret edilebilecek.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Borusan Sanat iş birliğiyle düzenlediği "Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık" sergisi, büyük soprano Leyla Gencer'in yaşamına samimi bir bakış sunarken sanatçının incelikli, duygu dolu kişiliğine saygı duruşunda bulunuyor. "Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık" sergisi, 10 Eylül Pazartesi akşamı sergi küratörü Prof. Yekta Kara, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Hamedi, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak ve Borusan Sanat Genel Müdür Ahmet Erenli'nin katılımıyla açıldı.
'İKSV'de emeği geçti'
Açılışta bir konuşma yapan İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, "İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın kuruluş aşamasında da emeği geçen Leyla Gencer, geniş repertuvarı, araştırmacı tavrı, titizliği ve üstün yeteneğiyle opera dünyasında olağanüstü başarılara imza attı. Uluslararası arenada ülkemizin gurur kaynağı oldu. Klasik müziğin mabedi sayılan La Scala'da yirmi beş yıl başoyuncu olarak sahne aldı. Milano'da yaşadığı bu süre boyunca İstanbul'dan hiç kopmayan ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nı ailesi olarak gören bu büyük sanat- çının yaşamına farklı bir bakış sunan bu özel sergi için Profesör Yekta Kara'ya içten teşekkürlerimizi sunuyorum" dedi.
Serginin küratörlüğünü üstlenen Yekta
Kara, 35 yıl süreyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde sırasıyla solist
sanatçı, müdür ve genel sanat yönetmeni ve başrejisör olarak çalıştı. Halen
MSGSÜ Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'nda eğitmenlik görevini yürüten
Kara, Leyla Gencer'le birlikte de çalıştı. Sergi açılışında konuşan Kara,
"Konu Leyla Gencer olunca onu sınırlı bir alana sığdırmak gerek sözcüklerle
olsun gerek belgelerle olsun, aslında imkânsız. Leyla Gencer, ülkemizin opera
alanında, hatta müzik alanında yetiştirdiği en büyük sanatçıydı. Hiç
tartışmasız. Neden en büyüktü? Çünkü onun kaderi 3-5 temsille, birkaç oyunla,
birkaç rolle sınırlı değildi. O sınavı evrensel boyutta verdi. Ülke sınırlarını
aştı. Dünya onu baş tacı etti. Başarıları çok uzun yıllar devam etti. Tam yarım
yüzyıl... Bu 50 yılın 25 yılı sahne üstündeydi" ifadelerini kullandı.
Leyla Gencer sergisi açıldı
20. yüzyılın en önemli opera sanatçılarından Leyla Gencer vefatının 10. yılında kişisel eşyalarından hazırlanan sergiyle anılıyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 20. yüzyılın en önemli opera sanatçıları arasında gösterilen Leyla Gencer'i vefatının onuncu yıldönümünde özel bir sergiyle anıyor. Küratörlüğünü Prof. Yekta Kara'nın üstlendiği "Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık" başlıklı sergi, Gencer'in kişisel eşyalarından özel bir seçkiyi, yaşamının farklı kesitlerinden kayıtlarla bir arada izleyiciye sunuyor.
Sergi önceki akşam küratörü Prof. Yekta Kara, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Hamedi, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak ve Borusan Sanat Genel Müdür Ahmet Erenli'nin katılımıyla açıldı. Sergi, 10 Ekim'e dek Borusan Müzik Evi'nde ziyaret edilebilecek.
İKSV ayrıca, Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi iş birliğinde, Leyla
Gencer Şan Yarışması'nın dokuzuncusunu 23-28 Eylül tarihleri arasında
İstanbul'da düzenleyecek. 9. Leyla Gencer Şan Yarışması final serisinde 15
ülkeden, aralarında Türkiye'den de 14 sanatçının bulunduğu 44 şancı yarışacak.
MİLLİYET DAILY NEWSPAPER
Serginin
açılışı bu hafta Borusan Müzik Evi’nde yapıldı. Sanatçının üretim aşamasının
başrolünde yalnızlığı vardır. Uzun saatler kendisiyle kaldığı, sessizliğin
arkadaşlığında bir yalnızlık... Ki zordur aslında. Hayat akıp giderken,
insanlar o akışta yaşamaya devam ederken bir odaya kapanmak. Bazen günlerce
kimseyi görmemek, kimseyle konuşmamak bazen yemek yemeyi bile unutmak. Her
şeyden önce ciddi bir adanmışlık gerektirir. Yapılan işe duyulan sevgiyle ve
saygıyla tarif edilen. Bütün o ortaya çıkan eserlerin, pırıltılı başarıların,
alkışların, ödüllerin, dünyaca tanınmış olmaların ardında o adanmışlık ve onun
beraberinde getirdiği yalnızlık yatar bir başına.
Leyla
Gencer’in 20’nci yüzyılın en önemli opera sanatçılarından biri olmasını
sağlayan, üstün yeteneği kadar, onu hayata geçirme sürecinde yaşadığı
yalnızlıktı kuşkusuz. O yalnızlıktan beslendi tekniği, kendine has muazzam
yorumu, göz kamaştıran oyunculuğu. İşte bu doğurgan yalnızlığa ve onu göze
almasını sağlayan adanmışlığına dikkat çekiyor sergi.
Sergi
alanına girdiğinizde sol köşede Gencer’in koltuğu yer alıyor. Başucunda bir
abajur. Yanı başında bir sehpa. Diğer köşedeki masada kitaplar... Balzac, André
Gide, Muhsin Ertuğrul, Nâzım Hikmet, Virginia Woolf, Tolstoy kitapları... Az
sonra sehpanın üzerindeki yakın gözlüğünü takıp okumaya başlayacak gibi. Arada
ihtimal, yelpazesini alıp sehpadan, küçük bir rüzgâr estirecek yüzüne. Sonra
yine okumaya devam edecek. Primadonna’nın okuma yalnızlığı. Usulca çevrilen
sayfaların sesiyle bölünen. Koltuğun arkasındaki ekranda Gencer’in biyografisi
akıyor.
Koltuğun
bulunduğu alanın karşısında Gaveau marka piyanosu. Önünde Verdi’nin
bestelediği, Francesco Maria Piave’nin libretto’sunu yazdığı 4 perdelik opera
eseri ‘Macbeth’in notaları. Notaların arasında Leyla Gencer’in el yazısıyla
alınmış notlar... Ve yine az sonra piyanosunun başına geçecek, kim bilir kaç
saat sürecek provalar. Yalnız.
Piyanonun
az ilerisinde bir giyinme paravanı... Üzerinden kırmızı, mavi, sarı, kavuniçi,
siyah, rengârenk tül şallar sarkıyor. Sahne öncesi son durak. Muhteşem
kostümlerinden birini giyip, sergi alanının tam karşısına kurulmuş sahneye
çıkacak gibi Leyla Gencer. Sahne önünde afişler, arkadaki ekranda, sanatçının
önemli performanslarından örnekler, kendisiyle yapılmış röportajlar,
fotoğraflar...
Yerlerde
ise sahneye çıktığı opera binalarının görüntülerinin bulunduğu ekranlar. Viyana
Devlet Opera Binası, Napoli San Carlo Tiyatrosu, San Fransisco Operası, Londra
Kraliyet Akademisi ve elbette La Scala... Onların arasından geçerek
dolaşıyorsunuz sergiyi. Niye yerdeler? Yekta Kara’nın deyişiyle, “O kadar büyük
bir divaydı ki bütün opera binaları ayaklarının altına serilirdi”.
Leyla
Gencer’in kişisel eşyaları kullanılarak, ‘sanatçının yalnızlığı’ temasının
vurgulandığı çok özel çok samimi bir sergi bu. 10 Ekim’e kadar açık kalacak.
Beyoğlu sonbaharına da çok yakışmış.
Bu
arada bir de not düşmek isterim. İKSV, Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu
Akademisi iş birliğinde düzenlenen Leyla Gencer Şan Yarışması’nın
dokuzuncusunun finali 28 Eylül Cuma akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi
Sarayı’nda şef Pietro Mianiti yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni
Orkestrası eşliğinde gerçekleştirilecek. Dünyanın dört bir yanından gelen
operanın yeni yıldızlarını dinleme şansımız olacak. Biletler satışta. Eğer daha
önce gitmediyseniz bu deneyimi yaşamanızı çok isterim. Gidecek olanlar gün
sayıyor zaten. [filiz.aygunduz@milliyet.com.tr]




















