Leyla Gencer Museum
İki piyanosu, sahne kıyafetleri, fotoğraflarıyla Leyla Gencer'in Milano'daki evinin bütün eşyaları 11 Mayıs'tan itibaren İKSV'nin yeni binası Deniz Palas'ta yaşamaya devam edecek. Müzenin yerleştirmesini de sopranomuzun ölümünden önce "Beni ve evimi kimse senin kadar iyi tanımıyor," sözleriyle, kendisinden istediği sahne tasarımcısı Pier Luigi Pizzi gerçekleştiriyor.
Leyla Gencer’in Milano’daki evi İstanbul’da yaşayacak.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın (İKSV) Şişhane'deki yeni merkezi Deniz Palas'ın ikinci katında alışılmadık bir telaş ve heyecan yaşanıyor şu günlerde... Buna benim heyecanım da eklenince, daha asansörden iner inmez sol tarafa dönüp, gördüklerimle kalp ritimlerimde hızlanma başlıyor. Yarısı açılmış kutular, ortada yüksekçe bir merdivenin üstünde görkemli bir avizeyi yerleştirmeye çalışan bir görevli, çiçek desenli koltuklar, 19. yüzyıldan kalmış gibi görünen bir yemek odası, elindeki vazoya en uygun yeri arayan bir İKSV emekçisi... "Herkese kolay gelsin,'' diyebiliyorum sadece ve gördüğüm her ayrıntıyı unutmamak için sakinleşmeye çalışıyorum. Bu büyük telaşın nedeni, iki yıl önce kaybettiğimiz ünlü soprano Leyla Gencer'in, kendi vasiyeti üzerine İKSV'ye bağışladığı özel eşyalarının müze amacıyla yerleştirilmesi. Bir müzenin kuruluşuna tanıklık etmek nasıl bir mutluluksa onu hazırlamak da ayrı bir zenginlik olmalı. Dünyaca ünlü divamızın Milano'daki evinden getirilen özel eşyaları, büyük bir özenle yerlerine yerleştirilmeye başlandı. Kitaplarının sıralandığı rafların da olduğu bir girişe açılan kapıların ardında yemek odası, iki oturma ve çalışma odası, küçük kıyafet odası ve bir oturma odasından geçilen yatak odası var. Ölümünün ikinci yılında, 11 Mayıs'ta açılacak Leyla Gencer Müzesi'ni gezen sanatseverlerin, kendilerini sanki divayı ziyaret etmiş gibi hissetmeleri hiç de imkânsız değil. Bu yerleştirme çalışmasının baş aktörü ise Leyla Gencer'in 40 yıllık dostu ve çalışma arkadaşı olan dünyaca ünlü yönetmen, sahne ve kostüm tasarımcısı İtalyan Pier Luigi Pizzi. Gencer, ölmeden önce yakın dostu ve La Scala Tiyatrosu Müzesi'nin restorasyonunu da yürüten Pizzi'den, İstanbul'da açılacak Leyla Gencer Müzesi'nin hazırlanmasını istemişti. İşte Pizzi, şimdi bu arzuyu yerine getiriyor. Bu çalışma sırasında ona Gencer'in yakın dostu ve biyografisini yazan Franca Cella ile asistanı Massimo Gasparon’la İKSV elemanları da yardımcı oluyor.
Gaveau İmzalı Duvar Piyanosu
Ben, ''Acaba önce hangi odaya keşfetmeliyim? Bu fotoğraflardakiler kim?'' diye düşünürken, imdadıma Pizzi yetişiyor ve "Gelin, bu odada oturalım, hem daha rahat konuşuruz,'' diyor. Leyla Gencer'in Gaveau imzalı duvar piyanosunun da olduğu odaya girip, bal rengi kadife bir koltuğa oturan Pizzi, bana da yanına oturmam için işaret edince, "Bu koltuklar gerçekten Leyla Gencer'inse, tarihi bir anı yaşamıyor muyuz şimdi?" diyebildim sadece. Bu kadar özel bir müze evde, bir sanatla geçen bir hayatın izlerini de taşıyan koltuğa oturup oturmamak arasında tereddüt ettiğimi anlayan Pizzi, beni rahatlatmaya çalışarak, eliyle bir kez daha oturmamı işaret etti ve ben handiyse koltuğun ucuna iliştim. Yıllarca kim bilir ne heyecanlar tadan Pizzi, duvardaki fotoğraflara dalarak başladı sohbetimize; "Leyla Gencer, benim çok iyi dostumdu. Biz onunla 1960'larda tanıştık. İlk kez 1966'da Floransa'da Gluck'un Alceste operasında birlikte çalışmaya başladık. O tarihten sonra da yıllarca sanatsal çalışmalarımız ve yakın dostluğumuz devam etti. Neredeyse her gün konuşurduk. Leyla Gencer arkadaşlarıyla telefonda uzun saatler boyunca konuşmayı çok severdi.
Daha sonra Donizetti'nin Maria Stuarda, Belisario ve Les Martyrs operalarında da çalıştık. Leyla Gencer gerçek bir Donizetti yıldızıydı. Sonra yine Verdi'nin Macbeth'i başta olmak üzere pek çok eseri birlikte sahneledik. Verdi'nin operalarında da mükemmeldi. Çok zengin bir dramatik repertuvarı vardı. Onunla Türkiye'ye de pek çok kez geldim."
Çok güçlü ve nazikti
Ben araya girip, "Bunca ortak anıdan sonra onu nasıl tanımlarsınız?" diye sorunca, Pizzi hiç tereddüt etmeden devam etti; "Farklı bir karakterdi. Her şeyden önce çok güçlüydü. Çok güzel, çok nazik, entelektüeldi. O, gerçek bir hanımefendiydi. Sahne çalışmalarımıza çok yardımcı olurdu. Çünkü operada en üst seviyede bir stile, yoruma ihtiyaç olurdu. O, her zaman en iyiyi yapardı. Hayatım boyunca onu çok sevdim." Leyla Gencer'in kendi eşyalarının ölümünden sonra da yaşamasını ve sanat hayatının izlerinin sergilenmesini isteyerek, İstanbul Kültür Sanat Vakfı'na böyle bir vasiyette bulunduğunu söyleyen Pizzi, aralarında geçen o çok özel konuşmayı da anlattı; "Bir gün beni evine davet etti ve bu müzeyi benim kurmamı istediğini söyledi. 'Çünkü kimse beni ve Milano'daki evimi senin kadar iyi tanımıyor,' dedi. Ben onun İstanbul'daki küçük evini ve yaz tatillerinde gittikleri Arenzano'da deniz kenarındaki evini de birçok kez ziyaret etmiştim. Bu arzusunu elbette yerine getireceğimi söyleyerek, isteğini kabul ettim. Daha sonra da İKSV'nin Genel Müdürü Görgün Taner'le konuştuk ve o da bunun çok iyi bir müze fikri olduğunu söyledi. Böylece ölümünden sonra Milano'daki evindeki bütün eşyaları İstanbul'a taşındı."
O burada doğdu
Pizzi'ye "Sizce Leyla Gencer, neden bu müzenin İstanbul'da açılmasını istedi?" diye sorunca da yine hiç tereddüt etmeden, "Çünkü o burada doğdu. Ülkesini çok severdi, onu hiç unutmadı. Külleri de Boğaz'a serpildi," yanıtını verdi. Son sözü Pizzi'ye bırakalım; "Bu da benim ona olan sevgimin bir ifadesi... Benden Leyla'ya...''
Leyla'ya sevgimin ifadesi
Leyla Gencer'in La Scala Tiyatrosu'nda dekoratörü olarak uzun yıllar birlikte çalıştığı, yakın dostu Pier Luigi Pizzi, bugün Sferisto Opera Festivali'nin sanat yönetmenliğini yapıyor. 80 yaşındaki Pizzi, 350'nin üstünde temsilde görev aldı. Gencer ile de Alceste, Medea, Belisario, Maria Stuarda, Les Martyrs, Il Vespri Siciliani ve Macbeth operalarında çalıştı. Pizzi, son aylarda sık sık İstanbul'a gelerek, Deniz Palas'ta hazırlıkları sürdürülen Leyla Gencer Müzesi'ni bizzat kendi elleriyle yerleştiriyor. Gencer'in Milano ve İstanbul'daki evlerini çok iyi bildiği için müzeyi yerleştirirken eşyaların nereye koyulacağı konusunda sıkıntı yaşamadığını söyleyen Pizzi; "Onu çok iyi tanıdığım için bu müzeyi benim kurmamı istedi. Leyla'ya sevgimin ifadesi bu," diyor.
SABAH DAILY NEWSPAPER
Leyla Gencer'in evi artık Türkiye'de!
Türkiye'nin opera
dünyasına en büyük armağanı, 20. yüzyılın en ünlü divalarından Leyla Gencer'in
Milano'daki evi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın yeni binası Deniz Palas'ta
açıldı. Binanın ikinci katında 85 metrekarelik alan üzerinde ünlü divanın
Milano'daki evinin bir kısmı yeniden canlandırıldı. Kitaplıktan yemek odasına
kadar birçok bölümün bulunduğu ev, toplam 3 bin 500 eşyanın yerleştirildiği,
uzun ve zahmetli bir çalışma sonunda tasarlanmış. Leyla Gencer Evi'nin açılış
konuşmasını yapan İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Gencer'in
İKSV'nin kuruluş aşamasında büyük emeği geçtiğine değinerek, "Önümüzdeki
dönemde burada çeşitli kültürel etkinlikler de düzenleyeceğiz" dedi. Leyla
Gencer Evi, çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri saat 11.00 ila 16.30
arasında önceden rezarvasyon yaptırılarak rehber eşliğinde gezilebilir.
MİLLİYET DAILY NEWSPAPER
Şişhane’de Leyla Gencer Evi açıldı
20’nci yüzyıl opera dünyasının divalarından Leyla Gencer'in Milano'daki evi, sanatçının vasiyeti üzerine, İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Şişhane'deki binasında yeniden yaratıldı.
Photos © Mahmut Engintepe except Leyla Gencer pictures.
ŞALOM
DAILY NEWSPAPER
Leyla Gencer’in Milano’daki evi şimdi İstanbul’da
Vakıf, 2010 yılının başlarında taşındığı Deniz Palas’ın 2. katında, “Leyla Gencer Evi” adıyla özel bir bölüm ayırarak, 20. yüzyıl operasının efsane isminin yaşamından bir kesiti sanatseverlerle paylaşıyor...
“Viale Maino 17/a –Milano”. Leyla Gencer’in İtalya’daki adresi. La Diva Turca olarak anılan 20. Yüzyıl Opera dünyasının bu ünlü isminin Milano’daki evi bundan böyle Şişhane’deki İstanbul Kültür Sanat Vakfı’na ait Deniz Palas’ta. Restorasyonu üç yıl süren altı katlı binanın her katında ayrı ayrı işlevleri olan bölümler, ofisler bulunuyor. Burada, iki önemli mekânı özellikle vurgulamak isterim. Deniz Palas’ın giriş ve birinci katına yayılan “Salon”, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın performans mekânıdır. Binanın bir diğer önemli, hatta özel mekânı, uzun yıllar İKSV’nin Mütevelli Kurulu Başkanlığını yürütmüş olan Leyla Gencer için ayrılan ikinci kattaki özel bölüm, yani Leyla Gencer Müzesi’dir. Ayrıca, binanın teras katında (6.kat) nefes kesen Haliç ve “Eski İstanbul” panoramasına sahip restoran ve kafeteryayı da belirtmeden geçemem.
Leyla Gencer Evi olarak tasarlanan özel bölümde, sanatçının Milano’daki evinin bir kısmı canlandırılmış bulunmaktadır. Bilindiği gibi Gencer, yaşamının büyük bir kısmını bu kentte geçirmiştir. Onun kişisel zevkleriyle özel ve profesyonel yaşamında değer verdiklerinin, mümkün olduğunca sergilendiği Leyla Gencer Evi’nde sanatçının kişiliğinin, renkli yaşamının yanı sıra, derinlikli yanlarını da yansıtan ayrıntılar bulunuyor. Bu detaylara geçmeden önce, Gencer’in başarılarla dolu yaşamına kısaca bir göz atalım.
Leyla Gencer 10 Ekim 1928’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda tiyatro, bale ve arkeoloji ile ilgilendi. 1950’de çalışmaya başladığı Ankara Devlet Operası’ndan sonra 1952’de İtalya’daki çalışmalarına başladı. Milano “La Scala” Tiyatrosu’nda sahneye çıkan ilk Türk solist unvanını taşıyan Gencer, 1957-1980 yılları arasında burada Verdi, Bellini, Çaykovski gibi dünyaca ünlü bestecilerin operalarında başrol oynadı. Büyük İtalyan şeflerle çalışma olanağını buldu, dünyanın en ünlü konser salonlarında sahneye çıktı. Sayısız rolü kapsayan geniş bir repertuar yelpazesinde, çeyrek asır boyunca, La Scala’da Primadonna olarak sanatını sergiledi. 1985’te opera sahnelerine veda ettiyse de La Scala Korosu’nun genç sanatçılar okulunun yöneticiliğini üstlendi. Aynı tiyatronun opera sanatçıları için kurulan Akademisinde sanat yönetmenliği görevini 2008 yılındaki vefatına dek sürdürdü.
“Leyla Gencer Evi”nden söz etmeye başlarken, İKSV’nin tanıtımını aktarmak isterim. “Sanatçının aynı zamanda yakın dostu olan Pier Luigi Pizzi’nin düzenlediği mekân, son derece özgün bir kişiliğe sahip, operanın yanı sıra, özel yaşamında da etrafındakilerde merak ve hayranlık uyandıran bir kişi olan Gencer’in yaşamına büyüteç tutmayı amaçlıyor. İKSV’deki Leyla Gencer Evi’nde başköşede piyanosunun yer aldığı oturma odası, uzun saatlerini geçirdiği kitaplığı, hiçbir zaman eksik olmayan ve Türk yemekleri sunmaya özen gösterdiği konuklarnı ağırladığı yemek odası, pırıltılı opera yaşamına giren önemli kişilerin fotoğrafları, aldığı ödül ve madalyalar, çok sevdiği aksesuarlar ve giysileriyle yatak odası bulunuyor.”
Bunları bir bütün olarak görebilme şansım oldu. Burası, Milano’daki evin ufak bir ölçekte “reprodüksiyonu” sanki... 85m2 bir alana, orijinal evin belirli bölümleri yerleştirilmiş. Genelde evin dekorasyonunda 17. Ve 18. yy. eşyaları kullanılmış. Piyanolardan biri ve halılar dışında, tüm eşyalar, aynalar, yazı masaları, resimler orijinal, yani Milano’dan getirilmiş. Rehberimize birkaç soru yöneltebildimse de bu ilk ziyaretimde tüm ayrıntıları algılamış olduğumu sanmıyorum. Her ne kadar bu bölüme “Leyla Gencer Müzesi” deniyorsa da sanatçının kendisi bu mekândan, müze değil de “ev”olarak söz edilmesini arzu etmiş. Ve beş kişilik grup halinde, bir görevlinin eşliğinde, ikinci kattaki bu “Ev”e girdik. Cam bir kapıdan girdiğimiz ve birkaç oda kapısının açıldığı holde, bizi bir rehber karşıladı.
Aslında burası, yukardaki tanıtımda sözü edilen “Kitaplık”tan bir bölüm. Sağımızdaki oda, konukların ağırlandığı “Yemek Odası”. Muhteşem çerçevesiyle gözümüze çarpan duvardaki ayna, evdeki tüm aynalar gibi sanat koleksiyonları listesinde bulunuyor. Oturma odasında ilk bakışta, pembe ipek perdeler, duvardaki resimler ve köşedeki piyano dikkat çekiyor. Piyanonun üstü, sanatçının yaşamındaki önemli olayların ve onda iz bırakmış değerli orkestra şeflerinin resimleriyle dolu.
Diğer salondaki piyano Gencer’in Nişantaşı’ndaki evinden getirildi. Gerek bu ikinci piyanonun üstünde gerek duvarda, sanatçının yaşamı boyunca aldığı ödüller yer alıyor. Sağ üst köşedeki, Leyla Gencer’in 1975’te aldığı “Academia Delle Muse” ödülü. Aynı yıl bu ödül resim dalında Marc Chagall’a, sinema dalında da İngrid Bergman’a verilmiş... Tüm odalarda olduğu gibi, yatak odasının duvarlarında da bir hayli resim var. Bu odada, tiyatroda giydiği kıyafetlerin bir kısmı, şık gece elbiseleri, kürkleri, kimonosu, aksesuarları, takıları ve yelpazeleriyle de oldukça ilginç bir mekân...
Yeni binasında İKSV’nin Leyla Gencer’e ayırdığı bu özel bölüm, Opera dünyasının efsane isminin yaşamını sanatseverlerle paylaşmayı amaçlamıştır. Bu mekânı dolaşırken, müze mi ev mi olduğunu düşünmeyebilir, 17-18 yy dekoru ve fonda verilen Gencer’in müziğiyle, bir an için kendinizi pekâlâ La Scala’da hayal edebilirsiniz...
Leyla Gencer’in Evi randevu ile çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri saat 11.00-16.00 arası ziyaret edilebilir.

Time Out diyor ki
Milano’daki evin uzun soluklu ziyaretçilerinden uzun yıllar operada birlikte çalıştığı dekoratörü ve Sferisto Operası sanat yönetmeni Pier Luigi Pizzi, Melahat Behlil, Franca Cella ve Massimo Gasparon’un yardımlarıyla evinden eşyalar getirilerek, 85 m2’de orijinaline en yakın şekilde yaratıldı.
La Diva Turca’nın Deniz Palas’ın ikinci katındaki evinde iki oturma ve bir yemek odası, yatak odası ve bir de ufak giyinme odası var. İki oturma odasında da birer piyano mevcut. Bu piyanolardan biri Nişantaşı’ndaki evinden getirilmiş. 17. ve 18. yüzyıla merakı ile topladığı ayna ve yazı masası, her Türkiye ziyaretinde edindiği çiniler, ilaç kutuları, gümüş takımları, kitaplığında Nazım Hikmet’in İtalyanca şiirleri ve İtalyanca, Almanca, İngilizce felsefe kitapları, camlı bir vitrin içinde madalyaları, çok meraklı olduğu yelpazeleri, sahnede ve ödül törenlerinde giydiği kıyafetleri, notaları ve Gencer’e ait daha birçok eşyayı, evinde yankılanan operalarının eşliğinde geziyorsunuz.
Milano’dan gelen eşyalarına sinen kokusu ve taşınmış anılarıyla aramızda olmadığı şu yıllarda varlığını Deniz Palas’ta sürdürüyor. Yolunuzu bu eşsiz tecrübe için Deniz Palas’a düşürün. Sonrasında ise İKSV Store’daki Leyla Gencer için hazırlanan koleksiyona bir göz atın. Gencer’in ilaç kutuları, gözlük ipleri model alınarak hazırlanan koleksiyon ile kendi evinize de Gencer’den bir parça taşıyabilirsiniz
Başköşede nefis bir piyano... Yüzlerce kitapla dolu bir kütüphane, konukların ağırlandığı ve en derin sohbetlerin yapıldığı sıcacık bir yemek odası, onlarca fotoğraf, ödül, aksesuar... Sahne tasarımcısı Pier Luigi Pizzi, bundan tam dört yıl önce, çok yakın bir dostu için düzenler Şişhane'deki bu evi. Yakın zamanda kaybettiği, yıllarca Milano'da yaşayan o çok değerli dostunun anılarını, kişisel zevklerini ve renkli kişiliğini yansıtır evin her bir köşesine. Fiziken halen Milano'da olan o ev, artık ruhen İstanbul'dadır.
Pier Luigi Pizzi için sıradan bir dost değildir o; 20. yüzyıl opera dünyasının unutulmaz isimleri arasında çok özel bir yere sahiptir aynı zamanda. Türkiye'nin opera dünyasına en büyük armağanıdır. İstanbul Belediye Konservatuarı'nda başladığı şan eğitimine İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte ile devam eder. 1950'de Ankara Devlet Operası sahnesinde Mascagni'nin Cavalleria Rusticana'sında Santuzza rolünü yorumladıktan sonra kısa sürede tanınır ve devlet konuklarına verilen resitallere soprano olarak davet edilmeye başlar. Aynı rol, onu bir anda İtalya'daki ünlü sahnelere taşır. Ve bundan sonra hayatı boyunca opera sahnelerinin başrolünde olacaktır...
Operanın mabedi La Scala'nın 25 yıl primadonnası olmayı başarır. La Scala Tiyatrosu'nda (1957-1980); Verdi, Bellini, Donizetti, Mozart, Monteverdi, Gluck, Çaykovski, Britten ve Pizzetti'ninkiler başta olmak üzere pek çok operada başroldedir. 1956'da San Francesca da Rimini operasında son anda oynayamayacağını haber veren ünlü soprano Renata Tebaldi'den devralır başrolü. Ve sonuna kadar verir de hakkını. 1957'de San Fransicso Operası'nda sahnelenen La Traviata ve Lucia di Lammermoor operalarında da başrolde çıkar sahneye. Fransız besteci Francis Poulenc'in Carmelit'lerin Diyaloğu eserinin dünyadaki ilk temsilinde de başrol (Lidoine-başrahibe) yine onundur. La Scala Operası'nın Köln Operası'nın açılışı nedeniyle düzenlediği turnede Verdi'nin Kaderin Gücü adlı eserinde başrolüyle büyüler herkesi. 1959 yılı Floransa Festivali'nin açılışında Verdi'nin 1849'dan o güne kadar hiç sahnelenmemiş "Legnano Savaşı" adlı eserinde de yine sahnedeki başrol değişmez. 1950'lerin sonlarına doğru yerleştiği Milano, artık onun uzun yıllar yaşayacağı şehirdir. 10 Mayıs 2008'de oradaki evinde kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeder. Her başrolünde dünya onu ayakta alkışlar; ancak kendi ülkesinde, ölümünden sadece 10 yıl önce (70 yaşında) devlet sanatçısı olarak onurlandırılır.
Safranbolulu köklü Müslüman bir ailenin oğlu Hasanzade İbrahim Bey ile Polonyalı Katolik bir aileden gelen Alexandra Angela Minakovska'nın kızları olarak 1928'de Polonezköy'de doğan sanatçı, ölümünün ardından 12 Mayıs günü Santa Babila Kilisesi'nde (Milano) düzenlenen kalabalık bir törenden sonra vasiyeti üzerine krematoryumda yakılır. Külleri daha sonra İstanbul'a getirilir ve yine kendi vasiyetiyle, 16 Mayıs günü yapılan bir törenin ardından Dolmabahçe açıklarında serin sulara dökülür. Boğaz'ın kıyıya vuran hırçın dalgalarına karışan o unutulmaz sesiyle...
Tüm mal varlığı ve eşyalarını, yaşamı boyunca desteğini her zaman gördüğü İKSV – İstanbul Kültür Sanat Vakfı'na bağışlar. Vakıf, 2010 Ocak'ında taşındığı Şişhane'deki yeni binasında, büyük sanatçıya desteğini sürdürür. Bina içinde özel bir bölüm ayrılmıştır. Pier Luigi Pizzi'nin sihirli dokunuşlarıyla ve büyük bir titizlikle, çok sevdiği dostunun Milano'daki evini canlandırarak hazırladığı bu mekân aynı zamanda Türkiye'nin "ilk kadın sanatçı anı evidir. Ve o evin her bir köşesinde, Avrupa'nın "La Diva Turca" olarak tanıdığı isim bir kez daha başroldedir; Leyla Gencer...
Buon compleanno a Pier Luigi Pizzi
FRANCA
CELLA YOUTUBE CHANNEL
Dal video “Momenti di un’artista”, Milano Amici della Scala 2/12/2011
Presentazione del libro di Zeynep Oral “Leyla Gencer/ Il canto e la passione” (Edizione italiana, Mursia 2011 a cura di Alessandra Chiappano) attraverso il dialogo tra le due biografe Franca Cella e Zeynep Oral autrice del libro.
Il giro degli intervalli nella melodia vocale e nel recitativo, le modulazioni, i voli aurati, gli accenti sulle parole, il chiaroscuro lunare; tutto e imparagonabile ad altro presonaggio verdiano, tutto nasce sull’”imitazine” di se stessa, soltanto nel piu carico mistero del cuore e della fantasia. L’immortale amata: Leonore del “Trovatore”. Percio nessına che la interpreti ci appaga mai.
Il Museo Leyla Gencer a Istanbul. Progettato e realizzato da Pier Luigi Pizzi. Situato al secondo piano del Palazzo dove ha sede la Fondazione IKSV, inaugurato il 4 maggio 2010. Riproduce ambienti e clima di vita della casa di Viale Majno a Milano. La casa a Milano
RECORDING
00:42 Riccardo Muti
01:38 Diva capricciosa
02:03 Sulla lettera del Macbeth
02:45 L'Angnese di Spontini
04:26 Petrobelli
06:35 Casa ricreata a Istanbul
14:44 Sulla casa di Milano
15:54 Foto e statua di Alceste dono di G. De Lullo
07:10 Cyscino Belisario di Pizzi
18:24 Foto di De Lullo, Poulenc
20:02 Pier Luigi Pizzi nella casa di Milano 2008
1- IL TROVATORE
2011.12.02 / La Libera Mursia, Milano Presentazione del libro di
Zeynep Oral “Leyla Gencer/ Il canto e la passione” (Edizione italiana, Mursia
2011 a cura di Alessandra Chiappano) attraverso il dialogo tra le due biografe
Franca Cella e Zeynep Oral autrice del libro.
Presentation of Zeynep Oral's book “Leyla Gencer/ Il canto e la passion”
(Italian edition, Mursia 2011 edited by Alessandra Chiappano) through the
dialogue between the two biographers Franca Cella and Zeynep Oral, author of
the book.
1999.12.05 / Teatro alla Scala, Milano Conversazione del maestro Riccardo Muti in camerino dopo la generale di Fidelio al Teatro alla Scala. Il maestro ricorda quando scopri Leyla dal Trovatore Rai TV 1957, ripresa di Renato Caccamo
Conversation with maestro Riccardo Muti in the
dressing room after the general performance of Fidelio at the Teatro alla Scala.
The maestro remembers when he discovered Leyla from Trovatore Rai TV 1957,
filmed by Renato Caccamo
2000.04.13 / Amici della Scala,
Milano Nel montaggio attuale ho inserito
per affinita di argomento citazioni di altri personaggi. Anche Pier Luigi
Petrobelli ricorda il Trovatore 1957 (da Amici della Scala)
In the current editing I have inserted quotes from other characters to
match the topic. Pier Luigi Petrobelli also remembers Il Trovatore 1957
(from Amici della Scala)
1964.07.03 / Anche il direttore Gianandrea Gavazzeni pensava alla Gencer per la sua Leonora ideale. Conductor Gianandrea Gavazzeni also thought of Gencer for his ideal Leonora. Citazioni da Gianandrea Gavazzeni, “Il sipario rosso” / Diario (1950-1976), Einaudi 1997: 3 luglio ’64, p. 566;
Il giro degli intervalli nella melodia vocale e nel recitativo, le
modulazioni, i voli aurati, gli accenti sulle parole, il chiaroscuro lunare;
tutto e imparagonabile ad altro presonaggio verdiano, tutto nasce
sull’”imitazine” di se stessa, soltanto nel piu carico mistero del cuore e
della fantasia. L’immortale amata: Leonore del “Trovatore”. Percio nessına che
la interpreti ci appaga mai.
The rotation of the intervals in the vocal melody and in the recitative, the modulations, the golden flights, the accents on the words, the lunar chiaroscuro; everything is incomparable to other Verdi characters, everything is born from the "imitation" of itself, only in the most charged mystery of the heart and imagination. The immortal beloved: Leonore from “Trovatore”. Therefore no one who plays her ever satisfies us.
1964.07.28 Anglo-American Hotel, Firenze / Citazione da lettera autografa a L. Gencer, 28 luglio’64
Cara Signora,
Grazie per sua lettera del 25 luglio (giorno in cui ho compiuto 55 anni!).
.... mi compiaccio che voglia riposare e curarsi bene. Se Lei mi facesse
quella Leonora che nessuna riesce a farmi mi farebbe proprio il piu grande
regalo.
2- MUSEO LEYLA GENCER A ISTANBUL
2010.05.04 Museo / İstanbul Franca Cella alla inaugurazione del Museo Leyla Gencer
Dopo il momento originale IKSV ho inserito documentazione fotografico della casa di Leyla Gencer a Milano modello ricreato da Pizzi nel museo a Istanbul. After the original IKSV moment I inserted photographic documentation of Leyla Gencer's house in Milan, model recreated by Pizzi in the museum in Istanbul.
La casa di Milano Viale Majno 17/A che Pier Luigi Pizzi ha ricreato al
Museo di Istanbul
The house in
Milan Viale Majno 17/A that Pier Luigi Pizzi recreated at the Istanbul Museum
Above video recording is from FRANCA CELLA YOUTUBE ARCHIVE















