IV. Leyla Gencer Voice Competition
FINALE
Pictures from Semi-Finals
Pictures from Gala Evening

CUMHURİYET DAILY NEWSPAPER
Bir bayrak yarışı
Birkaç gün önce haberini bu sayfalarda okumuş olmalısınız: Leyla Gencer Şan Yarışması yeniden yapılıyor. Sıradan bir haber değil bu... Şu son yıllarda müzikle, operayla ilgili olarak dünyanın neresine gitsem, uluslararası her platformda aynı soruyla karşılaşıyordum: "Ne oldu Leyla Gencer Şan Yarışması'na? Türkiye neden bu işten vazgeçti?" Gel de anlat şimdi Türkiye'nin hiçbir şeyden vazgeçtiği yok, olsa olsa sponsorlar vazgeçmiştir diye...
Dünden bugüne
Bir an için gerilere gidelim: Ülkemizdeki kalıcı hizmetlere imzasını atmış müzik adamı Aydın Gün'ün ne zamandır içinde büyüttüğü bir düş vardı: Evrensel kültüre mal olmuş, opera dünyasında bir örnek, bir referans oluşturmuş Leyla Gencer adına uluslararası bir yarışma gerçekleştirmek... Bu düşünü hayata geçirebilmek için amansız bir mücadele verdi Aydın Gün...
Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması, Aydın Gün'ün önderliğinde Yapı Kredi Bankası bünyesinde gerçekleşti. İlki 1995'te, ikincisi 1997'de, üçüncüsü (deprem nedeniyle bir yıl ertelenerek) 2000'de gerçekleşti. Ve çok büyük ilgi gördü.
Gerek her yıl değişen çok önemli jüri üyeleriyle, gerek katılımcıların niteliğiyle, tüm dikkatleri üzerine çekti. Dünya basınında ve televizyonlarında çok geniş yer aldı.
Ama sonra... Sonra Yapı ve Kredi Bankası, yarışmayı sürdürmekten vazgeçti. Nedenini hiçbir zaman öğrenemedim. Sordum, yanıt alamadım. Sonra Koç Sanat ve Kültür İşleri üstlendi, bütçesi yapıldı, 2002'de yapabiliriz dendi. Sonra onlar da vazgeçti.
Bir ara Kültür Bakanlığı ve Devlet Operaları Genel Müdürlüğü'nün yarışmayı üstlenmesi söz konusuydu ama devamı gelmedi.
Türkiye'nin imajı, Türkiye'nin prestiji deyip durduğumuz yıllar boyunca elimizdeki en değerli uluslararası potansiyel gücü biz devre dışı bırakmıştık.
Dünyaya Türkiye adını bunca onurlu, saygın ve nitelikli biçimde duyuran kaç olay biliyorsunuz siz? Ben, benim bildiklerimi hemen sayıvereyim: Londra'da Kraliyet Akademisi'ndeki "Türkler: 1000 Yıllık Yolculuk" sergisi; Brüksel'de Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki "Anadolu'da Kadın" sergisi, Venedik Bienali'ne Türkiye'nin katılımı, İdil Biret'in, Pekinel'lerin, Fazıl Say'ın dünyadaki konserleri... Özetle tümü de sanatsal olaylar...
2003 ve 2004 yılları boyunca, ne oluyor Leyla Gencer Yarışması diye sorup duruyordum. "Kendini kanıtlamış, tepeden tırnağa yüz akıyla kotarılmış bu olayı yok etmek hunharlık, hoyratlık, günah değil de nedir? Kültür (ve Turizm) Bakanı'nın bu konuda ne düşündüğünü doğrusu çok merak ediyorum" diyordum ama yine yanıt alamıyordum...
Bütün bu süreçte, yarışmanın yapılması gerekliliğine sonsuz inanan ve bu amaçla aralıksız didinen, Dışişleri Bakanlığı'nda kültür işlerinden sorumlu Büyükelçi Şule Soysal'ın adını anmadan geçmemeliyim...
Mutlu son
2005 yılında, bu yarışmanın önemine inanan, kendi misyonlarına denk düştüğünün ayrımına varan Doğuş Grubu ve Garanti Bankası’nın sponsorluğuyla kollar yeniden sıvandı. Dışişleri Bakanlığı’nın desteği ve Borusan’ın katkılarıyla yeniden denildi.
Hem bu kez bana sonsuz heyecan veren baş döndürücü gelişmeler de var bu "yeniden" başlangıçta. Bundan böyle organizasyonu gerçekleştirecek olan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfi ile La Scala Tiyatrosu.
Leyla Gencer Şan Yarışması'nın ayrıntılarını nasılsa haberde okumuşsunuzdur. Ayrıntılara ve yarışmaya başvuru formlarına "www.leylagencer.org" adresinden ulaşabileceğinizi anımsatayım.
Bu yarışma, bence Leyla Gencer’e gönül borcumuzu, şükran borcumuzu ödemenin çok ötesinde bir anlam taşıyor ve Leyla Gencer'in "misyonum" dediği düşünce ve eylem biçimiyle örtüşüyor.
Bu misyon, evrensel, çağdaş kültür bayrağını elden ele yarınlara taşımaktan başka bir şey değil… Genç kuşaklara yeni olanaklar tanımak, geleceğin sanatçılarını keşfetmek, onlara yeni yollar açmak, o yolda ilerlemelerini sağlamak ve onları yeryüzünün ortak kültür ve müzik dünyasının bir parçası kılmak... Bugünle yarın arasında, genç sanatçılar aracılığıyla bir köprü kurmak...
"Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması"... Yarışmanın taşıdığı adın onurundan, hepimizin pay çıkarmaya ihtiyacı var...
Bu onuru yaygınlaştırdığı ve gelecek kuşaklara taşıdığı için yarışmaya emeği geçen ve geçecek olan herkese şimdiden teşekkür ederim.
MİLLİYET DAILY NEWSPAPER





CUMHURİYET DAILY
NEWSPAPER
Leyla Gencer Şan Yarışması Sona Erdi... Sahnede Sevinç Gözyaşları…
Önceki
akşam… Aya İrini Müzesi ağzına dek dolu… Tam ortalarda bir yerde birkaç sıra
koltuk kaldırılmış, üzeri kırmızı örtüyle kaplanmış uzun bir masa…
Dinleyicilerin ortasına saplanmış jüri masası, akustiğin en iyi olduğu yere
yerleştirilmiş…
Uluslararası jüri yerini aldı. Sahneden jüri üyeleri tek tek tanıtılıyor ve
işte sonuncu anons: “…Ve Leyla Gencer!”
Zor
seçim
4.
Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması, Final gecesi işte bu “teatral”
sahneyle başladı… Ve ondan sonra üç saat boyunca, heyecan dozu hiç düşmeyen,
ritmi, temposu, coşkusu, kalitesi hiç azalmayan, duyarlı anların birbirini
izlediği bir yarışma yaşandı.
Leyla
Gencer’den mesaj:
Yarışma
sonrasında Leyla Gencer’le uzun uzun konuşuyoruz. Söylediklerinden altını
çizdiklerim şöyle:
-Bu
yılki yarışmanın kalitesi çok yüksekti. Önceki yarışmalara göre hem ses hem
teknik bakımdan büyük gelişme vardı. Bu gelişmenin ülkemizde de sürmesini
dilerim.
-Türkiye’den tek isteğim var: İçine kapanmasın. Dış dünyaya açılsın. Müzik
dünyasında bu, esaslı, usta hocalar getirtmekle olur.
Gençlerin
ufkunu açmak için bu şart.
-Tüm
gençlere önerilerim: Yarışmalara girin. Yarışmaya katılmak bile önemlidir. Ses
güzelliği yetmez. Söyleme tarzı yani stil, teknik, çok çalışmak ve müzik
bilgisini arttırmak, müzik kültürüyle haşır neşir olmak da çok önemli. Yani iki
arya ezberlemekle olacak şey değil.
-Yeryüzündeki
insanlar ve dünyamız savaşlardan, terörden, cinayet, işkence, entrika ve
köktendincilikten bıktı. Her insanın güzelliğe, iyiliğe, iyi olmaya ihtiyacı
var. Bu manevi ihtiyacı karşılamada sanatın, kültürün, müziğin önemi sonsuz.
Ölünceye kadar bu duyguları, düşünceleri yaymaya, misyonumu sürdürmeye devam
edeceğim…
























