RECITAL

Hagia Eirene Museum, İstanbul
21 July 1986                                   

14. ISTANBUL INTERNATIONAL FESTIVAL 

Leyla Gencer soprano
Vincenzo Scalera piano

Vivaldi Se cerca, se dice L’Olimpiade
Vivaldi Sposa son disprezzata Bajazet
Handel Figlia mia non piangera Tamerlano
Handel O had I jubal’s lyre Joshua
Haydn Thésée, mon bien-aimé, où es-tu ? Cantata Arianna a Naxo (Hob.XXVIb/2)
Bellini Dopo l’oscuro nemo Adelson e Salvini
Donizetti Torna all'ospite tetto...Vieni o tu, che ognor io chiamo Caterina Cornaro
Mercadante Addio felice sponde Didone Abbandonata
Chopin / Viardot 12 Mazurkas II. Aime-moi
Chopin / Viardot 12 Mazurkas V. L’Oiselet

Recording date

Photos 
© YURDAER ACAR, Istanbul

Note: The recital broadcast by TRT

Festival Poster Design by Meral Yılmaz





































Photo © Merih Akoğul, Istanbul
Photo © Merih Akoğul, Istanbul


With İbrahim Gençer at Haga Eirene Museum



With Vincenzo Scalera at Hagia Eirene Museum






BELOW PHOTOS / SALTSEARCH

Aya İrini Müzesi'nde Leyla Gencer konseri

Leyla Gencer Concert in Hagia Irene Museum

YAZAN / ÜRETEN

M. Erem Çalıkoğlu

KAPSAM

İstanbul

FİZİKSEL YERİ

SALT Research

KOLEKSİYONLAR

İstanbul

TÜR

Fotoğraf

BİÇİM

Dia pozitif – Dia positive

DOKÜMAN SAYISI

6

KOD

CALIST0597

HAKLAR

Open Access

HAK SAHİBİ

Çalıkoğlu Ailesi – Çalıkoğlu Family

TEMİN ŞEKLİ

Donation

URL
 

DÜŞÜN MONTHLY MAGAZINE

1986 June
ZEYNEP AVCI
Herkese Nice Nice Festivaller...
İşte önümüzde, 14’üncü İstanbul Festivali programı ve geride akıyla-karasıyla 13 yıllık "festivali” bir geçmiş. "Konsere gitmek", "Tiyatro izlemek", "Bale izlemek" gibi kavramlara yabancı olmayan İstanbullular için İstanbul Festivali artık yılın kilometre taşlarından biri oldu. Gitsek-görsek de gidemesek-göremesek de bu festival bizim festivalimizdir... Haziran 20'de başlar, Temmuz ortasında biter...ken, şimdi Temmuz 21'e kadar sürüyor. Bu yıl festival üç değil, dört hafta.

Gençler için Gençlerle

Bu yıl genç bir festival izlemeye hazırlanıyoruz. "Star" solistlerin pek çoğu, "yolun yarısı"na varmamış yaşlarda. Birkaç örnek vereyim: Henüz 21 yaşındayken New York Metropolitan Operası'nda konser vererek Küba'dan ABD'ye sıçrayıveren Kübalı klasik gitarcı Rey Guerra 28; Amerikalı meslektaşı, yine klasik gitar icracısı Victoria Los Angeles (soprano), Paula Robinson (flüt) gibi solistlere eşlik etmiş olan Eliot Fisk 31 yaşındalar. Mozart solistlerinin ünlü viyolonselcisi Clamens Hagen 20 yaşında. Dünyaca ünlü Filarmoni Orkestrası eşliğinde tek bir konserde çalacak olan kemancı Vaclav Hudacek 34 yaşında. Bir başka orkestrada, Hamburg Senfoni'de aynı şekilde solist olarak çalacak olan yine viyolonselci Antonio Meneses 29 yaşında. Sovyet piyanist Andrei Gavrilov 30, Yugoslav piyanist Ivo Pogorelich ise 28 yaşındalar.
Tüm bu solistlerin Avrupa ve Amerika'da festivallere, yarışmalara katılmış, ödüller kazanmış "dahi çocuklar olduklarını söylemeye gerek yok sanırım.
Öte yandan, özellikle genç dinleyicilerin büyük ilgisini çekecek konuklar, Festival'in gerçekten flaşlarını oluşturuyor. Al di Meola ve Paco de Lucia ile birlikteliği daha sonra da Mahavishnu Orkestra ile plakları ve konserleriyle müziksever gençliğin başını döndüren John McLaughin, adı geçen orkestra ile Spor ve Sergi Sarayı'nda konser verecek.
Paris Caz Balesi, "Grease", "Jefferson Airplane", "Quincy Jones", "Isaac Hayes" vb. gibi, popüler caz grup ve solistlerinin müziğiyle dans edecek.
Yaşayan cazcıların klasik çizgiyi sürdürenleri arasında belirgin bir önem taşıyan piyanist Oscar Peterson, üçlüsüyle birlikte (yaşları 60' ortalasa bile) gencecik bir müzik sergileyecek. Bir caz meraklısı için Peterson ve üçlüyü karşısında görmek bir zamanlar hayalden de öteydi (Türkiye'de tabii).
Yine cazın unutulmaz adlarından Stan Getz'le birlikte çalışmış bir gitar virtüözü, Baden Powell, bu enstrümanın şeytanlarından biri. Brezilyalı gitarcı, programında hem klasik parçaların uyarlamalarına hem de ülkesine özgü temalara yer veriyor. Ne yazık ki yine tek konserde.
Ünlü caz piyanisti Keith Jarret'in üçlüsüyle vereceği konserde de ustaları Art Blakey, Charles Lloyd, Miles Davis'i neredeyse yakalamış sayılan bu cazcının, özellikle doğaçlamalarda büyüleyici olan müzik ustalığını yakından tanıma fırsatı bulunabilecek.

Mozart ve Schubert Ziyafeti

Gelelim klasik müzik programına...
Festivalin açılış konserini, geçen yıllarda yine Festival de tanıdığımız J.F. Paillard Oda Orkestrası, solistler Güher-Süher Pekinel ile yapıyor. Bu konserden söz etmesek belki daha iyi olacak, çünkü yer bulunabileceğini (hiç) sanmıyorum. İki büyük orkestra, Hamburg Senfoni ve Çek Filarmoni orkestraları, iki genç viyolonselciye eşlik edecekler. Hamburg Senfoni'nin Spor ve Sergide vereceği iki konserden ilkinde (1.7.1986), solist Antonio Meneses bulunacak. Programda Beethoven'in "Egmont" uvertürü, Dvorak'ın viyolonsel konçertosu ve Brahms'in 1. Senfonisi yer alıyor. İkinci konserdeyse (2.7.1986), solist İdil Biret (piyano). Mozart'ın "Sihirli Flüt" operasının uvertürüyle başlayacak olan konser, Beethoven'in 7. Senfonisi ve Brahms'in 1. Piyano Konçertosu'yla sürecek. Orkestrayı Heribert Beissel yönetiyor. Beissel on yıldan beri aynı orkestrayı yönetmekte ve Hamburg Filarmoni'yi Mahler orkestrası düzeyine getirdiği söylenerek övgü almakta.
Çek Filarmoni Orkestrası'nın Vaclav Neumann yönetiminde -kaçırılmaması gerektiğine inandığım iki konseri var. Yine Spor ve Sergide. İlkinde (6.7.1986) programda Mozart'in "Prag" senfonisi, Strauss'un "Don Juan" senfonik şiiri ve Dvorak'ın 7. Senfonisi var. İkinci konser ise hemen ertesi gün ve orkestra, kemancı Hudacek'e eşlik edecek. Tüm festivalin tek Mahler yorumunun yer aldığı konserde, Dvorak'ın keman konçertosuyla, Mahler'in 1. Senfonisi seslendiriliyor.
Mozart ve Schubert sevenler için Festival programı oldukça eli açık davranmış. 26 Haziran'da Aya İrini'deki "Schubert Akşamı"nda, yine geçen yıllardan tanıdığımız soprano Renate Holm ve viyolonselci Boris Pergamenschikow ile ünlü piyanist Paul Badura-Skoda'nın Schubert'i yorumlamalarını izleyeceğiz. Bu üçlüden ne müthiş bir şey çıkabileceğini kestirmek hiç zor değil.
Yücelen Dörtlüsü'nün Yıldız Saray Tiyatrosu'ndaki konseri, Schubert'in dörtlülerinden biriyle açılıyor. Amadeus Üçlüsü 24 Haziran'da Aya İrini'deki konserine Schubert'in triolarından biriyle, kemancı Dmitri Sitkovetsky ile aynı yerdeki Bella Davidovich (piyano) eşliğindeki resitaline Schubert'in La Majör ikilisiyle başlıyorlar.
Mozart'a gelince... Çeşitli orkestra ve solistin bu dahi bestecinin yapıtlarını seslendirmekten nasıl zevk aldığını, İstanbul Festivali programına bakarak kanıtlayabilmek olası. Açılış konserinde, Paillard Oda Orkestrası, bestecinin 2 Piyano için Konçertosuyla (Pekinel Kardeşler-Piyano), Keman Konçertosu'nun (Gerard Jarry-Keman) programına almış.
Amadeus Üçlüsü, Mozart'ın Mi Bemol Majör Divertimentosunu, St. Martin in-the-Fields Akademisi sanatçıları da Re Majör ve Si Bemol Majör Divertimentoları ile "Küçük bir gece müziği"ni, Moskova Virtüozları Devlet Oda Orkestrası, Aya İrinideki ilk konserinde (3.7.1986) keman ve viyola için senfoni konçertant ile 15. Senfonisi'ni, Salzburg Mozart Solistleri ise, 15 Temmuz'da Aya İrini'deki konserlerinde (Şef: Hikmet Şimşek) "Küçük bir gece müziği", 6 dans, viyolonsel konçertosu (Solist: Clamens Hagen), Re Majör Divertimento'yu; bir gece sonra aynı orkestra, 11. Divertimento'yu, flüt konçertosunu ve 29. Senfoni'yi seslendirecek. Gözünüz ve kulağınız hâlâ Mozart'a doyamadıysa, Peter Zazovsky (keman), Meral Güneyman (piyano), Mariano Nicolesco (soprano), Mario Rosa Calvo-Manzona (arp) ve Leyla Gencer (soprano) de programlarına Mozart' almışlar, hatırlatalım.
Festival'in klasik müzik solistleri arasında, Fransız org sanatçısı Jean Guillo'yu saymak şart. Şimdilerde 60 yaşlarına yaklaşan sanatçı, programında (St. Antuan kilisesi-6 Temmuz), Bach, Vivaldi ve kendi uyarlamasıyla Liszt'in bestelerini seslendirecek.
Vokal müzikte ise iki ünlü solistimiz, Ayhan Baran (Bas) ve Leyla Gencer (Soprano) var. Gencer'in ünlü bestecilerin aryalarından oluşan programı, bu uluslararası başarısını belki de Türkiye'dekinden daha sağlam kanıtlamış olan sanatçımızın sunacağı yeni bir ziyafet gibi. Baran ise "antik aryalar" söyleyecek ki, sanıyorum unutulmaz bir resital olacak.

Dansedenler

Festival'in tanıtım dosyasında geçen sözcükle "denge" öğesini oluşturan parçalar arasında her yıl orta direk ve orta merak vatandaşın gitmesi olası olan "kitlesel cazibe" sahibi gösteriler vardır. Bu yıl bu parçalar kapsamına sokabileceğimiz biri, Mario Maya Flamenco Dans Tiyatrosu... gibi görünüyorsa da bu sanatçıların ayaklarını yere çarpıp eteklerini savuran flamenkoculardan olduklarını sanmıyorum. Belki programın ikinci yarısında flamenko danslarına geçtiklerinde, filmlerde gördüğümüz dansı arayarak gelenler biraz mutlu olabilirler ama ilk yanda ünlü ozan Federico Garcia Lorca'nın şiirlerinden bestelenmiş "Amargo"nun yorumu, gazino flamenkoculuğuyla ilgisizdir kanısındayım. Eğer öyleyse, vah Lorca'ya....
Bir başka topluluk, Baden Devlet Tiyatrosu'nun Karlsruhe "Danza Viva" bale grubu da (geçen yıl da yorumlanan) Carl Orff'un ünlü "Carmina Burana"sıyla dans ediyor. Gösteri, iki gece üst üste (7-8 Temmuz) Açıkhava Tiyatrosu'nda yer alacak. Klasik baleden hareketle dans eden sanatçıların, bir özellikleri de 17 değişik ulustan gelmeleri.
Festivalin en önemli klasik bale topluluğu Moskova Devlet Klasik Balesi. İşte klasik balenin ta kendisi. Ama Rus balesine çağdaş öğeler sokan bu topluluktan, özgün yorumlar izleyeceğiz. Andrei Petrov'un müziğiyle "Evrenin Yaratılış", Prokofief'in müziğiyle Romeo ve Juliyet, topluluğun programındaki bazı parçalar.

Ulusoy Festivalde

Uzun yıllardır Fransa'da, Paris'te birbirinden başarılı sahnelemelerle Parislilerin İstanbullulardan kat kat iyi tanımaya başladığı tiyatro sanatçımız Mehmet Ulusoy, Festival'de "İhtiyar Adam ve Deniz'i, Theatre de Liberte (Özgürlük Tiyatrosu) ile sergiliyor. Hemingway'in bu yapıtını Ulusoy sahneye uyarlamış.
Festivale gelen bir başka yabancı Tiyatro grubu, İngiliz Trickster Tiyatrosu. Klasik İngiliz Tiyatrosu'nun çizgisi dışına çıkıp, bedensel etkinliği artırarak, sahnedeki devinimlerini akrobasiye varan bir artışa getiren topluluk. "Hayalgücü İçin Eğlence" adlı çalışmayı sahneliyor.
Yabancı tiyatro açısından oldukça dolgun olan programda, Amerikalı sanatçı Irene Worth'ün "Aşk ve Sevgi Mektupları", İtalyan "Theatro D'Arte"nin "Cinecitta" adh güldürüsü de yer almakta.
İstanbul Festivali 14’üncü yılına daha uzun, daha yüklü bir programla girerken, su manzarayı anımsamamak olanaksız. Kış boyunca sergilenen oyunlara bir avuç insan gitmiş, konserlerse hep aynı meraklı ama sayısı belirli kitlenin uğrağı olmuş. Şimdi Festival etkinliklerinde göreceğimiz birçok kişi, Festival kapsamındaki sanat etkinliklerinin birçoğunu 11 ay boyunca unutmuşlar. Oysa 20 Haziran'dan 21 Temmuz'a kadar Yaz programlarını değiştirenler de onlar olacaklar. Hangi programa neden gitmek gerektiğini kulaktan dolma bilgilerle kararlaştıranlar dahil, bir sürü insan konser salonlarının, gösteri binalarının kapılarına dayanacak. Birçoğu da kapıya bile ulaşamayacak. İki nedenle: 1) Pahalılık, 2) Yersizlik... İki kişi bir gösteri izlemeye kalksa, 5000 TL'den aşağı kurtulamayacağı için, "Pahalılık", birçok "flaş" gösteri, yalnızca bir tek kez programa alınabildiği ve birçok kişi için "o" gösterilere gidememek "olacak şey olmadığı" için "Yersizlik". Sonra bakacaksınız, hayatında Hudacek'in adını duymamış yüzlerce kişi sıraları dolduruyor, binlerce müzik meraklısı ise TRT'nin iyi tarafına gelsin de konseri TV'den kuşa çevirmeden yayınlasın diye bildiği duaları sıralıyor... Ve geldik TRT'ye dayandık!
Evet, konunun zorluklarını biliyorum. Ama İstanbul Festivali'ni gerçekleştirmek de bu yaşa getirmek de zordu. Nasıl başarıldı, neler çekildi, bunlar göz ardı edilemez. Bunca zorluğu geride bırakan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın gayretli ekibi, insanlarımızı hem hazımsızlıktan hem de mide kramplarından kurtarmak için, Festival-TRT ilişkilerini biraz daha yakınlaştırıp TV'nin yayın programını genişletemez mi?
Yıl boyunca Hudacek'lerin, Powell'ların, Gencer'lerin dinlenip, tadını unutamayacağımız gösterilerin izleneceği, ya da TRT'nin birkaç (1) kanaldan Festival etkinliklerini bol keseden verebileceği günlerin yakınlaşıyor olması dileğiyle, herkese nice nice Festivaller...

MİLLİYET WEEKLY ART MAGAZINE                                              
1986 July

PLAYBOY MAGAZINE                                              

1986 July

Recording Excerpts                         

Bellini Dopo l’oscuro nemo Adelson e Salvini Act I