THE CONSUL [Konsolos]
Premièr at Philadelphia – 1 March 1950
The Mother NECDET DEMİR/HİKMET SESAR/NERİMAN ESİ contralto
Secret Police Agent HİLMİ GİRGİNKOÇ/RIFKI AR bass
First and Second Plain-clothes men n/a silent
The Secretary MESUDE ÇAĞLAYAN/MESERRET HÜROL mezzo-soprano
Mr. Kofner, waiting in the Consul’s office AYHAN BARAN/SELİM HÜROL bass-baritone
The Foreign woman, waiting in the Consul’s office RABİA ÇUBUKÇU/ŞÜKRAN SÜLÜNER/NİMET AKALIN soprano
Anna Gomez, waiting in the Consul’s office VASFİYE BARANSEL/ŞADAN CANDAR soprano
Vera Boronel, waiting in the Consul’s office NEVZAT ŞENOL/BEHİRE ERSÖZa contralto
The Magician (Nika Magadoff), waiting in the Consul’s office AZMİ ÖRSES/ESAT TAMER/NURİ TURKAN tenor
Assan, friend of John Sorel MUZAFFER GÜRGÜNEŞ/FİKRET KUTNAY baritone
Voice of the Record SAİME KENTMEN/BEHİRE ERSÖZ soprano
ZAFER DAILY NEWSPAPER
«Sevdiklerinizden bir müddet uzaklaşın, onların gerçek değerlerini daha iyi anlarsınız. Ya sizin için büsbütün kaybolurlar veya eskisinden çok gözünüzde büyürler» diyen Colette ne kadar haklıdır.
Hoş, bu sevimli Fransız yazarının sözü, hemen herkes tarafından bilinen ve pek çok denenmiş olan bir hakikatin düzgün bir cümleye sıkıştırılmasından başka bir şey değildir ama, o nispette de çabuk unutulan bir gerçektir. Bu bakımdan hatırlatıyorum.
↑Leyla Gencer’in güzel bir pozu
Bir hayli kekremsi bir hava içinde başlayıp iki aydan beri, hep yer bulunmamacasına devam eden Konsolos operasının başrolünde dört sopranomuzu seyrettikten sonra, 15/2/1953 Pazar akşamı da Leylâ Gencer'i sahnede görünce, Colette' in yukarı ki sözünü hatırladım. Ve bu değerli sanatkârın, eskisinden daha çok gözümüzde büyüdüğüne inandım. Çünkü Leylâ Gençer, Mağda Sorel olarak, geçen yıllarda beğendiğimiz Tosca'dan da Tiefland’deki Martha'dan da ileri bir tamperamanla karşımıza çıktı. Şu hakikate bir daha inandım: Bütün iç varlıkları ile sanatkâr olanlar için, ruhuna girilemeyecek rol yoktur.
Tosca'daki çılgın sevgili, Tiefland’deki dişi köylü ve Konsolostaki aşk ve istırap kadını, Leylâ Gençer'in varlığında bütün duyarlıkları ile yaşadılar. Onun için, hazırlanmakta olduğu Aslı rolünde de bu genç değeri ayni takdirle alkışlayacağımıza inanmak, bir kehanet sayılmayacaktır.
Konsolos operasındaki parlak başarısının ardından gelen saatleri, Amerikan elçisi Mister Mac Ghee'nin, kendi şerefine verdiği suarede geçiren Leylâ Gençer'in sanat inancı da sürekli muvaffakiyetlerine yakışacak kadar özlü.
- İstanbul’da doğdum, lise tahsilimi Yeşilköy'deki İtalyan okulunda tamamladım, diye sorumu cevaplandırdı. Sanat hevesim ta o zamanlarda, Fransız şiiri ile başlamıştır. On üçüncü yaşımı doldurduğum zaman, Fransız klâsiklerinin pek çoğunu okumuş, içime sindirmiştim. Samimi bir heyecanla Trajediye gönül vermiştim. Musiki, iç dünyamın ışığı olmuştu o günlerde. Opera livreleriyle partitürlerini inceliyor ve plâklarını dikkatle dinliyordum. Bu ilgi ile büyüdükçe, sanat benim için ikinci bir din halini alıyordu. Gitgide bütün varlığımdan sıyrılıyor, sanatın gözümde Tanrılaştığını hissediyordum. Artık onun kulu, onun esiri olmuştum. Hayat görüşüm bile değişmişti. Ona kendimi verdikçe, bulanık hislerimin bile durulduğunu seziyordum. Nihayet kader bana bir başka cepheden daha güldü. Kendimi adadığım sanatı, en az benim kadar sevip benim kadar sayan bir insanla evlendim. Bazı menfi olaylar karşısında bocaladığım anlarda eşim bana destek oldu.
Leylâ, sıcak bakışlarını büsbütün mânalaştıran bir canlılıkla «İbo» diye çağırdığı eşine çevirip gülümsedi. Bu bakıştan sonra, sanatkâr hiç konuşmasa da söyleyeceğini söylemişti bana. Fakat o, umduğumdan da üstün taraflarını gösterdi.
- Bence sevgi sadece kelimelere sığdırılabilecek şey değildir. Ve sanat gibi, her kula nasip olmaz. Sevmem diyen insana rastlamak imkânsız gibidir. Fakat duyarak, anlayarak ve saygı göstererek kaç kişi bulabilirsiniz? için sevginin, şahıslar üzerindeki tecellisinden daha çok, bütün insanlığı içine alanına değer veririm ki, bu çeşidinin en yüksek yaratıcısı, yalnız sanattır.
Her birini ayrı ayrı özellikleri ile beğendiğimiz sanatkârlarımızın, bazı buruk hâdiselere, isteyerek veya istemeyerek karışmalarının dışında kalan konuşmalarımdan birini daha yapmış olmanın sevinciyle Leylâ Gençer'den ayrılırken, gelecek eserlerde, hepsine daha üstün başarılar dilemeği bir sanat borcu saydım. [S. Günel]
STATE OPERA MAGAZINE
(1948-1960)
Bizde mazisi henüz çok yeni olan Operamız Batı anlamıyla çalışarak bugüne kadar birçok eserler vermiştir.
1948-1949 Opera Mevsiminde: Palyaço (30), Carmen (7), Madama Butterfly (5) defa temsil edilerek opera mevsimimiz başlamıştır.
1950-1951 Opera Mevsiminde: Rigoletto (34), Tiefland (16)
1951-1952 Opera Mevsiminde: Tosca (32), Yarasa (24), Fidelio (8)
1952 1953 Opera Mevsiminde Konsolos (26), Sevda İksiri (24), Kerem (22)
1953-1954 Opera Mevsiminde: La Traviata (10), Madama Butterfly (4), Cosi fan tutte (22). Lucia di Lammermoor (21), Yugoslav Balesi (3), Oratoryo (Atatürk) (2)
1954-1955 Opera Mevsiminde: Konsolos (4), Tosca (7), Manon (12), Sevil Berberi (11), Il Trovatore (11), Tebessümler Diyarı (15), Hoffman’ın Masalları (6)
1955-1956 Opera Mevsiminde: Rigoletto (7), Paganini (28), Maskeli Balo (11), Don Pasquale (13), Telefon & Medyum (9), Cavalleria Rusticana & Palyaço (8), Don Juan (9), La Traviata (10), Satılmış Nişanlı (7)
1956-1957 Opera Mevsiminde: Satılmış Nişanlı (9), La Boheme (19), Fakir Talebe (13), Carmen (11), Van Gogh (9), La Traviata (13), La Sonnambula (5), Rigoletto (3)
1957-1958 Opera Mevsiminde: La Sonnambula (9), Il Boccacio (23), Cosi fan tutte (7), Sevil Berberi (40), Aida (19), Faust (3)
1958-1959 Opera Mevsiminde: Faust (27), Akıllı Kız (18), Van Gogh (11), Lucia di Lammermoor (16), Turandot (20), Madama Butterfly (8) defa temsil edilerek
1959-1960 Opera Mevsimine Madama Butterfly, Saraydan Kız Kaçırma operası ile girilmiştir.
Ünlü İtalyan bestecisi Gian Carlo Menotti’nin “Konsolos” operası Ankara’da oynanalı 20 yıl oldu (Aralık 1952). O tarihlerde Aydın Gün, hem formunda bir opera artisti (tenor), hem de gelecek vadeden bir rejisör olarak Devlet Tiyatrosu çalışmalarına katkıda bulunuyordu. Aydın Gün, çocukluk çağından henüz çıkmak üzere olan operamıza, olağanüstü bir sanat olayını kazandırabilmenin kaygusuna düşmüştü ve yeni bir şey yapabilmenin heyecanı inde idi.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
Orkestra şefi Helmuth Fellmer
Dekor Tarık Levendoğlu
Sahne teknik şefi Alberto Milano
Magda Sorel Belkıs Aran – Leyla Gencer- Ayhan Aydan – Mukadder Girginkoç
Polis Hilmi Girginkoç – Rıfkı Ar – Selim Ünokur
Kâtibe Mesude Çağlayan – Meserret Hürol
Mr. Kofner Ayhan Baran – Selim Ünokur
Yabancı kadın Rabia Çubukçu – Şükran Sülüner – Nimet Akalın
Anna Gomez Vasfiye Baransel – Şadan Candar
Vera Boronel Neriman San – Behire Özozan
Plaktaki ses Saime Kentmen – Behire Özozan
Gian Carlo Menotti, 7 Temmuz 1911’de kuzey İtalya’da Cadegliano’da doğmuş ve İkinci Dünya Savaşından çok önce, ailesiyle birlikte Birleşik Amerika’ya yerleşmiştir. Küçük Carlo’ya Milano Konservatuvarında gösterilen yakın ilginin şımarıklığa dönüşme eğilimi göstermesi, aileyi ciddi düşündürmüş olacak ki, baba ve ana, Carlo için kesin karar vermek zorunda kalmıştır. Aile, çocuğu Milano’dan Philadelphia’ya götürüp, ünlü müzik hocası Rosario Scalero’ya öğrenci yapmıştır. O gün bugün Amerika’da yerleşmş olan Menotti, İtalyan tabiiyetinde kalmış ve tıpkı büyük şef Toscanini gibi, vatanının acı kaderini yakından kollayıp, İkinci Dünya Savaşının feci sahnelerini sanatıyla dile getirmeyi insanlık görevi olarak benimsemiştir ve Konsolos operası bu yolda bir etkenin eseri olarak meydana gelmiştir. Menotti’nin yazmış olduğu operalar arasında yalnız Medyum (1946), Telefon (1947) ve Konsolos (1950) adlı eserler, kendisine dünya çapında ün sağlamaya yetmiştir.

























